murat menteş eğer korkma ben varım'ın bir epigrafında okurlarını yanıltmıyorsa deliliğin defansı adlı eserinde 'kötüler hiç kuşkusuz iyilerin bilmediği bazı şeyleri anlamışlardır.' demiş amerikan. ben bu sözüne takmış bulunmaktayım. geçerli yanları var. ama yine de eksik. iyiler de kötülerin bilmediği bazı şeyleri anlamışlardır.
bu yaştan sonra iyice coşmuştur. midnight in paris'in daha afişi soğumadan to rome with love'i çekip, kanımca murathan mungan'ın ışık hızıyla kitap yazmasıyla yarışacaktır yakında kendisi. ''görülmeyen bir dünya olduğu kesin. sorun oranın şehir merkezine ne kadar uzakta ve kaça kadar açık olduğu.'' demiştir yanakları sıkılası.
deli dialogları barındıran bir başka filminde; banka soyma planı çerçevesinde bitişikteki pastaneyi kiralayan woddy bir anda işlerin patlaması, talep yetiştiremez hale gelmesiyle yine bir içsel kaos yaşar.
(bkz: to love with rome) adlı filmi Türkiye'de ''Roma'ya Sevgilerle'' adıyla vizyona girdi. Filmde kendi de oynayan usta sinemacı, biraz daha herkesin seveceği türden yapıma imza atmış. Film (bkz: Roberto Benigni) ustanın varlığı ile renklenirken, (bkz: Penelope Cruz) da filmin kadrosunda. Seyircide Roma'ya gitme isteği yaratan film, yine de (bkz: Midnight in Paris) adlı bundan bir önceki filminin gölgesinde kalıyor.
merakla beklediğimiz son filmi to rome with love filmi 28 eylül'de vizyona giriyor. bu film için de özel gösterime gitmek isteyenler için unutulmaz aşk filmleri ile ilgili bir yarışma yapılmış. http://bit.ly/moviegamebyterra
fazla realist, ama işte tam da bu yüzden mükemmel nüansları yakalayabilen
ve bunlardan orijinal espriler üretebilen ironi kişisi..
"bana göre hayat korkunç ve sefil olarak ikiye ayrılıyor.
iki kategori.. ölümcül vakalar, körler, topallar ilk kategoriye giriyor..
hayata nasıl dayanıyorlar bilmiyorum gerçekten..
sefalet kategorisine ise geri kalan herkes giriyor.. hepimiz..
hayata dayanabiliyorsan bu sefalete dayanabildiğin için minnettar olmalısın.."
"anne babamızın bize iyi olduğunu söylediği her şey kötüdür.
güneş, süt, kırmızı et ve üniversite.."
son filmlerinde kendi oynamasa da illa bir karakterinde kendini hissettiren büyük sinemacı. vicky cristina barcelona'daki vicky, midnight in paris'teki gil gibi mesela.
annie hall ile çıkışa geçen oyuncu , yönetmen , senarist.
amerikan ve dünya sinema tarihinde büyük yeri olan sanat insanı. filmlerinde çoğu zaman çağına göre yenilikçi bir teknik izlemiştir. siz filmi izlemezsiniz , 1.5 saat boyunca woody allen olursunuz , onunla konuşursunuz. hayattan ne anladığını , ne anlamadığını söyler size. çirkin bulduğu yanları da sivri diliyle eleştirir. pek de çapkındır woody allen.
avrupanın çeşitli şehirlerinde çektiği ve çok beğenilen fimlerinden sonra istanbulda da film çekmesi için teşvik edilmesi gereken yönetmen. burada iş kültür bakanlığına düşüyor tabi.
insanları sınamalısın, onları ara ara terkederek sınamalısın, nedenini açıklamadan üstelik. yaptıklarını değil, söylediklerini ne kadar umursadıklarını görmek için, sen olmadığında yapacakları ile sen varken yapacakları arasındaki farkı görmek için daha iyi bir yol yoktur.
(#15227897) tam anlamıyla bu evet. Ancak filmlerini bir türlü sevemiyorum. Gerçi sadece 3 filmini izledim ancak gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz karmaşık olayları pek sevdiğim söylenemez. Olmuyor yani bir süre sonra "ya tamam iyi yapmışın güzel yapmışında sevmedim yani ben" diyorum. Ama sanatına saygım sonsuzdur o ayrı.
--spoiler--
Eski bir fıkra aklıma geldi, biliyor musunuz; adam biri günün birinde bir psikologa gitmiş ve demiş: " Doktor, erkek kardeşim delirdi, kendisini tavuk sanıyor."
Doktor da: "iyi ama neden onu tedavi ettirmiyorsun?"
Adam şöyle demiş: "Ettirirdim ama yumurtalarına ihtiyacım var."
Sanırım ilişkilerimizin hali bu. Aşağı yukarı. ilişkiler ne kadar mantıksız, çılgınca ve saçma olsalar da onları yaşamaya devam ediyoruz. Çünkü çoğumuzun yumurtalara ihtiyacı var. woody allen
çektiği filmlerden çok ilişkiler üzerindeki tespitleriyle bence yeri bambaşka olan adam. haa ben hem filmlerini hem de tespitlerini seviyorum diyorsanız sizi şöyle alalım:
(bkz: annie hall)
doktora gitmelisiniz, çünkü doktorların yaşaması gerek, ilaçları almalısınız çünkü eczacıların yaşaması gerek, ilaçları içmemelisiniz çünkü sizin yaşamanız gerek.