ilk bölümde uykumu getirmiş filmdir. ikinci bölümde daha fazla komedi üzerinde durulmuş gibiydi. o değilde ya salondakilerin espri anlayışı dardı ya da benimki fazla gelişmişti, onlar sadece küfürlere bense içinde ince mesajları olan her espriye güldüm. *
--spoiler-- (gibi gibi)
film beklediğim gibiydi, g.o.r.a. ve a.r.o.g.'a kıyasla komedi daha az, bende öyle bekliyordum açıkçası. sonda ve filmin çeşitli yerlerinde verilmek istenen "türklerin dünyadaki itibarı" ile ilgili mesajlarda oldukça yerindeydi.
esprilerin kalitesi ise tartışılır. yaratıcı bir şey yok gibi yıllardır süren klişeler üzerine bir çoğu ama iyi olanlarıda var tabii. fakat buck berry olayını "beri bak" a falan çevirmişler, ulan ben o ismi duyduğum anda inşallah öyle bir espri yapayım demez falan diye umut ettim. yazık oldu. salon küfürlere kahkahalarla gülünce recep ivedik 3'ün komedi bakımından espri anlayışı küfürden ibaret olan bu insanlar yardımıyla daha fazla ilgi çekeceğini düşünmekteyim.
devamı gelir mi? valla çin'e gidiyorlardı en son.
--spoiler--
yorumları okuyunca izlemekten vazgeçtiğim filmdir. biri diyor muhteşem öbürü diyor paranı çöpe atma! bu kadar zıt tespitler olmasına anlam veremiyorum.
Film gerçekten keyiflidir vasat filan olduğuna diğer pek çok iyi sözlük yazarı gibi bende inanmıyorum o yüzden bence gidiniz pişman olucağınızı hiç zannetmiyorum.
Filmle ilgili kendime göre en süper şey kesinlikle.
--spoiler--
Buck Berry
--spoiler--
kendini sinema konusunda otorite sayan milyonlarca lavuk keşfetmemize vesile olan bir başka türk filmi.
4 milyon insanın izlediği filmi film yerine koymazlar, izleyip gülenlere gerizekalı bunlar yakıştırması yaparlar, kaliteli espri peşinde koşarlar, cem yılmaz ince espri yapar, kimse gülmez daha doğrusu anlamadığı için gülemez, onu da yerin dibine sokarlar. e kardeşim ne emmeye gelirsiniz ne gömmeye. o vakit siz çekin bi komedi filmi, gülmekten altımıza sıçarken, aynı zamanda filmin ne kadar sanatsal, şaheser, baş yapıt olduğunu yazalım. ikisini bir arada yapabilen varsa aranızda çıksın yapsın yoksa susup otursun, yapanı taktir etsin. ulan ne çok sinemadan anlayan adam var memlekette diye düşünüyorum kendini otorite zanneden lavukları okudukça. ee niye bu ülkede sinema hala rezilleri oynuyor ozaman diyorum. susuyorum, bir hüzün kaplıyor benliğimi, açıyorum recep ivedik izliyorum, hemen peşine yahşi batı ya gidiyorum.
bende mi bir sorun var bilmiyorum ama bence cem yılmazın diğerleriyle kıyasla en kötü filmi. çıtayı çok düşürmüş. evet barış çubuğu sahnesi gibi kahkahalarla güldüğümüz yerlerde oldu ama tamam lan bu çok orjinal bir espiri diyebileceğimiz fazla bir şey yok gibiydi. nereye baktığın önemli değil orda ne gördüğündür önemli olan bombası dışında. bir de çakma kızılderilere şerifin para vererek ortalığı karıştıracaksınız, herkes kızılderililerden nefret edecek tamam mı lan sahnesindeki ergenekon göndermesi,şerifin hem polis hem de din görevlisi olması ve günah çıkarmak için kiliseye gelen kişinin önce ibadeti için dinlenip ardından tutuklanması sahnesindeki laiklik eleştirisi c yılmazın liberal kimliğini bir kez daha ortaya koydu. bu kadar sulu bir filmde ülkemizin kanayan yaralarını bu kadar pervasızca işlemeside beni ayrı bir gıcık etti söyleyim. görsel reklam uygulaması, cola turkanın göze sokulması ise hem senaryoyu zorlamış ve dağıtmış hem de filmin bütünsellliğini ve aurasını öpmüş. beğenmedim.
zafer algöz' e iyice hayran olunan film. filmi aldı götürdü diyebilirim o derece. uğur polat' ın sıradanın dışında rol alması ise bence seyirciye sürpriz oldu. gayet başarılıydı.
cem yılmaz yine türkiye sinemasında bir şahasere imza attı. güzel film eleştirmek anlamsız gidin seyredin. küfür var diye eleştirecekseniz hiç gitmeyin. küfür var ama koca filmden aklınızda o küfür kalıyorsa o da ayrı bir saçmalık.
en çok güldüğüm cem yılmaz filmi, espriler goradakinden, 20 kat, arogdakinden 10 kat daha kaliteli.espriler herkesin anlayabileği cinsten değil, gişeye hitap etmiyor.recep ivedikle kıyaslanması saçma, bildiğin sanat bu.oyunculuk çok iyiydi.özellikle zafer algöz çok dikkat çekiyor.
günlük konuştuğu kelime haznesi 150 kelime ile sınırlı olup, o 150 kelimenin de 100 ünü küfürün oluşturduğu bir toplum tarafından küfür ediliyor diye itin götüne sokulan film. aranızda hiç küfür etmemiş olan varsa eyvallah, boynumuz kıldan ince ama, nokta yerine amına koyim diyen insanların filmde küfür var demesi ve yadırgaması ''yarrak afedersin'' tribine sokuyor adamı. komik olmayın, cem yılmaz yeterince komik zaten. hadi dağılın şimdi.
