silent hill 4: the room'da hikayenin etrafında döndüğü karakter.
ana karakterimizin kaldığı odada* veled-i zina olarak dünyaya gelen bu gariban silent hill'de karanlık olayların başlamasına neden olan eski amerikan yerli dinlerine bağlı okült tarikatın mensubu olan anası ve babası tarafından room 302'de ölmeye bırakılır, velakin apartman yöneticisi tarafından bulunur ve hasteneye verilir. ama çocukcağızın makus talihi bir trürlü değişmez. tarikat tarafından bulunur ve beyni yıkanıp türlü işkencelerle büyütülür ve bir mürit haline getirilir. tarikatın elinden kaçınca küçüklükten beri düşündüğü ve sorguladığı annesini bulmaya çalışır ve room 302 de dünyaya geldiğini öğrenir. yavaş yavaş odanın annesi olduğunu düşünmeye başlar ve tarikattan kazandığı sapık okült yetenekler de buna eklenince olaylar gelişir.
(not: daha detaylı bilgiye sahip olanlar bir zahmet...)
Annesinin ölümünü kabullenemeyip onun yaşadığı otel odasına gelen annesini geri istedigini soyleyip duran masum bir cocuktur kendisi. Bu kimsesizlik duygusu gitgide saplantiya dönüşür ve otel odasini annesi olarak gormeye baslar. Tabiki de odanin yeni kiracisi henry onun için açık hedeftir. yetimhanedeki kafadan kontak hocasi Dahlia Gillespie den ogrendigi "21 sacrements" ayniniyle de insanları oldurmeye baslar buyuyunce... oyunun sonlarina dogru hic unutmam gecmisteki walter sullivan ile karsilasan bas karakterimize iki şık yoneltilir. "Oyuncak tavsan robbie yi kucuk walter a verelim mi vermeyelim mi ?" Oyunun sonunu degistiren bu soru aslında kader denen şeyin ne kadar da ince bir çizgi olduğunu gosterir. Çok yoğun, kasvetli ve duygusaldir. Yureginiz kaldirirsa oynayin derim.