askeri eğitim adı ile gençleri 15 ay zorunlu eğitime alınmasını kabul etmeyen kişilerin yaptığı eylem. 15 ayda çok uzun değil mi? diye düşünmüyor değilim. 2 ay bilemedin 3 ay temel askeri eğitim için yeterde artarda. asker sayısı ve nüfüs oranında dünyada üst sıralardayız. 72 miyonluk bir ülkede 700 binden fazla asker bulunmaktadır. hayır bu askerliğide polislik gibi meslek haline getirseler hem işsizliğe bir nebze çare olur hemde profesyonalleşme sağlanır. tüm t.c vatandaşlarınıda kadın erkek ayırtetmeden alırsın 2 ay eğitime olur biter.
anayasanın 72.maddesine göre yasak olmayan haktır. zira söz konusu madde lafzen " vatana hizmet, askerlikle ya da biçimi ve süresi meclis tarafından belirlenecek başka bir kamu hizmeti ile yapılabileceğini" söylemektedir. lakin askeri ceza kanunu'nun 45.maddesi bu hakkı yasaklamıştır.
normalde anayasanın 11. maddesine göre " yasalar, anayasaya aykırı olamaz." demektedir. görüldüğü üzere ack'nin 45. maddesi anayasaya aykırıdır ve buna rağmen uygulanmaktadır.
Asker, devleti canlı bir organizma gibi düşünürseniz, devlet organizmasının kendini savunma aracıdır.
insan bünyesini baz alırsanız, dışarıdaki mikropların, virüslerin saldırdığı şeyler de Lökositlerdir. Bir beyaz kan hücresi vicdani olarak mikroplarla savaşmak istemiyorsa daha da vahimi bunu halkı askerlikten soğutmaya çalışarak yapmak istiyorsa, o, beyaz kan hücresi kılığına girmiş bir mikroptan başka birşey değildir...
bunu vatanını seven de pek ala yapabilir. başka bir insanı öldürmeyi reddetmek, mıntıka temizlemeyi reddetmek, komutandan küfür işitmeyi reddetmek, orduevinde beleşe enstrüman çalmayı reddetmek vs. illa ki hainlik olarak algılanmamalıdır. "canımızı millet için gerçekten feda etmek gerekiyorsa, bazı köpük faşistlerden bunu daha iyi biliriz." not: son cümle tam metnini hatırlayamadığım gandhi'nin bir sözünden uyarlama.
inanmadığı şeyleri yapmak istemeyen insanların -günceli olan askerliktir- bunu reddetmesi ...
toplumsal baskı nedeniyle'' yürek isteyen '' bir iştir...
mezun olmus bir adam var karsinizda, bu adam okulda is hayatina donuk hic bi bok ogrenmemis. -cogumuzun oldugu gibi- bu adam isi bitirince askere gitmek zorunda, donunce is bulmak zorunda. ozel sektor zaten uc kurusa calistiriyor, devlete girmek istese hazirlanmak zorunda oldugu bikac tane sinav var. adam kisa donem/ uzun donem askere gitmek yerine ulkeye baska turlu hizmet edebilir neticede. vatana hizmet adi altinda askeriyenin personeline hizmet veren lokallerde servis yapmak zorunda mi? eline silah almak zorunda da degil isin kotusu, madem bu is bu kadar ciddi, personelden kis azicik profesyonel adamlari hazirla- gonulluleri. esek yukuyle de para ver o adamlara, iyi bir egitimi de. askerlik meslektir, zorunluluk degil. teror bu kadar can almasin istiyorsan profesyonelleri gotur oraya kardesim ben cocugumu/ kocami gondermek zorunda miyim? orda ne isler dondugu belli olmayan, kacakciligin had safhada oldugu bi yere neden gitsinler? neden bu oyunun bi parcasi olmak istemek zorundalar?
kisaca vicdani ret en azindan bu ulke icin elzem. askerlik gibi saygideger bi isi sadece isteyenler ve bu konuda iyi egitimliler yapmali.
