bir defa yapmıştım bunu. belime kadar olan saçlarımı kulak hizamda kestiriverdim, çünkü çok sıkılmıştım her gün aynı şeyi görmekten. pişman da olmadım. yani olur öyle arada. esiverir, kestiririz. her zaman bunalım belirtisi değildir.
Zamanında yapmıştım.
Geçtim aynanın karşısına, nerdeyse belime kadar olan saçımı aldım, kırt kestim omuzlara kadar.
Yamuk yumuk olmuştu ve gidip de düzelttirmedim. Sonra bu saç nasıl uzayacak diye ağlamıştım.
Nedense hep aşktan sanılandır. Yıllardır uzun saçlı olan ben de mart ayında saçlarımı kısa kestirdim ve aşk ile en ufak bir alakası yok. Kırılan saçı kestirmeden onarma yollarını denemiştim. Maskeler uygulamıştım. Sonra elime küt saçlı bir çocukluk fotoğrafım geçti, ki çocukken de saçlarım genelde uzundu; Ama o fotoğrafımı görünce "Yine mi bu modele dönsem? Hem kırıklar da kısa yoldan gitmiş olur. Kırıksız bir şekilde daha sağlıklı uzar." Diye düşündüm, karar verdim ve uyguladım. Bir uzun saç aşığı olarak, saçımı uçlarından biraz bile kestirdiğimde içimi hüzün kaplardı; Ama ilk kez hiç pişman olmadım. Çünkü daha iyi uzuyorlar şimdi. Ama beni uzun saçlı görmeye alışmış olan kişiler yadırgıyor. Dün kardeşim bana "Bu saçla başka biri gibi olmuşsun ya." Dedi. Ben de "Neden, eski hali daha mı iyiydi?" Dedim. "Yok, o açıdan bir fark yok; ama başka biri gibi olmuşsun." Dedi. Sürekli uzun saçlı olup, sonra birden kestirince yadırgayanlar oluyor. Yine de memnunum. Bence kısa yoldan kırıklarından kurtulmak isteyen her kız, maskeler ile onarmaya uğraşmaktansa kestirmeli. Hem insanın enerjisi yükseliyor. Tavsiye ederim.
Sebebi kişiden kişiye değişmekle birlikte insanların kendisinin seçimi hakkında mağdur muamelesi yapacağı kızdır. Saçlarını boyatan kadınlar mutsuzdur, bir kadın saçlarını kısacık kestiyse neler yaşamıştır kim bilir, bir kadın susarsa... Böyle ucuz edebiyatları yapmayın artık. Sırf can sıkıntısı için bile imajını kökten değiştirebilecek ya da saçlarını kazıtabilecek insanlar tanıyorum. Normal bir insan psikolojisinden farkı olmayan kız psikolojisidir. Tanımımı bıraktım siz daha genellemeden ben gideyim.
degisiklik isteyen kiz psikolojisidir. yeni insanlar yeni yuzler gormek ister. aynaya bakinca baska bir sima gormek ister ama nafiledir. goremez. ne yana baksa unutamaz ona o saclari kestirteni. yapacak birsey yoktur artik. upuzun saclarini sifira vurduran erkek psiikolojisiyle yazinca bunlar cikiyor ortaya.
Yemek masasının üzerinde, yastığında, yerlerde, yeleğinin sırtında, oturduğu sandalyede dökülen saçlarını görmekten, toplamaktan bıkmıştır. Banyoda saçlarını yarım saat tekrar tekrar taramaktan usanmıştır.
benim kestirme sebebim tamamen kırıklar.
upuzun saçın uçları daha kolay kırılır, bunun bakımla alakası yoktur. ne kadar baksan da, ilgilensen de kırılır. hele ki saçı boyatıyorsan daha çok yıpranır. işte ben de bu sebeple yıllardır uzun olan saçımı baya bir kısa kestirdim fakat bu kısa saçım bana çok uğursuz geldi. saçlarımı kestirirken psikolojim normaldi ama kestirdikten sonra bozuldu tamamen.
coco filminde geçiyordu.Audrey uzun saçlarını kısacık yapmıştı ve bir adam demişti ki ona usulca; "saçını değiştiren kadın hayatını da değiştirecek demektir."
sevgilisinin 'bence sana kısa saç çok yakışır' sözüyle yıllardır uzattığı, kıyamadığı saçlarını hemencik kestirecek kadar aşık kızdır. saç kestirmek 30 tl, boşa giden saç maşası 150 tl, sevgilinin yeni haline çıldırması paha biçilemez.
bunalım dönemi için;
iç ses: boşver, gel yeni bir başlangıç yap, kestir şunları zaten çok yıprandılar bir de üstüne boyarsın oh mis bak ne güzel oluyosun o zaman.
kuaföre söylenen: ya uçtaki kırıkları aldırıcam sadece. (çoktan yarıya inmiştir o saçlar)
kuaför sonrası: ne yaptım ben ya. ne biçim kesti hiç acımadı adam. boyasam da güzel olmaz uff bi halta da benzemedi.
bu döngüyü iki yılda bir yaşamasına rağmen yine bunalım için saç kestirmenin iyi geleceğine inanan kızdır.