vücut yanması, iştahsızlık, sigara içememe, depresyon gibi yan etkilerinin yanında bazen çakır keyif sarhoşluğu yaşatarak pençesine aldığı kişiyi eğlendirebilir de.
eğer bir huysa güzeldir. Herkes uyurken ayaktasınızdır, onlar dinlenirken siz devam edersiniz. kendinizi eğitecek, yeni şeyler öğrenecek, yaşayacak daha fazla zamana sahip olursunuz. herkesin ben zaman bulamıyorum bukadar şeyi nasıl bukadar kısa zamanda yapıyorsun? tarzı sorularına gülüp geçersiniz. sanılanın aksine kilo almazsınız verirsiniz. çünkü o saatlerde can sıkıntısından yapılacak şey ararsınız ve dönüp dolaşıp bir şekilde sporunuzu da yaparsınız. her gün güneşin doğuşunu görürsünüz, izlersiniz. playstationda online nimetlerden yararlanır dünyanın öbür ucundaki insanlarla bi free4all yaparsınız.kesmez bidaha yaparsınız. saatleriniz online'da geçer aldırmazsınız sonuçta ne yaparsanız yapın kazançta olursunuz. saçmasapan ninja videoları izler ordaki hareketlere çalışırsınız, yavaş yavaş öğrenmeye başlarsınız. sizin için gün bitmez. aslında gün kavramı da yoktur pek tek bir günde aralıklarda uyuyormuşsunuz gibi gelir hayatınız. planlar yapar yeni alanlar konusunda uzmanlaşırsınız. kimsenin okumadığı kadar kitap okur, kimsenin bilmediği kadar çok şey bilir arada kafayı sıyırırsınız. kendinize tapmaya başlayıp megaloman olursunuz. kafeine bağımlı olmazsınız ama olduğunuzu sanarsınız. hep daha zinde hep daha enerjik olursunuz. ve daha mutlu... çünkü bilirsiniz ki sinirlenseniz üzülseniz bile gece olunca artık tamamen kendi dünyanızda kapalısınızdır. televizyonda hangi saatlerde nelerin olduğunu bilir arada onlara takılırsınız. resim çizersiniz, öyle bi takarsınız ki başladığınızda evi bile* zar zor çizerken mükemmel çizimler yapacak seviyeye gelirsiniz.gecenin tek kısıtlayıcı yanı herhalde müzik aleti çalamamaktır. sabahı aratan tek şey odur. yoksa gece güzeldir, sessizdir, sizindir. art arda gerilim\korku filmleri izler her filmdeki öğeye göre kendinizi hazırlarsınız. yok bir adamın tam zamanında telefonunun şarjı mı bitti?* hemen telefonunuzu şarja takar ertesi gün yedek batarya alırsınız. ablanızın telefonundaki alarm sinyali yaptığınız radyoaktif alarmla nasıl yataktan zıplayarak uyandığını izlersiniz, hatta bazen kameraya alırsınız şantaj yaparsınız. acıkmazsınız pek acıkırsanız da çay yapar onu içersiniz. farketmeden açlığınız diner. işe gitmek için hazırlanan anne ve babanın alarmının çalışını ama sürekli 5'er dakika ileri atılışını dinlersiniz. sadece aptallar 8 saat uyur kitabını herkesin görebileceği yerlere bırakırsınız.onların da yavaş yavaş uyanmasını sağlamaya çalışırsınız. çünkü fazla uyku bir nevi uyuşturucudur bağımlılık yapar ve kurtulmak zordur. sonucu da aynıdır, insanın hayatından çalar. ve diğer insanlar bu huyunuzdan nefret eder. aile üyeleri sürekli bak şu saatte uyuduğunu görücem işin mi yok yat uyu! tarzı cümlelerle sizi uyutmaya çalışır. herkes buna karşıdır. alışıldıktan sonra gözlerin altı da morarmaz. sonuç olarak güzeldir iyidir uykusuzluk. hayatının yarısını harcamamaktır. saatin ileriye değil geriye doğru saydığının farkına varmaktır. kısaca uyanık olmaktır...
çözüm: *
yarım çay bardağı süte votka ilave edip, tamamlayınız, afiyetle içiniz. sadece bir bardak... süt votkanın içimini nasıl da güzelleştirir. göz kapaklarınız hafiften hafiften inecektir. * alkol karşısında, kız bünyesine sahip olanalara kesin çözüm.
islerinizin yogunlugundan dolayi eve tasidiginiz dosyalari okurken zaman gecip 3 oluyor, ula 8'de kalkacagim nasil olacak bu diye hesap yaparken artik bunyenin alismasi lazim, 2 haftadir boyle diye kendinizi teskin etmeniz ne yazik ki yeterli gelmiyor bu durumda. gozler artik kedi kukusu mu dersin, tavuk kloak'i mi dersin o moda girmis bir sekilde bilgisayar ekranina bakiyor, sinir katsayisi yukselmis en ufak stres aninda patlamaya hazir hale gelinmis olunuyor . hayir en kil oldugum nokta is arkadaslarinin ogle arasinda fosur fosur uyumasi benim ise cola kutusunu gozlerime dayayip uykumu acmaya calismam.. iste uykusuzluk boyle birsey herseye kil oluyorsun nihayeinde..
bir de üzerine sigara içiyorsanız bu hastalığın, işte o zaman vücudunuza en büyük işkenceyi yapıyorsunuz demektir. her ne kadar, ''ben sadist değilim'' deseniz de, malesef en kral sadistten daha sadistsinizdir.
bi gün ya "ee başlarım böyle işe." diyerek uyuma işini toptan kesicem, tv'ye çıkacağım "43 yıldır uyumayan adam." diye. ya da intihar edeceğim. uykusuzluk dünyanın en kötü şeyidir. hele 2 yıldır devam ediyorsa insanı delirtme aşamasına getirir. her gün "bu akşam en geç on ikide yatcam." hayalleri kurulur. ama boşunadır. saat sabahın altısında bile uyku gelmez. ne zaman hava aydınlanır, o zaman gözler düşmeye başlar, hayata lanet ederek 2-3 saatlik uykunuza dalarsınız.
2 gün(48 saat) boyunca bilfiil counter-strike oynadıktan sonra, okula gidip 6 saat boyunca desen çizmek; ve neticesinde gözlerin yanması, sigaradan egzotik tatların alınması, sürekli osurulması, algıda geçiçicilik ve bakar körlüğün başlamasıyla neticelendirilmesi gereken durum. tavsiye edilmez.
"kimsenin bilmediği kuralların işlediği uykusuzluk felsefesi. her uykusuzun kendine ait teorilerle dolu bir evreni vardır. içinde hiçbir misafir bulundurmayan bir evren! yaşarken ölmeyi, ölerek yaşamayı sadece uykusuzlar bilir. gözlerinin altında biriken her küçük torba gördükleri hayallerle doludur. o her torbada ayrı bir hayal saklıdır uyanıkken görülen. gerçek dünyayı küçümsemek hatta reddetmekse kendiliğinden gelir. yatağı olmayan insanların birilerini dinleyecek kadar sabrı yoktur çünkü. insanın kendine verebileceği en acılı cezadır uykusuzluk. dayanılması en zor olandır." *