hmmm.. entryLerinde bkz kuLLanmayan , sözLüğün en popüLer yazarı , kahveci güzeLi , ulu kişilik , yardım sever , sözLükteki 3 kişiden biri * , sözLüğün en kaLiteLi yazar'ı , vs... uludağ sözLükte bir yazar için hiçbir sıfat bu kadar gün ışığına çıkmamıştı.. tebrik ediLmesi gereken bir yazar sanırsam..
he birde onu sıcak kumLardan serin denizLere mi götürecekmişiz ne.. yoksa tam tersi mi?
erkek olsan matrix i yapan architect e benzerdin. beyaz sakal, saç ve kıyafetler... olaylar sanırım şöyle gelişirdi: keymaker, kaptan arka kapi ya anahtarı vererek vurulur. doğru kapıdan geçen kaptan arka kapı, the source un girişinde architect ile karşılaşır. architect kendisine matrix hakkındaki tüm gerçeği anlatır ve iki seçenek sunar: sağdaki kapı, the source a çıkmaktadır ve bu kapıdan geçerse, zion daki insanlar yok edildikten sonra seçeceği 23 kişi ile birlikte yeni bir şehir kuracaktır. soldaki kapı ise konumuz dışıdır. çünkü architect, bunun daha önce 5 kez yaşanmış olduğunu ve her seferinde kaptan arka kapı nın sağdaki kapıyı seçmiş olduğunu söyler. acaba bu sefer hangi kapı seçilecektir?
hımmm... seçtirme lan kapıyı... kurtulsun işte insanlar. *
nasıl bir adamdır bu anlayamadım gitti valla. dalgasız bir denizde bir anda çıkan tsunami, sakin bulutların arasından fırlayan f16, çayırda papatya kokularının arasından bir anda etrafı kaplayan tezek kokusu***, türk sanat müziği konserinde ortaya atlayıp pogo dansı yapan metalci, nikah töreninde "itirazım var" diyen kişi, ama her seferinde de ortaya çıktığında yüzde bir tebessüm oluşturan bir adam. okuyoruz valla yazılarını dizi dizi, kaçırmadan. hoşgelmiş diyeceğim ama çoktan gelmiş de biz kaçırmışız gelişini.
sally e katılmamak mümkün değil. zirve önceleri kimseyi tanımıyordum rahat rahat yazıyordum. sonra bir tutukluk oldu bende.nedenini bilemiyorum.. tanıdık olduk herhal...sonra vandal mimar geldi. işte bu dedim kendi kendime..sen de sıkma kendini. yaz rahat rahat a.q. salla gitsin.
hiç sevmem, kaptan bunun nesini seviyor onu da bilmem. kaptan hadi çıkalım'ın ardından "oovvv beş dakka daha vandalla konuşuyorum" diyor, iyice uyuzlanıyorum. hani kırmızı başlıklı kurt masalı var ya oradaki kurt gibi geliyor bu bana. yalnız beni değil sepetimdeki kekleri yiyecek, tanrıdan günde beş vakit kek istiyormuş, allahım kek veeer diye bağırıyormuş.
kendisinin fedakarlığı, allame-i cihan, çok iyi bir insan oluşu belki yalan değildir fakat isterse şeker portakalındaki zeze olsun sevmem, sevemem. sözlük vasıtasıyla ellerinden öperim, orası ayrı, orası sözlük.
eskilerden biri diyeceğim, değil. ama herkesle samimi. kim olabilir acaba?? ama böyle ş leri $ yapan da yoktu ki hiç. çok profosyonel biri olmalı. evet çok profosyonel. bi de ağzı da çok bozuk bunun lan. ben utanıyorum yazdıklarını okurken. o denli yani. küfürlü entryleri de silinmiyor. demek ki modlarla da arası iyi. hmmm.. acaba birinin başka accauntu mu diyecem ama cidden güzel yazıyor bu insan evladı. yani bi başkası olsa kendi accauntundan yazar. bi de arada güzel giydiriyor sağa sola. kıskanmıyor değilim. bi de gebeş demiş bize. gece vakti kafama takıldı, bi baktım sonra bi daha, bi daha. küfür değil galiba, iyi bişey mi o da belli değil. böyle muallaklta kalmış. neyse, kimse kim, neyse ne. fazla kurcalamayalım. hoşgelmiş.