Küçükken, ufacıkken, kısa pantolonlarla gezerken sohbet konusu olurdu askerlik. " ben gönüllü olarak doğuya gidicem olm " derdim ben, bi diğeri " subay olucam lan ben sonra doğuda sniper la adam avlıcam " gibi hayaller. Yok böyle bir ülke sevgisi! Ha bide şu vardı aynı muhabbetin başlamasına bu cümle önayak olurdu " olm türk ordusu dünyada 6. Avrupa 3. orduymuş " ve büyüdük biz. Gerçek sandığımız efsanelerin bir bir yalan olduğuna tanıklık ettik. Düşünmeye ve sorgulamaya başladık. " Nasıl dünyanın en büyük 6. ordusu çapulcu topluluğunu yok edemez " gibi gayet naif ve biraz safça bi düşünceyle alev aldı tüm o çocukluktan kalma dogmatik düşüncelerimiz. Sonra öğrendik ki meğer oraya bilerek konulmuş o Pkk, bugün kucağında bi dizinden diğerine bizi hoplatan abd tarafından. Şimdilerde öğreniyoruz ki bi vakitler köyleri basılıp kaçırılan ve kurşuna dizilen ve bunu pkk yaptı denilen eylemler derin devlet ve " ergenekon " yapılanmasının, Jitemin, onun, bunun ve bilimum devlet kurumlarının işiymiş! Bu ordu için mi istedik biz doğuya gitmeyi? " vatan savunmak " gibi bi tamamen safça ve sevgi ile düşünülen bi olgu bu derece mi kullanıldı? Neymiş efendim " vicdani ret " vatan hainliğiymiş. Hangi vatandan bahsediyosun sen? Yıllarca bizi kandıran vatan ve devlet mi? " Sen benim kıçımı korudun şimdi sıra bende mi? " eğer ki vietnamda olsaydık ya da ırakta abd kapıma dayandığında koşa koşa giderdim ben senin kıçını korumaya merak etme sen. Ama pkk yüzünden olmıcak benim o askere gitmem. " gönüllü " olarak doğuyada gitmicem ben. sırf yapıp kurtulmak için ve evet 5 ay falan yapıcam eğer kalkmazsa kısa dönem askerlik. Nasıl en rahat geçiririm diye düşünücem. Sırf sen düşünemiyorsun, sorgulamıyorsun başıma gelenler " neden ve kim tarafından? " diye ben vatan haini olmıcam.
emperyalist bir ülkede kabul edilebilecek, mazlum bir ülkede kabul edilemeyecek tavır. örneğin bir abd ya da ingiliz vatandaşı, vietnam'da, ırak'ta, afganistan'da bir petrol yada paylaşım savaşına katılmak istemeyebilir. ama bir vietnam, ırak ya da afganistan askeri ben vicdani retçiyim diyerek savaşkan uzaklaşamaz çünkü savaş evine gelmiştir. türkiye de abd işgalindeki bir bölgeden kaynaklanan saldırılara maruz kalan bir ülkedir. askere gitmemenin etik bir gerekçesi olamaz. keyfin istemez, kaçarsın ama buna bir ahlaki kılıf uyduramazsın.
osmanlıya ilk matbaa makinesinin gelmesi gibidir.
bunun suçlusu tabii ki halkın kendisidir. sanırım geç aydınlanıyoruz biz(sanırım mı?)
her bi boku çok biliyoruz ya, o yüzden burnumuz boktan çıkmıyor senelerdir. ekonomiyi düzelttik, insan haklarını layıkıyla sağladık, eğitim ve sağlığı parasız hale getirdik. şimdi bir tek vatan borcumuz kaldı.
vicdani ret'tini açıklayanların bu ülkede başına neler geldiğini görmek istemeyenler tarafından askerlikten kaçmak, göt yememesi olarak nitelendirilen kavramdır.*
apoletli amcalara bedava amelelik yapmak istemeyen er kişinin çıkış yolu. tatlı canım her türlü milliyetçi zırvadan kıymetlidir. şanlı türk ordusu kapıma dayandığında açıklayacağım.
--spoiler--
Anayasa Mahkemesi,vicdani retçilerin sürekli cezalandırılmasına yol açtığı gerekçesiyle AiHM'nin Türkiye'yi mahkûm etmesine neden olan "emre itaatsizlikte ısrar" düzenlemesinin iptali istemini 'usul yönünden' reddetti
--spoiler--
Zaten çatışma yok gideceksin soğan falan soyacaksın. Diyerek aslında vicdani reddin ne kadar gereksiz olduğunu vicdani reddi anlamayanların açıklamasıyla öğrendim.
Aslında sorun şu ki
Vicdani reddi anlamamış ve anlamak istemeyenler sürekli saçma sapan sözler ile gereksizliğinden hatta olmaması gerektiğinden bahsediyorlar.
Anlayabilirler aslında ama istemiyorlar.
Bak arkadaşım biz başka bir dünyanın varolabileceğine inanıyoruz.
Ve inandığımız bu dünyayı yaratırken
Bu dünyada olmasını istemediğimiz şeyleri ortadan kaldırmaya çabalıyoruz.
