tamtamina simdi 2012 yilina rengarenk bir geceyle "merhaba" diyen sehir.. sevgili viyana insaallah evvelkinden fazla yüzümüzü güldürürsün bir rahat nefes aldirirsin..
tarihi eserlerini gezmek, iki günde mümkün olmayan şehir.
bir mevsim gezersen, ancak biter tarihi eserleri, muhakkak görülmesi gereken yerleri.
her mevsimde farklıdır bu Tuna nehrinin inci gibi süzüldüğü şehir.
dolayısıyla, gezmekten usanılamayan nadide, tarihi bir şehirdir.
şehir içi ulaşımı, gerek metro, gerek tramvay ve otobüs gibi vasıtalarla harika olan, ama bunları kullandığınızda ciddi manada pis kokularla içli dışlı olmak zorunda olabileceğiniz bir şehir.
not: Prater denilen lunaparkına çok geç saatte gidilmemesi tavsiye edilir.
bu aralar soguk olmanin bokunu cikarmis olan sehirdir. an itibariyle -15 derecedir ama siradan -15 degil, gozlerinizden yas getiren, yuzunuzu cizen, icine yun kulotlu corap bile giymis olsan bacaklarini donduran, yuz kaslarini 2 dk icinde hissetmeni engelleyen bir -15 derecede su an.
enteresandir, bu sehir ozellikle kisin gunesin cok nadir yuzunu gosterdigi bir sehirdir, hep kar kiyamet olur ama bu sene 1 kez yarim yamalak bir kar yagdi, onun disinda sirf gunes. ama kis gunesi altina gecince hafif bir isinirim demeyin, aydinlatmak disinda hicbir fonksiyonu yok o gunesin bu aralar cunku hava cok soguk. evdeki koltugu bile isitmadi o gunes.
evimden 50m ileride market var ve ben acliktan olmek pahasina markete gitmeye korkuyorum biliyor musun sozluk?
--spoiler--
1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince "Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal edildiğini biliyor muydunuz ?
--spoiler--
amsterdam ile beraber, avrupada pisligin en yogun oldugu batakhane sehirdir viyana! kimi yerler ankara gibidir. gezerken akliniza bahceli, emek, kavaklidere taraflari gelebilir. cünkü gercekten bazi yerleri oralari andirmaktadir.
yakin zamanda ab ye bulgarlar, cekler ve romenlerin girmesi ile hirsizligin tavan yapmasi bir olmustur. ayrica kendi ülkesinde adam olamamis bir cok türkte vardir bu sehirde. onlar adina kendinizden utanirsiniz ya o derece. birlik beraberlik duygusu, bu sehirdeki türklerde yoktur. biri, digerinin umrunda degildir. onun icin yasanilacak degil, gezilecek bir sehirdir o kadar.
viyana her gidişim de içimde bir uhte, elimde bir adrenalin, göğüs kafesimde derin bir nefes. keşke zamanında alaydık geri verirdik sonra içimiz de uhte kalmazdı.
zamanında Osmanlının "iyiki" alamadığı şehir.
düşünsene o zaman alsalardı, şimdi canım şehrin her yerinde dönerci, kebapçı, çiğ köfteci türemişti. her yerden kuyruk yağı ve tavuk dönerin iğrenç kokusu gelirdi. doğu kültürünün kirlettiği, mahfettiği bir yer olurdu viyana.
böyle iyi. hala keşke alabilmiş olsaydık diyenler var. istanbulu aldınız da ne oldu, içine sıçtınız güzelim şehrin.
ecnebi hayranlarının şehir diye gördüğü yer. osmanlı orayı olsaydı avrupa bugün türkçe konuşurdu. gözünü avrupa'nın suniliği bürüyenlere güzel gelen balon şehir.
diğer adı türkalmanya. her işletme, her çalışan, etraftan gelen her ses mi türk olur anlamak imkansız. buraya 6 kişilik arkadaş grubunda tek türk olarak gitmiştim. müzede, markette, restoranda sürekli bir türk görüp konuşmam insanların fazlasıyla garibine gitmişti. kolonimiz desem yutturabilirdim sanırım.
Ocak şubat aylarında soğuktan insanı hayatından bezdiren, avrupa'da en iyi ulaşım hattına sahip, ve kepçe kulaklı ama bir o kadar da güzel kızları olan şehirdir.
şehir merkezindeki tarihi yapıların ve ormanların hemen hemen hepsinin korunduğu, katledilmediği, sokakları tertemiz ve düzenli, kusursuz şehir.
ister istemez kıyaslama yaparak bizim insanımızın yaptığı doyumsuzluklar ve hayvanlıklar sonucunda anası sikilmiş istanbulu düşünerek insanın moralini bozan şehirdir ve beni ciddi anlamda utandırmıştır.