berkeley varoluş üzerine en hakiki yorumu yapmış. insan farkında olsun ya da olmasın en büyük sosyal iç güdümüz başkalarının gözünde var olabilmektir. hayattaki tüm çabamız bu güdüyü karşılamaya yöneliktir.
fernando pessoa ise işe çok daha korkunç bir boyut getirerek algılanmanın imkansız olduğunu dile getirir. şöyle ki pessoa'ya göre;
''Hiç düşündün mü senin bana, benim sana nasıl da görünmez olduğumuzu? Hiç düşündün mü ne kadar cahiliyiz birbirimizin? Birbirimizi görmeden görüyoruz. Birbirimizi duyuyor ve sadece kendi içimizdeki sese kulak veriyoruz. Başkalarının kelimeleri kulaklarımızın hataları, aklımızın denizlerinde olan kazalardır. Ne kadar da güveniriz başkalarının kelimelerine yakıştırdığımız anlama!''
"(...) doğan bunalımı yaratan bunların hiçbiri değil. sebep her zaman çevremde bulunan insanlar, beni tanımayan ya da ancak benimle olan temasları ölçüsünde ve günlük teranelerle tanıyan insanlar- ruhumun boğazına sarılıp orada, etimde bir tiksintinin düğümlenmesine yol açanlar onlar. hayatlarının, benim hayatımın en dıştaki katmanına paralel iğrenç tekdüzeliği, benzerlerim olduklarına içtenlikle inanmaları- sırtıma forsa kıyafetini geçiren, beni bir hapishane hücresine tıkan düzmece bir varlık, bir dilenci yapan işte bütün bunlar."
''bugün, sokakta ayrı ayrı, birbiriyle kavga etmiş iki arkadaşıma rastladım. ikisi de kavgayı anlattı. ikisi de doğruyu söyledi. ikisi de gerekçelerini gösterdi. ikisi de haklıydı, sonuna kadar haklıydı. başka şeyler ya da olayların farklı yüzünü görmüş olduklarından değil. hayır. her ikisi de olayları harfiyen nasıl olduysa öyle görüyor, aynı kıstasla değerlendiriyordu; ama her biri farklı bir şeyi görüyordu. dolayısıyla haklıydı. gerçeğin varlığındaki bu ikilik karşısında şaşırıp kaldım.''
"istemeden varım ve istemeden öleceğim. olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."
"hayatla aramda ince bir cam var.
açıkça görmeme ve anlamama rağmen,dokunamıyorum."
''yaşamak, bir başkası olmaktır. ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün de anımsamaktır yalnızca. artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.''
''tanımaya başlıyorum kendimi. ben yokum. olmak istediğimle başkalarının gözündeki ben arasındaki boşluğum ben. ya da o boşluğun yarısı, çünkü orada da hayat var. sonunda ben oyum işte. ışığı söndür, kapıyı kapa, son ver koridorda terliklerini sürüklemeye. rahat bırak beni odamda tek başıma. aşağılık bir yer bu dünya.''
Başkaları, bizi nasıl görmek istiyorsa öyle yaşamaya zorunlu hissediyoruz kendimizi. Yaşamımızdaki, tüm değişimleri insanların bize olan bakış açılarına göre değerlendiriyoruz. Toplumun genel düşüncesi ve dayattığı yaşam tarzı biz farkında olmadan, sorgulamadan, zihnimize sanki kendi kararımızmış gibi yerleşiyor, yerleştiriliyor. Peki, kararlarımızı kendimiz veremiyor isek doğruluğundan nasıl emin olabiliriz. Ve körü körüne kabullenmek neden.