Savaşmak barışı sağlamaz. Barış için savaşılmaz.
Menfaatler için savaşılır. *
Savaşarak zulüm bitmez.
Savaşarak silah sanayisi patronları zengin olur, ve diğer tüm çıkarı olanlar zengin olur.
Biz köpek gibi savaştıkça onlar zengin olur. Biz öldükçe daha da zengin olurlar.
Ben bu pislik çarkı daha fazla çevirmek için araya katmak istemiyorum.
Ordular varoldukça devam edecek oysa bu.
O zaman orduya katılmak istemiyorum.
Ordu otoritesini korumak için her zaman tehdit yaratacaktır. Savaş yaratacaktır. Ve sana şimdi olduğu gibi sev beni ben seni koruyorum diyecektir.
Hiçbir ordu şefkat bahçesi, anaokulu değildir.
Sonra tabi ki
Emir altına girmek zorunda değilim. soğan soymak zorunda değilim.
Erkekliğin ne olduğunu bana emirle öğreteceklere ihtiyacımda yok.
vicdani ret sadece benim canım insan öldürmek istemiyor, ben emir almak istemiyorum diyen bir hareket değildir.
bu hareket Daha iyi bir dünya için bir yaratacaktır.
Ama bunu diyince biliyorum ki söyle düşünebilirsiniz.
Vicdani ret olsa sadece böyle olmayacak keyfi istemeyende askere gitmeyecek, teröristi destekleyende askere gitmeyecek. Sadece o dünyayı arzulayanlar mı gitmeyecek diye.
iyi ya gitmesinler. Daha güzel vicdani ret hakkını kullanmak içinde. Savaşın olmadığı dünyanın arzusuyla yaşamakta gerekmez. Gitmiyor olması yeterli kalır kısmen.
Hele hele işkence yapmaktan çekinmeyen. Sadece vicdani retcilere mi peki ? hayır
ve bu işkencelerde katillere kimse dokunamazken, onlar korunuyorsa.
Orada bana dair hiçbir şey yok.
benim kutsallarım için mücadele vermiyor. ayrıca ben kutsal saydıklarım için bile silahlı mücadeleye katılmam.
Henüz ben de askere gitmedim. Ama gideceğim.
işkence de ölmek istemiyorum.
Hele hele işkencede öldükten sonra bunları yapanların ellerini kollarını sallayarak gezeceklerini bilirken ölmek istemiyorum.
Benim yaşadığım yerde böyle şeyler olurken her gün daha fazla vicdanım elvermiyor katılmaya.
Sonra bir de hukuksal bir çıkmaz söz konusu.
Ama sizin vicdanınızın normal karşıladıklarını benim ki karşılayamıyor üzgünüm.
Ben gideceğim askere ama inanıyorum vicdani rettin yasallaşmasını görmeye ömrüm yetecek.(çatışmada falan ölmessem)
son olarak
kardeşim bir pilottu
bir pilottu kardeşim.
güzel bir günde emri geldi.
hazır etti çantasını
güneye doğru koyuldu yola.
bir fatihti kardeşim.
yerimiz yoktu yaşamaya.
topraklar ele geçirmekti
öteden beri hayalimiz.
kardeşimin fethettiği yer şimdi
guadarrama dağlarında
boyu tam bir seksen,
derinliği bir elli.
kelimelerin ahangine ve büyülü hülyasına kapılmış insanın ciddi ciddi inandığı, üzerine insani ve alabildiğinde kutsal vasıflar yüklediği ve her zamanki gibi yine hedefi şaşırtarak kişiselleştirdiği bir diğer kavram. aynı demokrasi, insan hakları, özgürlük kelimeleri gibi. bizim memlekette böyledir gerçi, tumturaklı bir ifade görünce illaki onu kutsallaştırmamız, içini balık sırtı doldurmamız gerekir illaki. tabelanın üzerinde "sorsavuş beldesi yaşatma, yardımlaşma ve dayanışma derneği" yazar içeri girersiniz, ortam tilki çıkartmaya yetecek kadar sigara dumanına haiz ve dernek dayanışma ekibi bu dumanın altında pişpirik oynayabilecek kadar görev bilincine sahiptirler.
