arkasından çekilen uykunun değerini anlamımızı sağlayan, fazlası zarar olan, çekilmedikçe acısının anlaşılamayacağı, garip, bir o kadar da insanı yorgun düşüren insani bir işlev.
eğer erkek arkadaşınız asker yolundaysa normalinden çok daha sıkıntılı süren şey. bi an sanki dalar gibi oluyorsunuz ama yine uyanıyorsunuz. terlemiş vaziyette. bide sevgilinizle ya da başka birisiyle yaşadığınız bi rüya sahnesiyle gördüğünüz ve aniden kesiliyorsa bidaha hiç uyku tutmuyor. çok can sıkıcı bişey. allahtan yakında arkadaşlarınız varda gelip sizi yalnız bırakmıyorlar.
son derece garip durum aslında. sizi bütün gün adete saykodelik havaya sokar. aslında anlatılmaz yaşanır bir durum bu. etrafa, çevrenizdeki kişilere bir farklı bakıyorsunuz yani ne bileyim garip geliyor hem saatler geçtikçe de azalma yok aksine artıyor ve kahve de artık geçirmiyor. bir bakıma sarhoş gibi oluyorsunuz abartırsanız.***
uyku ölümün yarısıyla; uykusuzluk yaşarken ölmektir. başında, hoşuna gider insanın. anlamsız bir mutluluk kaplar içini, her ne sebepten dolayı ayaktaysa... bir şeyi yendiğini düşünürsün, bir şeye karşı koyduğunu ve onun karşısında hala dik durabildiğini. hele ki hiçbir iş yapmadan poponun üzerinde öylece oturuyorsan, uzun süre durmak daha da heyecanlandıracaktır seni. "uyuşmalı ve uyumalıydım ama ayaktayım!" dersin. neye, niye karşı koyduğunu bilmeden... her insan gibi vaktinde yatıp vaktinde kalkmanın sana hiçbir şey kaybettirmeyeceğini fakat bu yaptığının sana hiçbir şey vermediğini de bilerek... oturursun ya da işinle uğraşırsın, sadece uyumuyorsundur. tek bildiğin de bu olur zaten, algıların kapanır yavaş yavaş.
önce gözlerin çöker. bunu aynaya bakmadan da hissedebilirsin. sonra durgunlaşırsın. yürüyüşünde, duruşunda bir değişiklik olmaz ama bacaklarında adeta hidrolik sıvısı vardır ve sen ayakta durdukça, yavaş yavaş sızmaya, akmaya başlar. vücudun sanki içinde bir şeyleri eritiyor, ayakta durabilmek için mücadele veriyor gibidir; içinden bir şeyleri yakar. hafif bir sızı, her yanda bir ağrı hissedersin. net düşünemezsin, çünkü bu durumu yaşadığın süre içerisinde asla bilemezsin ne hissettiğini, sonradan belki anlıyorsundur. "ben öldüm" diyemeyeceğin gibi; uykusuzluk anında yaşadıklarını da bilemezsin, çünkü uykusuzsundur ve algıların açık değildir.
zaman ilerledikçe, söylenenleri de anlamamaya başlarsın. basit cümleleri dahi kuramazsın; cümlenin öğelerini sıralamayı beceremez, sana söylenenleri yorumlayıp anlayamazsın. duyduğun şey a harfiyse, beyninde yankılanır durur; a, a, a, a, a ve a... başka bir şey söylenene kadar, hiçbir şeyi düşünmeksizin a dersin kafandan, ne dediğini de bilmezsin.
bu entrynin devamını getirmeye engeldir uykusuzluk. yavaş yavaş mantıklı cümlelerinizi de alır elinizden.
çekildiğinde sözlüğe girip saçmalanası hastalık.ne yapılırsa yapılsın tedavi edilmesi zor bir marazdır.psikolojiktir.evlenildiğinde düzeleceğini umduğum karakterdir.