gerçekten gurme falan değildir. yemekten anlamaz. tarihini bilmez. yöntemini bilmez. yoksa herkesin kendine göre damak tadı var ama herkes program yapamıyor. kendisinin tek artısı kendisi gibi başka sıradan insanlardan biraz daha fazla yer görüp değişik restoranlarda yemek yemiş olması. bu parası olan herkesin yapabileceği bir şey. yurdaer kalaycı ile yaptığı programda boş olduğu iyice ortaya çıkmıştı zaten.
gurme olmasa da, rahat kafada bir adam olduğu için başbakan olmasını isterim ama...
Yemeklerin sadece tadına bakıp yorum yapıyor, güzel. Ancak tabağındakileri tamamen bitirdiğini hiç görmedim. O kadar aç insan var. Yazık değil mi atılan onca yemeğe...
bugünkü programında masada mantar yemekleri yerken ve yediği her mantarı uzmana anlattırırken aşağıdaki hareketiyle yardırmış gurmedir.
-evet bu yediğim mantarın adı ne?
-fransızlar "trompette de la mort" der.
-la mort ölüm demek değil mi, zehirli mi yoksa?
-yok yenebilir, o anlamda değil. mahşeri bildiren uzun alete benzetmişler bu mantarı.
-neyse emin olmak için siz de yiyin, buyrun. (vedat milor abimiz, tabaktan bir kaşık mantar alır ve uzmana doğru uzatır.)
-tabii canım yerim.
vedat milor bekler, uzman yiyip, ona bir şey olmadığı için, kendi de yemeye başlar...
bu adamı eleştirenler acilen vedat milor'un eğitim hayatını okumalı, bizim ülkede millet adamı sadece yemek yiyen birisi olarak biliyor, adam şeref derecesi ile üniversite bitirmiş yetmemiş, üniversiteler bitirip, inanılamaz başarılar yakalamış, yani vedat milor'un yemek konusunda ki uzmanlığı eğitim hayatının yanında hobi gibi bir şey kalır o derece.
Üşengeç tayfa için eğitim hayatı ;
--spoiler--
Galatasaray Lisesi'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü yüksek şeref derecesi ile bitirdi. Bir dönem London School of Economics'te eğitim gördü. Amerika'ya Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'ne gitti, sosyoloji doktorası yaptı. 1986 yılında doktora tezi için bir yıl Fransa'da kaldı. Doktora tezi "Planning and Economic Development in Turkey and France: Bringing the State Back in", 1990 senesinde Amerika'da, American Sociological Association tarafindan senenin en iyi doktora tezi seçildi. Doktorası bitip askerliğini de yapınca Dünya Bankası'nda işe başladı. iki yıl süren görevinde bir süre de Kemal Derviş'le çalıştı. Sonra Brown Üniversitesi'ne, sosyoloji bölümüne asistan profesör olarak girdi. Princeton Üniversitesi'nde Institute For Advanced Study'ye davet edildi, bir yıl misafir öğretmenlik yaptı. Stanford Üniversitesi'nde hukuk okudu. ilk yüzde 10'a girerek bitirdi. Aynı okulda doçent olarak çalıştıktan sonra bir ara bir şirketin hukuksal işlerine baktı. Daha sonra Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde, öğretim üyeliğine başladı. Milor orada politik ekonomi, istanbul Koç Üniversitesi'nde ise uluslararası ilişkiler dersleri verdi
20 günlük süt kuzusu yedi diye eleştirilen gurme. Süt kuzusu denen yavruların yaşı en az 6 aydan küçük ise onu kesmekte yemekte zaten caiz değilmiş dinen. fakat milor bu konuda eleştiri getirenler bu işi bu pencereden bakmıyor tabi. zira kendisi aynı zamanda şarap uzmanı.
bu adamı izlerken bazen hayattan aldığı keyfe imreniyorum. hem kariyeriyle, hem yaptıklarıyla ve geldiği noktayla saygıyı hak eden bir insan. tarafsız bir bakış açısıyla, gurmelik anlamında türkiye'de elitliğin ve nazifliğin geldiği en üst noktalardan birini temsil ediyor gerçekten.
bi adam düşünün kokoreçi yerken süt kuzu mu yoksa normal kuzu mu olup olmadığını anlıyo.
Nasıl oluyo bu ya? Diyosun televizyonun başında kendi kendine. işte öyle kıymetli bi şahsiyettir efendim.
Varolsundur.