her şeyi bulan, telefondan adres bile basan yaman ve saz arkadaşları arif berberin evini basmıyor enteresan. ademi de hemen bırakıyorlar, ya arkadaş bu adamlar mafya, öyle buldu mu bırakır mı? ama heyecanlı dizi onu kabul etmek lazım, olaylar çok çok hızlı gelişiyor aman sonu lost gibi olmasın da. tabi burada şule gerizekalısına da diyecek birşey yok, aşık olunca insan böyle kontrolsüz hareketler yapıyor tabi, ama bu bölümden ne öğrendik sevgili arkadaşlar, annemize babamıza yalan söylemiyoruz, tanımadığımız insanlarla konuşmuyoruz. herkesin her dediğine inanmıyoruz ve gerizekalılık yapmıyoruz.
not: başroldeki oyuncuların isimlerinin adem ve eva (havva) olarak seçildiğine dikkat ediniz.
--spoiler--
8.bölümüyle tak tak arifin yardırmaya başladığı dizi. bu adama neden tak tak arif dediklerini anladık sonunda.
bölüm inanılmaz gerilimli bitti.
--spoiler--
tak tak arif'in hikayesiyle, kutlu'nun bütün kötülüklerden habersiz saf ve çocuksu halleriyle, felicia'nın peşinden gitmesiyle; ama dün en çok pınar'ın "sen nasıl bir insansın? bu nasıl dünya, bunlar nasıl insanlar?" isyanıyla ağlatmış olan dizidir.
her sahnesi ayrı bir duygu, ayrı bir haz gerçekten. bütün iyi diziler gibi yayından kaldırılmaz inşallah.
ilk bölümünü izlerken yarısında çıktığım dizi. ne kadar gereksiz bir dizi olduğunu belki de yönetmeni bile biliyor ama hala neden ısrarla devam ediyor anlamak çok güç. he gerçi akasya durağı gibi bir hede'nin tekrar başladığı ülkemizde bunu da mazur görp kanalı değiştirip maç ararım ben. her neyse öyleyken öyle.
kerem deren ve selçuk yöntemin içinde bulunması münasebetiyle takip etmeye başladığım projedir. öncelikle şunu söyleyelim çok çok iyi bir senaryo ve olay örgüsüne sahiptir. bunca zamandır dram dizisi izleyicisi olan türk dizi izleyicisinin görüp görebileceği en hızlı olay gelişimi olan iştir. bu tamamen kerem deren'e ait bir özellik sanırım. ezel gibi bir bölümü kaçırılırsa hikaye bütünlüğü kaybedilebilir. ayrıca bir derdi olan bu diziye sonsuz saygı duyulması gerekir.
son yayınlanan bölümüyle gitgide güzelleştiğini farkettigim dizi.çok baglandım ben bu diziye. Oyuncular senaryo yönetmen müzikler hepsi harika.
Ama son bölümde dikkatimi çeken bi nokta var. Pavyona gelen kodaman iş adamlarindan biri ''gözünü sevdiimin slav ırkı sıcak kanlı hatunlar'' diyor ve karşı masadaki rusa kadeh kaldiriyor ee oda karşılık veriyor beyfendi ekliyor ''bu hareketi bi türk kızına yapsan kiyameti koparir''
Şimdi burada benim diyeceklerim var aga;
Olum pavyondasin lan! Kadeh kaldırdıgın hatunda bildigin sermaye ne havaya giriyosun karşılık verdi diye.onun işi bu.türk kızına bok atmayan bi sen kalmıştin azgin teke.
Feli' nin kafaladıgı çocukta taşmış hani.o da hemen tribe girdi ne kadar masumsun bilmem ne.pat diye aşık olması biraz zoraki olmuş ama hadi çocuğun yakışıkliliği yüzü suyu hürmetine birşey demiyorum.
10.bölümüyle yine yardırmıştır. oyunculuklar, senaryo vs. çok iyi gidiyor.
