yemek fetişistidir. geçen önüne bi yemek geldi, adamın resmen gözleri yaşardı. babaannesi, küçükken yaparmış o yemeği. yemeği kaşıklayışı, ağzına götürmeden önceki inceleyişi ve büyük final yemeğin damakla buluşma anı. herhalde yemek yerken izlenilecek bir adam varsa o da milor'dur.
1500 kere yazıldığını tahmin ediyorum ama dayanamayıp ben de yazıyorum diyorum:
gurme olmuş ama yemek yeme adabını öğrenememiş kişi.
ben bu denli kötü bi şekilde yemek yiyen görmedim. ne o gurme, ben gurmeyi yerim; afiyetle.
tipine fena halde gıcığım. sota bi yerde yalnız yakalarsam ağzını burnunu kırabilirim. şiddete meyilli olduğumdan değil ancak her gördüğümde bu his uyanıyor sözlük.
yemek için yaşayan bir adamdır.*
bilmem dikkat ettiniz mi? adam kaşığı ağzına götürürken elleri titriyor, o denli heyecanlanıyor yeni bir tat deneyecekken; bravo.
bir insan bu kadar mı iğrenç yemek yer. kaşığı ağzına sokamıyor bu adam, çatalı da çıkaramıyor.
az mücadele etmese salyaları akacak tabağına.
en güzel yemeklerin olduğu sofrada bu adamla karşılıklı otursam, bir lokma yiyemem.
nasıl gurme olmuş bilmem yiye yiye civataları gevşemiş ağzının herhalde.
son gördüğümde ben makarna yerken kendileri pastırmalı pideleri midesine indirmekteydi. zat-ı şahaneleri bir gurmedir. yemek ve şarap üzerine tüm kalitesini konuşturur. ntv'deki programında türkiye'nin dört bir yanındaki keşif bekleyen veya ün salan bir çok mekanı tanıtmaktadır.
gurme kelimesine aşina olup bir bünyede vucut bulduğuna şahit olduğum ilk insandır vedat milor..
genelde aç iken programına denk gelmemi de kendi şanssızlığıma bağlıyorum.
bir kere de bu adamı tok karnına izlemek nasip olmadı ..kariyerini öğrendikden sonra daha bir saygı duyduğum güzel insan.
adamın etli bir yemek olunca beğenmeme ihtimali sıfır. kastamonu' da yağın içinde yüzen iskenderimsi bir yemek yedi, adamın eli ayağı birbine girdi, heyecan bastı ve tabiki lezzete beş yıldız verdi. afiyet olsun.
kastamonu'da bir iskenderci mi kebapçı mı öyle bir mekana gittiği bomba bir programı vardı. mekan sahibi, gözlüğü, ince bıyığı,konuşma şekliyle tipik bir orta anadolu insanıydı. vedat milor her zamanki çok bilmiş boşboğazlığı ile(aslında ağzı doluydu ama neyse*) fransanın da güneyinde dağlardan bilmem ne mantarı toplarlar,rosto üzerine sosu da yapılır hatta çok beğenirim tarzı birşey demiş amcam da "evet efenim evet" diye mırıldanarak kafa sallamıştı. tebrikler vedat milor anadolu esnafına fransız mantarını tanıttığın için.
sinir bozucudur kendisi. yer içer bizde izleriz. güzelim balıkları leziz şaraplarla, canım kebapları yayık ayranıyla, italyan işini fransız işiyle götürürken akşam yiyeceğimiz pilavın makarnanın hazır çorbanın içine edesimiz gelir.
aşçıların allahım bana vedat milor damağı ver dediği ve her yemeğe bir kulp bulup bunu daha önce bizanslılar tadından yiyemiyordu o yüzden unutuldu ta ki günümüze kadar diyecek kadar bilge gurme....