neyin ne olacağını bilmeden konuşmamayı, başa neler geleceğini, zamanın neler göstereceğini beklemeyi öğütleyen kaderci yaklaşım yapısına sahip söz.
hikayesi de vardır...
gelin ata biner bir kaç saat sonra gelin gideceği köye varmış olacaktır.arkadaşı yanına gelerek "hayırlı olsun, artık gelin oldun" der
o da "ya nasip" diye cevap verir.
yani gelin olma hadisesine bir kaç saat olmasına rağmen gelin olunmuşluğu "ya nasip" diyerek garanti sınıfında değerlendirmez.ne olacağı belli olmaz mesajı verir...
canımın sıkılmasının bir sonucu olarak, işte karşınızda bu muhteşem eserin tam metni:
-hepsi ancak bu kadar hocam. münferidin münasıbı mükafatından mütefekkir olandır sözünüzden hareketle, tavsiyelerinizden çokça faidelenerek, yıl sonu kar marjını fevkalade yüksek seviyede tamamladık işallah.
-allah razı olsun. dediklerin iyi gibi amma birşey anlamadık. gelirken de bizim torunlara bonibon, fındık, fıstık gibi al da gel.
-bağış üstüne hocam. sağolun.
-selamınaleyküm.
-aleykümselam.
-bunun böyle asıp kestiğine bakmayın. meclis ortamlarında çok bulunan bir tip. şakşakçılıktan ömrü geçti. bir de gelinle kör eşek yem yemez.
-hocam eşek yem yemez dediniz de aklıma düştü. bu sene hac kurbana denk geliyormuş. benim bıyığıma, kaşlarıma da boya diyorlar ama ben size kurban fiyatını soracaktım.
-yok canım. canım aklınızı bu tür sorunlarla, spekülasyonlarla irdelemeyin. kapitalist oldunuz çıktınız siz de. hiç nasihatten anlamaz mısınız siz?
-hocam pazarcı esnafının durumu da malum zaten. hiçbirşey para etmiyor vallahi.
-konuştuğu lafa bak şunun. millete çarık çürük domatesi, patatesi kakalan; buraya gelin allah bereketini vermiyor diyin. ağaç dikmeden yağmur duasına çıkılmaz. evveliyatında çok efendi, kaliteli bir adam varmış. ebu fısar. ya nasip der dükkanını öyle açarmış. gün olmuş, devran dönmüş. ülkede muazzam bir kıtlık olmuş. tabi ebu fısar da işinden olmuş. ülkenin en zenginlerinden edepsiz bir adamın kapısına iş istemeye gitmiş.
-bu nasıl bir sistem, nasıl bir teokrasidir anlamadım hocam ben. kafam, aklım, fikrim almıyor.
-insan evvele kendinden başlamalı. şu kılığına bir bak. saçın bülbül yuvasını andırıyor. mikrop kapacan; sinek, kurt atacan. kendine gel. imajını düzelt.
-hocam saçla sakalla bu iş olmuyor. biz orada değiliz ya.
-insanoğlu arkadaş seçerken çok hassas davranmak zorunda. yanındakine bak belli olur.
-hocam çok korkuyorum. küçük oğlan abilere diye giderim der, büyük olan aplalara diye gider. evde kimse kalmadı vallaha.
-sinan naptı?
-o, bu yıl sekizinci senesi işte. işallah bir aksilik olmazsa bitirecek. okul mundar oldu.
-eğer insanın bünyesine üç şey sirayet ederse sıkıntı olur. göz, gez, arpacık. bunlardan sakınmak gerekir.
-hocam niye kafa buluyon? çocuklar elden gidiyor diyorum ben.
-gardaşlık çocukları vakfa getir, oraya yazdıralım. hem ilim tahsil etsinler, hem de yenge hanım işallah gezmelerine rahat bir şekilde gitsin. kendini sıkıntıya sokma. stres yapma.
-olmaz. ben gece gündüz ibrahim'in süt fabrikasında sakalımı süpürge edip çalışıyorum. niye? çocuklar adam olsun diye. vatana, millete nitelikli adam lazım. beyin göçüğü var. ipsiz, sapsız adamlarla bu iş yürümez. yarın öbür gün başımıza bela olurlar.
-onu, bunu boşver sen. bu tarafa gel. geçen biz hala oğluyla piknikte iki kişi üç kilo pirzolayı devirdik. yin mi yimen mi? vay dedim be gençlik.
-öbür tarafta ne yiyeceğini düşün hocam. firkatin fecrinden ferikler nispetince firar eylemek lazım ama sen o tarafta değilsin. hep kafan başka yerde.
-biz de çocuk büyüttük. bu saçları dökümcüde dökmedik ki. salıver sokağa çocukları. bildiği gibi yapsın. bir çocuk sen de mi görüldü?
-hocam caniye mani olmak lazım amma.
-diklenme. dik dur. dua edecez. üç yerde duracan.
-üç yerde mi?
-kırmızı ışıkta, levha olan yerde, kontrolsüz geçişlerde duracan. geçmiyecen.