vicdani ret tanımlamasına da bu şekilde bir açıklık getirmek gerek, vicdani ret mefhumu ancak, ortada orantısız bir güç kullanımı varsa, göz göregöre bir insanlık suçu işleniyorsa, bir katliam ya da bir soykırım durumu varsa, savaş ve saldırı nedeni sayılması gereken koşullar ortada yoksa ancak böyle durumlarda kişi suça ortak olmamak için, kendi vicdanına ve insanlığına sığdıramadığı için vicdani retden bahsedebilir. yani gerçekten vicdanı ilgilendiren bir durum olursa vicdani redden bahsedilebilir. aksi takdirde durduk yere, keyfe keder, askerliğin vatani görev sayıldığı bir ülkede, karşı taraftan senin sivil halkının hayatını tehdit eden ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü bozmak için insanlık dışı her tür suçu işleyen canilere karşı silah tutan körpecik askerler canlarını feda ederken vicdandan bahsedilemez.
neymiş efendim, insan öldürmeyi reddediyormuş. ulan dürrük sana kim insan öldür dediki ? altı üstü akşama kadar soğan soyacak, mıntıka temizliği yapacaksın. emir altına girmek istemiyorsan, g.tün yemiyorsa askerlik yapmayı çık doğruca söyle illaki bu duruşuna bir kutsallık atfetmek mecburiyetinde değilsin ki.
askerlik koşullarının çok ağır olduğunu, insan halet i ruhiyesine uygun olmadığını, mantıksız bulduğunu söyle açık açık, düzeltilmesi gereken eksikliklerini söyle ama bu vicdani red hikayesi de nedir arkadaş.
atilla olgaç'ların ülkesinde, her askerlik yapan adamın, hamaset edebiyatı ile harman ettiği sözüm ona kahramanlık hikayesini dinleyerek vicdani retçi olursan orda da bir dur demek gerekir.
açıkçası ben, türkiye'de her askerlik yapan askerin birilerini öldürmediğini, çatışmaya dahi girmediğini bildiğim için bu vicdani red olayından rahatsızlık duyuyorum.
ayrıca kimliğinde bir ülkenin ismi yazan bir fert, sivil asker dinlemeksizin katliamlar yapmış, gözü kan bürümüş bir düşmanı, bulunduğu ülkenin askeri zorunluluklarını yerine getirerek, gerektiğinde ülkesinin bekası, ait olduğu milletin zarar görmemesi için neden üzerine düşen vazifeden vicdan azabı duyar anlamıyorum.
haydi böyle bir durum sahneleyelim, diyelim ki vicdani redcinin biri zorunlu olarak askere alınmış, bir çatışmaya katılmış veya düşmanla karşı karşıya kalmış böyle bir durumda iken bu adam, kendi üzerine nişan almış bir adama karşı ben vicdani redçiyim dese, hatta götünü gökkuşağı renklerine boyayarak bayrak gibi sallasa dahi karşısındaki adam sırf bu sebeple onu vurmaktan vaz mı geçecektir ?
bu ülkenin evlatları, zulüm yapmanın zalimlik olduğuna inandı, ama zalimliğe boyun eğmenin, yapılan zulmü görmezden gelmenin de zalimlik olduğuna inandı. böyle bir durumda ortada suçsuz yere kaybedilen canlar varken, zulme göz yumamaz, gerçekleri göz ardı edip, vicdani retle falan ruhunu rahatlatıp ölümleri ört bas edemez.
askere gitmek istemeyen ve sahte çürük raporu alan birçok kişiden daha onurlu bir biçimde çıkıp ben askerlik yapmak istemiyorum diyenlerdir vicdani retçiler.evet gerçekten gönülden destekliyorum.kimse kimseye istemediği birşeyi yaptırmamalı.
türk milletinin birlik duygusunun zedelenmesi, tsk'nın gücünün uzun vadede zayıflatılması, farklı insanlarla bir arada kardeşçe yaşayıp onları daha iyi anlamak için ortaya çıkan bir fırsatın mümkün olduğunca yok edilmesi, türk devletinin saygın kurumlarının yıpratılması, halk arasında infial yaratmak, ülkeyi bölmeye çalışmak gibi amaçlarla askerlik kurumunu zedelemeyi düşünen ve destekleyen; misyoner, emperyalist, terörist, bölücü gurupların götlerinden peydahladıkları kavram.
kendi güvenlikleri için şehit olan, aile düzeni bozulan insanları gördüğü halde vicdani sızlamayan; sözde vicdan tellalı kişilerin oyuncak edilerek veya yukarıda sayılan unsurları bizzat yapmayı deneyerek desteklediği kavramdır da.
askerliğin isteğe bağlı olmasını, uzun vadede kaldırılmasını amaçlayan bir düşüncenin sadece bir ayağıdır bu kavram.