--spoiler--
"Zekat yardım etmez, ego tatmin eder. Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise yoksulluğu tamamem ortadan kaldırmak.''
--spoiler--
zamanında bir kıza aşık olmuştum.sonra benden gitmişti.
bir zamanlar beni sevmişti bile...
ahh sözlük 3 yıl sonra ilk defa karşılaştık bir kaç ay önce.
aynı akşam mesaj attı.
boğazım düğümlendi.ona bir şiir gönderdim.
şiirin içinden bir cümleye ağladık beraber ''sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar''
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli
Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
ölürken; ''tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. bu benim için kafidir.'' gibi bir laf etmiş fransız şair ve yazar.
Hayatta öyle musibetler vardır ki , zayıfları alçaltır ; Güçlüleri yükseltir . Mahrumiyet bir harp meydanıdır ; o meydanın kendisine has kahramanları vardır ... Onlar gözlerden uzak olsalarda Allah'a pek yakındır ...
Artık bedenimize küçük gelen bu çocuk elbisesi, "nankör" der, "bir zamanlar kötü havalarda seni koruyup ısıtmadım mı?" O çürümüş balık; "Beni neden yemek istemiyorsunuz, beni denizden çıkarmadınız mı?" der...O sevdiğimiz koku; "Bir zamanlar ben koklamayı sevdiğin bir güldüm." der. Ceset: "Ah, seni ne çok sevmiştim!" der. Manastır da kişioğluna "Ona medeniyet getirdiğini" söyleyecektir. Evet fakat bütün bunların tek bir yanıtı var: "Evet ama, bir zamanlar..." Ölen şeyleri sonsuza kadar yaşatabileceğinin hayalini kurmak, hükümetleri mumyalaştırmak, sakat doğmaları önlemek, sandukaları yaldızlama, yıkılan manastırları tekrar yapmak, boş inanları beslemek, tutuculuğu güçlendirmek, kiliselerdeki kutsal su kaplarını ve kılıçları yenilemek, manastırları askeri güçle donatmak, parazitlerin çoğalmasıyla beraber toplumun kurtuluşuna inanmak, geçmişi zorla günümüze yüklemek, bütün bunlar çok çelişkin fikirler... Ama böylesi fikirlere yandaş olan geniş yığınlara yayılan bir yöntemdi bu. Siyah bir ineği beyaza boyar ve alın işte size beyaz bir inek derlerdi: "Bos cretatus."