beklentimin yüksekliğinden mi, sinemanın kalabaklığından mı, herşeye höyküren yanımdaki iki arkadaşımdan mı, yoksa arkadan benim koltuğu film boyunca iteleyen veletten mi bilmiyorum ama çok da memnun kalarak ayrılmadığım film olmuştur... filmin en güzel sahnesi, -spoiler vermeye gerek yok sanırım- kimseye etmem şikayet in müziğini dinlediğim an oldu... gülmeye gittik, az daha ağlayacaktım şarkıda... bir de o veledin anasına iki çift sözüm var; on yaşındaki çocuğu zaten sittin sene anlamayacağı filme getirme, getiriyorsun madem bari sahip çık da, çocuk sırtıma tecavüz etmesin... velhasıl-ı son olarak; filmi bir de evde izlemek lazım gelir efendim...
gora, arog, hokkabaz ve her şey çok güzel olacak'a göre bu filmde konunun akışından, dekorlara, kamera açılarına ve göndermelerin çokluğuna kadar herşey farklıydı. jenerik de mükemmeldi bu arada.
afedersiniz ama beygir gibi gülmek için bu filme gitmeyin, reco 3 ü bekleyin derim. çünkü bu film, diğer yapımlardan markalara ve hatta genel anlamda kullandığımız diyaloglara kadar bir çok konuda taşak geçiyor. taşak'ı sadece bizle geçmeklede kalmıyor kendiside nasibini alıyor cemcim (anlayan anladı o iki espriyi).
amerika ve avrupa nın bizi şuan ne durumda gördüğünü o zamanlarda anlatmış olmasıda hoş; son sahnedeki usa başkanına kapak daha da hoştur. barış çubuğu dan sonra ozan güven tıpkı arog da gora ya atıfta bulunması gibi, bu filmde de komutan logar'a pas atması bir alışkanlık oldu bu son iki filminde, kötü de olmadı hani.
ve işin daha da değişik ve hoş tarafı olarak da çizmenin hikayesini anlatan karakterin gora ve arog daki iyilerin dostu, turistlerin düşmanı olan halk kahramanımızın arif olmasıydı. ancak anlatan arif in yanındaki ozan güven ve özkan uğur un canlandırdığı karakterler diğer iki filmde arif in türkiyedeki arkadaşları olarak hiç görünmediler, bu iki abimize artı olarak arog da oynayan ilker ayrık da eklenseydi hoş olurdu zannımca.
yamulmuyorsam bu çizme hikayesini anlatan kişi arifti; ayhan ışık bıyığından ve turist seviciliğinden bu kanıya vardım (bu film için turist sevici yerine kazıklamayı seven arif de diyebilirük). hala yamulmuyorsam yani yanlış hatırlamıyosam zafer alagöz bu karaktere filmin sonunda cem'e arif'cim demişti, bu da bendeki kanıyı sabitleştirdi. ama garantisi yok, öyle değilse bu son iki paragrafı yoksaya bilirsin hacelis, zira kendi kendini de imha edebilir her an. ne kadar çok uzattım abura koyim. (vodvil'e saygılar)
ve daha bir çok yazılacak sayısız iri ufaklı gönderme ve espri var, onlardan da diğer yazarlar sebeplensin.
işin sonucu olarak babolis izle bi şekilde bu eseri, ama filme fazla beklentin olmadan git güzelce eğlen, çok fazla taşak malzemeli espri edin ve mutlu mesut hayatına dön derim. imdb de bu filme 7 verdim.
edit: tahmin ettiğim gibi çizme hikayesini anlatana arif değilmiş zeki adında bir karaktermiş, ancak o tip tam arifin tipinin aynısıdır, bu kadar da olmaz ki. yoksa bize cmylmz arifi hatırlatmaya mı çalıştı.
cem yılmaz'ın aşama aşama gittiğini düşündüğümüzde o ara filmini dört gözle beklememize neden olacak gibi gidenlerin yaptıkları yorumlara bakılınca.
bazıları sevmiyor ama ben herşey güzel olacak ve hokkabaz'ın yerini ayrı tutuyorum. yavuz turgul filmlerinin senaryolarını hatırlatır güzellikte filmlerdi. pek anlamam teknik yanından ama beni ses ve görüntü olarak tatmin etmişti bu filmler. jim carrey gibi 1-2 gişe filmi arasına sıkıştırdığı böyle farklı güzellikte filmeleri vardır ya işte cem yılmaz da bana aynısını yapıyor gibi geliyor. gora,arog ve bu film gişeye yönelik ve bence bu kötü birşey değil. çılgın dershane ve recep ivedik gibi filmler de gişe için yapılmakta ama ne bir kalite var ne bir oyunculuk. o filmlere gidip gülenlerin burada güzel değildi diye ahkam kesmesi de komik aslında.
gidilip izlenilesi hatta dvd'si de arşive katılası film.
nükteli esprileri pek çözemeyenlerin daha arada evlerine dönmesine yol açan über film.
--spoiler--
kentucky fried chicken, kızılkayalar (kardeşi bambi ve dilli kaşarlı), at-kelebek, johnny walker, 10 dakika ara ve aklıma gelmeyen birçok espriyle oldukça güldürmüştür.
--spoiler--
burası yanık külotlu çorap koktu gibisinden espriler yapılmadığı için de üzmüştür. *