vapurun kapalı alanlarında sanatlarını yapmaları saçmalıktır. çünkü her insanın müzik zevkinin aynı olmadığı gibi çalınan müziğin sesi yüksek de gelebilir. bakınız metrolarda girişlerde veya sokakta belli yerlerde çalıyorlar. yani insanlara rahatsızlık vermiyorlar. eğer illaki vapurda çalmak istiyorlarsa açık alanda çalmaları kimseyi rahatsız etmez.
not: çaldıkları müzikten hoşlanmıyor değilim sadece çok yüksek sesli çalıyorlar.
karşıyaka-konak hattında ara ara rastladığım müzisyendir. vapurun açık kısmında çalar, güneşli günlerde. elbette ki bu müzisyenlerin, insanların devinim yaşadığı yerlerde çalması daha makul. yoksa maruz kalmaktan başka bir şey olmuyor bu durum. fakat, bu amca çok eski bir kemanla, o kadar naif ve yumuşak sesler çıkararak çalıyor ki, kimsenin rahatsızlık duyduğunu gözlemlemedim. zaten bize değil de, kendine çalıyor gibi daha çok.
eğer beşiktaş kadıköy vapurundaki bu iki kişiyse mevzu, ikisinin de eşsiz sesi var. tek sıkıntı, kadının artık bağdat şarkısını söylemesi. söyleme artık onu ablacım ya.
An itibarıyla eminönü kadıköy vapurunda aldırma gönül çalmaktalar. Şu güneşli bahar gününde daha iç açıcı bir şarkı bulamadınız mı demek istiyorum kendilerine. Hayır zaten ülkece psikolojimiz malumunuz. Birazdan vapurun ön kısmından atlayıp pervanelerin bedenimi paramparça etmesini bekleyeceğim. Al işte şimdi de değmen benim gamlı yaslı gönlümeye geçtiler. Ben atlamaya gidiyorum, hoşçakalın.