-dua et büyüğümsün vallaha ya değilse kafanda piriketi un ederdim.
-dur kardeşlik. kendine hakim ol. nefsine yenik düşme. çok sesli düşünüyorsun. bir gün fişini çekerler, öyle kalakalırsın. boşver. işi oluruna bırak. ho diyecen altını kürüyüverecen. vakfa gel yarın senin de kaydını yenileyelim işallah.
-bismillah. tam yerine geldik. selamınaleyküm. bereketli olsun işallah.
-aleykümselam delikanlılar. buyrun buyrun.
-yok. afiyet olsun. sağolun.
-gardaşlık buyur. iki alın. beğenmemiş gibi olur.
-teşekkür ederim. ben tokum.
-ama ayıp oluyor ?????. toksan da oturulur beraber yenir ya. biz aç olduğumuzdan mı oturuyoruz? allah ne verdiyse.
-yok teşekkürler. biz yusuf hocamla beraber gelmeden önce söylemesi ayıp kavurma yemiştik de.
-o zaman sen diğerlerini hazırla. muhtardan ikametgahı getir.
-muhtar mı?
-iki fotoğraf, nüfus cüzdanı fotokopisi. onlarla beraber getireceksin. diploma fotokopisini de unutma.
-burs şeyi lazım mı?
-burs belgesini de biz sana burdan verecez işallah. çünkü vakfımızda daha önce sen çalıştın. dört yıllık mezunlarına burs sonucunda iş veriyoruz. sen de buraya iş için gelmemiş miydin zaten? işallah seni işe alacaz. sıkıntı olmaz işallah.
-tamam ben pazartesi başlayım işallah.
-işallah.
-neden anlan ya?
-ben hesap kitap işi hocam.
-iyi o zaman.
-bacanak müracaatını yaptın. biz seni muhasebe bölümüne alacaz işallah. sıkıntı yok.
-kabul et.
-vallaha şimdi birşey diyemiyorum ki.
-bacanak salyan akmış.
-eğer sen bunu kabul etmezsen nankör olun nankör.
-vallahi nankörlük değil hocam. ben yapabileceğimi söylerim.
-ben var ya şimdi ?????
-??? bir dünya hocam yani. bugün siz yarın ben. karşılıklı bu işler. yapamazsam yarın kapıma çıkan gelin maaşı alamam vallaha.
-şurdan bir patates ver de yiyim. sinirim kalktı.
-patates yersen verelim.
-patates yerim de ev yok yiyecek.
-ev mi yok? nasıl yok ya?
-vallaha dört kişiyiz kalacak yerimiz yok.
-dört kişisiniz. ben sana iyi bir ev bulacam bak. seni sevdim. hem de çok şahane bir ev. off.
-ama iki kız arkadaş da var yanımızda. o yönden biraz sakıncalı.
-hmm. iki kız arkadaş mı?
-evet. okuldan arkadaşlar. yanlış anlaşılmasın.
-gardaş okuldan da olsa yanlış anlaşılır. bir yüzük tak.
-o zaman doğru diyor. nişan yüzüğü gibi bir şey tak da yanlış anlaşılmasın.
-ben sizi var ya gelin burda everiyim. hem de düğün yapalım. ne diyon? hadi bakalım. ver elini.
-sağolun hocam. allah razı olsun.
-allah kabul etsin.
-allah razı olsun sizden de.
-bacanak hayırlı mübarek olsun işallah.
-sağol. allah razı olsun.
-pazartesi görüşelim.
allah size de göstersin işallah.
-??? bakalım muammer. bir çanta koy. poşet var mı? poşet ver de şunları bir hazırlayalım. alge. iki pide kalmış kime niye kime kısmet? haaa. ıscak ıscak. közlenmiş patates, soğan, haşlama et.. kaynanan seviyormuş. ???
-hacı abi elinle ayağınla girme ya yemeğe.
-olur mu ya? el ayak girmeden olur mu? onun ilacı o. ilacı o. durun şu yufkaya da sarıyım o öyle besler onu. yufkayla. alge alge alge muammer. dur nereye giden ya? sabahtan beri ben kime söylüyorum
-????????
-dur sen bunu bir yi yarın ayarlarız.
-ama bana fazla bu. ben töbeden yiyemem hocam.
-ben ne diyorsam o. al dedim mi alacan.
-allah razı olsun.
itü sözlük'ten headfucker nickli arkadaş tam metin çıkarmış ki. başucu eseri bence.
Barış Manço'nun şarkı sözlerinde ağırlıkla kullandığı, gerçekten inanılırsa insanı hayal kırıklığından kurtarma gücüne sahip söz öbeği.
"kul ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi,
kimseler anlamazdı, ya nasip, ne demekti."
"bir gün bir yoksul öldü, üzüldü mahalleli
ama bir kefen parasi, bulamadi mahalleli
kul ahmet dedi yalan dünya
çikardi ceketini
örttü garibin üstüne
kaldirdi cenazeyi
sonunda herkes anladi
ya nasip ya kismeti"