yoo dostum yoo. hatta yow yow. böylesini ne gördüm ne duydum. eski türk filmlerinde permalanmış saçlarını yanlardan toplayıp kelebek toka ile tepesine sabitlemiş; şımarık, küstah ama içi, sonradan görme babasının tersine pamuk helva kıvamında bir küçük hanım edasıyla, aşkına aşağılama süsü vererek ismimin altına entrysini kazımış bir tanrıçadır o.
serisi olmayan özel bir tasarımdır. sally ise bir alt model değil, olsa olsa bir maket gibimdir ancak. evet, kendi halciğinde, yazar alımı kuyruğunda günler, günlerce beklemiş bir ikinci nesilciğim ben. o öyle midir ya! moderatörden, az kullanılmış, temiz gold üyeliği elinin tersiyle itmiş ikinci nesil görünümlü bir nesillerüstüdür o.. asi ve korkusuzdur vandal mimar; çat diye sikik yazıverir varsa yazacağı. sally ise ödlek ve götlekçe tırsaktır, s ile k'nin yakınlaştığını hissettiği an can havliyle araya nokta koyar, ardından tövbe duası eder, sözlüğe sözlüğe üfler.. o ki; bir entry girdi mi tastamam girer. varsa bir son sözü, daha eklemeden entrysini başlığa, bir edit çakar altına, bir daha da arkasına dönüp bakmaz bile. ama sally yanlışlar, eksikler, pişmanlıklar insanıdır. eksi oyu yedikçe editler entrysini göz yaşlarını silerek. şoför nebahat'tır o bir nevi ancak seda sayan'a denk gelen sally'e göre, hem de en belgin doruk'undan! severim demiş, evleniriz demiş duymuşlar. bense ona yangınım arkadaş! "benimsin ulan benimmm" diye hönkürerek iki tokat çakıp suratına, sıkıca sarılmak isterim "yavrum" diyerek..yapamam..çekinirim..
hoşçakal bebek..bebek hoşçakal!
pek sevdiğim deepimin alkol yüklü sohbeti esnasında "yahuff siz vandal mimarla kardeş olun" "çok benziyorsunuz" demesi üzerine "kim ola ki o" diyerek araştırmalarıma başlayıp derhal masaya yatırdığım, sonra ver allah ver..yok yau..sonra tüm entrylerini okuduğum, harbi çok da beğendiğim ama bir yandan da kıskançlık bastırınca gülücüklü oy da vermediğim, tanışırız bir gün diye umut etmekten de kendimi alamadığım, öylesine içten, öylesine...kombamba kombamba okayi yamaşita kombambaaaa*.
alkolik bana benzer bu konuda ama onu fazlaca alkol almis halde sevmiyorum. kendisine ait rengarenk gokyuzunu griye boyamak ister o zamanlarda. oysa ki yıldızların arasında o kadar parlak ki gel de anlat...
bir sözlük şeysi, herkese göre bir şeysi, kimine göre en iyi yazarı, kimine göre gereksiz betimlemelerle vakit kaybettiren düdüğün teki. bana göre süt onlara göre çikolata.
super mario'dan daha süper bi insan evladı, hem de iki boyutlu değil, bi düşünsenize, ben düşünemedim, havsalam yetmedi, o derece, çeşitli yayın organlarına çıkıp defalarca belirtesim geldi sonra. iki rekat ciddi olup da sözün belini kıracak olursak; hakikaten süper bi kişi vandal mimar. kiminle tanıştırsam dakikasında abi ben senin vandalı neden bu kadar sevdiğini anladım deyip farklı farklı sebepler gösteriyor. götüm nasıl irtifa kazanıyor arkadaş olmaktan anlatamam.
herkesin görüp bildiklerini geçicem artık, sıkıldınız çünkü, ben taa burdan görüyorum. geçenlerde beraberdik vandal mimarla, çok da sık görüşemiyoruz, işi gücü olan insanlarız. böyle bi miskinlik bende, bi elini kolunu dahi kaldıramazlık, hani düşmanım yapsa benim yaptıklarımı sille tokat girişirim ibneye. bi on dakika mı konuştuk, hadi taş çatlasın 15 dakika olsun, benim her yanım serotonin olmuş, farkında değilim. sonra gösterdi, kaptan ya ne pis insansın yine üstünü başını serotonin yapmışsın diye. bi de böyle bi insan, senin farkındalık düzeyini yükseltiyor. tamam vandalcım dedim, sağol.