-felicia ile kutlu arasındaki inanılmaz tatlı sahneler devam etti. umarım sonunda bu ikisi beraber olurlar. çok yakışıyorlar.
-felicia'nın yaman'ın tecavüzüne uğradıktan sonraki karakter değişimi süperdi. birden dark side'a geçmiş gibiydi. o bakışlar, çikolata'yı kutlu'ya vermeden kendisinin hüpletmesi falan.
-dizi'de iyi olan taraf'ın sınırı ne olacak bu da ÇOK ilginç bir konu. yani yaman vs. gibi ne kadar ileriye gidebilirler. kutlu'yu kaçırmaya karşıydı tak tak arif ve felicia. sonunda kaçırdılar. bakalım sonraki safha ne olacak. böyle ahlaki konulara girmeleri de çok iyi.
-yaman ile kardeşinin ezildiği sahnelerde yaman'a üzülmemizle, hemen bir sonraki sahnede karşımıza gelen, yaman'ın feliciA'ya tecavüz sahnesi, yine yaman'dan nefret etmeye geçiş yapmak ilginçti. bu duyGu değişimleri ve şaşırtmacalı sahneler beni ezel'e götürmekte. umarım hep böyle devam eder.
-tak tak arif'in komodo ejderi hakkındaki konuşması da iyiydi. sanırım yaman'a vs. gönderme yaptı.
"hayvanlar alemi hayvanlığından utanır, öyle pis, berbat bir hayvan" (ki bir önceki bölümde adem "bu adamlara hayvan desek hayvanlara hakaret" demişti..)
ha bir de yaman'ın tecavüz'den sonra felicia'ya söylediği "... üstüne kardeşin artık benim yaz"* sözünün kapağını bölüm sonunda felicia'dan duyarız :
felicia'nin "damadi"nin korkak çiktigi dizi. Kiz'a kötülük yapacaklarini bile bile onu orada birakmasi, korumamasi, gözümden düsmesine sebep oldu. tamam, telefonu sandalyenin altina birakti ama yinede felicia'nin o igrençligi yasamasina engel olamadi.
- uçurum, günlük yaşam koşturmacası sırasında fark etmediğimiz ancak korunaklı hayatımızın zırhı çıktığında gözler önüne serilen korkular, tehlikeler ve bunlar arasında yaşam mücadelesi veren masum insanlar Evimiz, işimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, maaşımız, sigortamız, köpeğimiz, her gün tekrar ettiğimiz korunaklı hayatımız aslında bizi bu tehlikeden koruyamıyor Hepimiz görmediğimiz bir uçurumun kenarında sürdürüyoruz hayatımızı. Bir yanlış yol, bir geç kalmış adım, bir talihsiz kaza ve hepimiz, en yukarıdaki, en mutlu, en güçlü olanımız bile, bir gün o uçurumdan aşağı düşebilir.
büyük büyük sahneleri olmadığında bile, ağlatmak için hiçbir çaba sarfetmediğinde bile beni ağlatan dizi. dünyanın kötülerle, kötülüklerle dolup taştığı başka nasıl anlatılabilirdi bilemiyorum.
felicia'yı kurtardıktan sonra ne olacak merak konusu dizi. büyük ihtimal bir kaçış hikayesine bağlanacak ve sonu prison break gibi olacak. benim bu ihtimali düşünmemi engelleyen tek şey kerem deren faktörü. o çok farklı bir iş çıkarabilir. bunu çok güzel dokunmuş * ilk on bölümden gördük.
hem ölmelik hemde sevişmelik yegane mekandır. bazen canınız sıkkın olur, beykoz'a çıkarsınız, karadeniz'in o hırçınlığına dalarsınız. sonra ayağınızın altında bir uçurum biter. atlasam ne olur ki dersiniz, hani sizi üzen herşeye kapak olsun diye atlasam ne olur ki... değmeyeceğini bilirsiniz, manzaraya karşı yakarsınız bir sigara, unutmaya çalışırsınız, çalıştıkça hatırlarsınız.