tipine fena halde gıcığım. sota bi yerde yalnız yakalarsam ağzını burnunu kırabilirim. şiddete meyilli olduğumdan değil ancak her gördüğümde bu his uyanıyor sözlük.
1500 kere yazıldığını tahmin ediyorum ama dayanamayıp ben de yazıyorum diyorum:
gurme olmuş ama yemek yeme adabını öğrenememiş kişi.
ben bu denli kötü bi şekilde yemek yiyen görmedim. ne o gurme, ben gurmeyi yerim; afiyetle.
yemek fetişistidir. geçen önüne bi yemek geldi, adamın resmen gözleri yaşardı. babaannesi, küçükken yaparmış o yemeği. yemeği kaşıklayışı, ağzına götürmeden önceki inceleyişi ve büyük final yemeğin damakla buluşma anı. herhalde yemek yerken izlenilecek bir adam varsa o da milor'dur.
gerçek bir gurmedir. "lan adam yemek veriyo, dur iki öviyim" yavşaklığı yapmamakta; dili damağı doğrultusunda giderek doğru bildiğini söylemektedir.
ülkem insanı yıllardır "ne gözel olmuş bu keşkek, ehehe, ne de zordur yapması, mmmmmh şahane olmuş vallahi, anaaaa! erişte pilavı mı, şahaane şahaane, işte lezzet budur mmfff eki eki" tiplemelerine alıştığı için hard gelmektedir ama işin özü şudur: gurme acı söyler.
bir yemeği çok beğenmişken diğerini yerden yere vurabilir; ki şiarı budur.
gurme insanının beyni tat alma organının "dillendiği" organdır; yani yemeğin lezzetine başka başka (arkadaşlık, samimiyet, riya vs.) ilaveler yapmaz beyin. sadece rayiha ve tatları biraraya getirip o potada eritir ve dile vurur.
bu bağlamda milor tam bir gurmedir ve iyi ki de vardır.
not: duyduğum kadarıyla kendisi lisedeyken harçlıklarını biriktirirmiş iyi yerde iyi yemek yemek için. biz o dönemde neler için biriktiriyorduk acaba paramızı, yemeklerimizi tost ile geçiştirirken.
CV yollayıp, yanında çıraklık etmek istediğim, zevk ve ciddi damak zevki olan insandır. Programı sürekli izlenirse sadece yabancı mutfaklar üzerinde değil, yerli mutfaklarımız konusunda da çok ciddi tecrübe sahibi olduğu rahatlıkla fark edilebilir. insanın dibini düşürecek bir kariyeri güzel yemekler ve şarap adına terk etmiş bir adamdır ayrıca. Dahası Mehmet Yaşin'in, Vedat Milor kıvamına gelmesi için daha epey pembeleşinceye kadar kızarması veya kulak memesi kıvamına gelinceye kadar dinlenmesi lazım gelir(bana göre).
gurmeden başka her şeye benzeyen tip insan. adam kalkmış gitmiş güzel ülkemin bir ucundaki yörenin en meşhur tatlıcısına, tatlıcının karşısına oturmuş adamın sütlecını kaşıklıyor. sonra ağız burun kıvırıyor şöyle olsa böyle olsa. akabinde yurt dışında bir benzerini yediğini ve çok daha başarılı olduğunu söylüyor. sütlaç türk tatlısı değil mi allasen? neyi neyle kıyaslıyorsun anlamam ki?! bir yudum şarap tadacak, bardağı elinde döndüre döndüre bir hal oluyor millet ikinci kadehi dolduruyor o bir yudum almadan.
illa bir gurme izleyecekseniz mehmet yaşin'in cnn turk'te yayınlanan yol üstü lezzet durakları programını izleyin. adamın bir yemek yiyişi var ki höpüredeterek, bıyıklarını çorbaya sokup çıkararak. başta biraz ilginç gelebilir ama en azından her şeye burun kıvırmayan, anadolu'nun değişik lezzetlerini tanıtan çok daha güzel bir program.
inanıyorum bir gün bu adamın oyunun yapacaklar "vedat milor the gourmet" diye, biz de verilen görevlere göre yörenin yemeği yapıp beyefendiyi zevke sokmaya çalışacağız.
yemek nasıl yenir ?
sorusuna verilecek cevaptır. ayrıca vakti zamanında millet ev, araba almak için para biriktirirken, kendisi biriktirdiği paralarla italyada, ispanyada yemekler yemiştir. yalan değil gerçekdir. ama onlarda zamanla midenin görevi dahilinde kanalizasyonu boylamıştır, fakat tadı damaklarında kalmıştır.
(bkz: adam haklı beyler)
can sıkıntısından ve açlığın verdiği mallıktan dolayı bir süre denk geldiğimde izlemiştim kendisini. ilginç diyaloglar gelişiyor, ilginç konuşmalara sahne olunuyor, bazen ağzın açık izliyorsun, bazen "hadi canım sende" diyorsun.
şimdi bu beyefendiyle ilgili benim anlamadığım bir nokta var. abicim buraları okuyorsan bir dön bana rica ederim. van'ın erciş ilçesinin tomaklı köyündesin mesela (salladım köyü). mekan sahibiyle koyu bir sohbettesin, etlerden, yemeklerden, yöresellikten bahsediyorsun. her şey çok güzel.
ama abicim n'olursun köyünden adımını ara sıra van'a atmış amcama "fransa'da bu eti az pişirip yanında bordo şarabıyla rosetti niyetiyle veriyorlar" gibi bir şey deme. o amcam anlamadığı şeye "evet" dediğinde benim yüreğim cız ediyor.