çocuğuyla övünen anneler gibi hissettim kendimi, sünnet sonrası demeç mi veriyorum ulan! ben bi dağılayım en iyisi
rock muzik tutkunu,bir cok ortak yonumuz oldugu, * saygi duyulasi yazar.ayrica bilmesi gereken bir sey var ki;o da benim megadeth dusmanligimdan cok dave mustaine dusmanligim vardir.ne yapiyim vandalcim? cok boktan bir solist.keske onun yerine baska biri vokalistlik yapsaymis.belki o zaman severdim bu grubu.yani vandalcim igrenc sesleri kaldirmiyor bu bunye.bu kulaginda bir ostaki borusu var,ors'u var,cekic kemikleri var mq,o igrenc ses kulagimi tirmaliyor abicim yapicak bir sey yok.
ha bu arada rock icerikli ile ilgili entrylerin cok guzel.eline saglik.takdir etmek buguneymis.* :)
farklılığını farkettiren yazar! amanın nedir bu böyle, okumamak mümkün değil! bir değişik, bir garip, sanki sözlük okuyor gibi değil, çağdaş kısa hikayeler okumakta gibiyim. *
she ra gibi ortamda asi bir goruntu cizse bile, benden daha süslü oldugu aşikardir. kendisinin en son sarı rofleli saclariyla cekilmis bir fotosunu gorup de gormemezlikten gelsem dahi, bunyeme yaptigi hunhar saldiri sonucunda ambele olmus bir insan modundayim. bardagin dudak payi kismindan sesleniyorum : dudaklarimin orjinal rengine illa ki ruj diyecek kadar kıskanç bunyesi ve gunesin yanaklarima biraktigi o orjinal alliklari da topallik diyecek paranoyasında bulunmak istemiyorum.disiligimin on planda olmasindan siddetle kacinirken, goksele benzemiyor,2000 sonrasi turkce rock dinlemiyor ve liszt'se bayiliyorum.
turistlerin elektrik kesildiği anda alkış tutmasının bir tür davranış bozukluğu olduğunu düşünüyordum uyuyamazken, onlar için o kadar üzüldüm ki çocukluklarına inmeyi düşündüm bir ara. vandal mimar da diğer odada uyuyordu. abi bu neden böyle ya diye uyandırdım "kaptan bsg ya off uyuyorum" dedi. aman lan tamam uyku dediğin şey vakit kaybından başka bir şey değil diye bik bik konuşurken baktım uyumuş bu. içinden çıkamadığım konularda her dem mantıklı bir açıklaması vardır diye koşarım hep.
sonra beline gelen toplara bile kafayla çıkan hakan şükür geldi aklıma, lan dedim kendime, boşver turistleri de hakan şükür'e bi el ver, yazık adam benim ortaokul yıllarımdan beri aynı şeyi yapıyor. vandal! kalk lan dedim, hakan şükür'e yardım edicez. manyak mısın kaptan ya off uyusana sen, hadi öptüm falan dedi. ya ama bak çok öneml... baktım yine uyumuş. iş omuz omuza vermeye gelince on rapidshare gücündeyizdir.
karşımdaki duvarda manhattan ve silüeti, dimağımdaki suretiyle aynı. gökdelenler boy boy yükselmiş, bizim köyün ağaçlıkları düştü aklıma, maaaacera dolu ameeerika a mee rii ka nakaratlı şarkıya çağrıştım birden. kendimden tiksindim bir de üstünüze afiyet. rüzgarda salınan manasız ot yığınlarını izleyesim geldi. "huzur hissinin marjinal faydasını maksimize etmek lazım hmm" dedim yanına gidip. abi sen nesin ya nasıl bi insansın uyusana! uyu ya! uyu! deyip tekrar kıçını dönüp uyudu. geleceğe dair planlarda fikir teatisinde bulunuruz devridaim içinde.
artık güneş mi doğmuştu ne, çocuklarını uykularında seven ebeveynler gibi gittim uyurken öptüm. sonra boylu boyunca uzandım yanına, sızmışım, ne davranış bozukluğu sergileyen tursitler, ne hakan şükür, ne manhattan umrumda değil tabii. gece gece aklıma takılan her şeye sabah bi açıklık getirip genetik mirasımı mutasyon geçirip yitirmişim gibi bi şaşkınlığa gark olmama neden oldu. e dedim uyuyordun sen? "on rapidshare gücünde olup da geleceğe dair planları ortak paydaya taşımıyor muyuz abi?" dedi. kısa bi sessizlikten sonra n'oluyo ya dedi, yok bişey dedim, gözüme güneş kaçtı sadece.