yabancı olmak

entry3 galeri0
    1.
  1. dünyanın size, başka bir yıldız sisteminden düşmüşsünüz gibi saçma gelmesidir yabancı olmak.
    bakıp bakıp anlam verememek, hayata ve ölüme dair sorgulamalar yaptığınızda koca bir boşluk bulmaktır.
    kimi insanlar vardır hayatı sevmez ölmeyi özler, negatif derler onlara.
    kimisi de vardır ki hayattan keyif alır, ölmekten korkar; pozitif derler onlara.
    sizse kocaman bir sıfır gibisinizdir. nötr. ölmekle yaşamak arasında bir fark göremeyecek kadar absürd bulursunuz dünyayı.
    sıfır olmak negatif olmaktan bile kötüdür.
    sıfır olmak var olmamaktır, hissedememektir, duygularınızın olmamasıdır.
    sıfır olmak sadece leziz bir yemeğin tadını alabilmek, sadece yüzerken suyun vücudunuza çarpmasını hissetmektir.
    duyularınız haricinde hiç bir şeye sahip olamamaktır sıfır olmak.
    yeni yıkanmış yumuşak bir kazağa dokunmaktaan zevk almak, ama yaşamaktan keyif alamamaktır yabancı olmak.
    bir hastaneye gidip kısa bir süre içerisinde öleceğinizi öğrenseniz , değiştirmek veya yapmak istediğiniz hiç bir şey bulamamaktır . omuz silkip hiç bir şey olmamış gibi devam etmektir.
    çünkü sizin için bir fark yoktur 25inde veya 65inde ölmek arasında. 40 yıl daha var olmanın olumlu veya olumsuz bir yanı yoktur.
    intihar etmezsiniz çünkü sizin için ölümle yaşam birdir.
    ısrarla yaşamak da istemezsiniz çünkü sizin için yaşamla ölüm birdir.
    olan bitenin sizin dışınızda şekillendiği ve sizin sadece rolünüzü oynayıp selam verip çekip gideceğiniz bir sahne gibidir dünya.
    hayatınıza müdahale etmeye kalkışmazsınız. kimileri bunu tembellik zanneder oysa siz sadece geleceği müdahale etmeye ve çabalamaya değecek kadar önemli bulamazsınız.
    var olmayı seven insanlar anlayamaz sizi, neden gidip bir mücadele içerisine girmediğinizi, hayatla cebelleşmediğinizi anlayamazlar.
    hayat bir ırmaktır kimileri inadına onun kaynağına doğru yüzmeye çalışır akıntıyla boğuşur, yorulur, pes etmez hep yukarı doğru yüzer.
    kimisi hayatla inatlaşmaz ve aktığı yöne doğru yüzer.
    sizse kılınızı dahi kıpırdatmadan sırt üstü suya uzanır ve akıntının ellerine bırakırsınız kendinizi. girdaplar olursa döner dolaşır, boğulmazsanız akıntıyla devam edersiniz.
    boğulursanız da boğulup gidersiniz.
    ölüm kimisi için bir yoldaştır, her an ölebileceğini düşünerek hayatının her dakikasını anlamlı kılması için kimi insanlar yoldaş edinmiştir ölüm fikrini.
    ölüm kimisi için bir düşmandır, sürekli uzakta tutmak ve ertelemek isterler, daha sağlıklı olmak için daha uzun yaşamak için çabalarlar. hep hayatları daha uzun olursa bir şeyleri değiştirebielceklerini zannederler. geleceği planlamak, şunu şunu elde edersem bunu bunu yapabilirim demek bu kişilerin işidir.

    sizin içinse ölüm davetsiz bir misafir gibidir. ne onu evinize çağırırsınız ne de geldiğinde kovalarsınız. misafirinizi sessizce içeri buyur edip gülümsemekle yetinirsiniz.

    rammstein vokali till lindemann'ın bugüne kadar söylediği en anlamlı söz 'wir müssen lieben bis wir sterben'
    yani 'ölene dek yaşamak zorundayız.' dır.
    işte bu söz burada yazılanların özeti gibidir.

    sözsüz özetlenmiş hali için yavuz çetin&erkan oğurun dünya adlı parçası veya pentagramın kam'ı dinlenilebilir.

    not 1: bu yazı albert camus'un yabancısına ve jean paul sartre'ın bulantısına ithafen yazılmıştır.
    not 2: yukarıdaki yazıyı sevmiş kişilerin zeki demirkubuz'un yazgı adlı filmini izlemesi tavsiye edilir.
    2 ...
  2. 2.
  3. belirtmeyi unutmuşum.
    ukteydim doldum taştım. ukteyi veren: serkanist
    1 ...
  4. 3.
© 2025 uludağ sözlük