bana kırgınlık yaşatan dergidir. zira birinci yıl sürpizi yapacağız dedikten bir hafta sonra, birinci yıl sürprizini ertelemek zorunda kaldık; sürprizler haftaya demişlerdir. fakat haftaya sürprizle ilgili hiçbir şey yazmamıştır. hiç değilse 'yapamadık' deselerdi.
yine de bu küçük şey yüzünden dergiyi almamak gibi bir saçmalık yapmayacağım. hatta dur lan bu haftaki sayıdan bi' bölümü okumamıştım galiba, evet evet.
Biz Uykusuz dergisi yazar ve çizerleri olarak bundan böyle Barack ile Y..rak kelimeleri benzerliğinden yararlanarak herhangi bir espiri yapmayacağımıza okurlarımız önünde namusimiz ve şerefimiz üzerine and içeriz!
bu haftaki kapakları budur efendim, oysa barak yarak çok komik lan. ama basit aslında. bak bende katılacağım onlara 3 barak esprisi daha yapatım son valla.
tüyap kitap fuarı sayesinde yazar ve çizerlerini daha yakından tanıma ve görme* fırsatı bulduğum harika mizah dertgisidir. fuar için ayırdığım bütçenin hepsi uykusuz a gitti ama olsun. yiğit özgür ve umut sarıkaya ile tanışmak rüya gibiydi. hatta umut sarıkaya imzalatmak için verdiğim kitaba karikatür bile çizdi. ersin karabulut hiç de sandık içinde çizdiği gibi görünmüyordu, valla çok karizmatikti.**. yiğit özgür de çok ciddiydi ama ne demiş aziz nesin usta "mizah ciddi bir iştir."*
pek sık ilk kapağına gözatan biri olarak dikkatimi çeken şey, kapakta kullanılan objenin ekseriyetle başbakan ve akpli olması. Bu kadar sık kuulanılıyor olması ararlarının pek iyi olmadığını, hatta husumete varan boyutlara vardığını gösteriyor gibi...
Karikatürler, harikulade komik. katıla katıla gülmemek elinizde değil. Bu bakımdan başarılı oldukları kesinlikle söylenebilir.
Lakin, toplum olarak bu dergilerden beklenen, ironik eleştirilerin yelpazesini kısmi noktalarla sınırlamamaları...dikkate alınması fazlasıyla ehemmiyetli bir unsur bu.*
gazete bayine gittim, "uykusuz bugün gelmedi." dedi. greens'e gittim, "dağıtım yapılmadı, bilmiyoruz." dedi. mahalle bakkalına gittim, "yok!" dedi, "hayırdır, hiçbir yere gönderim yapmamış bu dergi?" dedim, "kapandı herhalde." dedi. "ehe, siktir lan!" diye içimden taşak geçtim, eve geldim. şimdi açtım, internet siteleri de güncellenmemiş. telaşe müdürlüğü yapmak gibi olmasın, son şakasını yapmamıştır umarım, ya da kötü bir hadise değildir derginin başına gelen.
bugün çarşamba değil mi lan?! biri dürte!
edit: bundan sonra, dağıtım günü perşembe imiş. * mahalle bakkalı dediğim şu sümsük herife de bilahare bir şeyler kıvırmak gerek.
2.edit: ondan sonra dağıtım günü çarşamba imiş. hatta hiç değişmemiş. meğersem bir rüyaymış.
yayın hayatının 1. yılını geçen haftalarda dolduran dergidir. bir sürprizlerinin olduklarını söylemiştiler ama hala ses seda yok. dergiyi son birkaç haftadır hep bu sürprizi merakla bekleyerek aldım ancak bir farklılık göremedim. hakkaten neydi yav bu sürpriz? valla çatlayacam.. bişey yaptılar da ben mi kaçırdım acaba?
bu haftaki sayısı yani 55 numaralı 17 eylül 2008 sayısı çok dengesiz olmuş dergidir. kimi sayfalar ve köşeler gülmekten karın ağrısı çektirirken kimilerinde zorlama espriler dikkat çekmektedir. kapak fena değildir. itü'de yaşananlarla ilgili karikatür olayın derinine inmese de güldürmeyi başaracak bir karikatür olmuştur. aydın doğan'a yapılan ufak giydirme iyidir. fatih terim-osman tamburacı diyaloğuna dair çizilen karikatür öldürmüştür. kenan paşaya dokundurulmuş, yine de yetersiz bulunmuştur. siz yine de alın efendim. okumaya değer.
bu haftaki sayısı bulunduğum bölgede tam 2 gün gecikmiştir. çorluda yaşayan birisi olarak istanbul'a bu kadar yakın olsak da kimi günler perşembe günü dergi elimize geçiyordu. bu duruma alışmıştık fakat bugün resmen dergi 2 gün gecikmeye uğradı dün sordum yarın dediler, bugün sordum yine gelmedi dediler. üstelik civardaki tüm gazete bayileri böyle. haliyle "ulan sözlüğe hakkınızda kötü entry girmeyen şerefsiz olsun lan..hmmf...pisler..boklar.." gibi burnumdan soluyarak geldim. şimdi pis entry giriyorum. uykusuz çok pis. evet rahatladım. bok.
arada sırada aldığım bir dergi. otobüste zaman geçsin diye alırım. ama 52. sayısı kadar kalitesiz bir dergiyi hayatım boyunca almamıştım ki ben atomuda okumuş bi insanım. içinde tebessüm ettirecek iki bilemedin 3 satırdan fazlası yoktu. alınma darılma olmasın ama böylesi gelmedi, gelmeyecek, gelmesin de.
her hafta çarşamba günleri çıkan penguen ekibinden ayrılıp bireysel birşeyler yapmak isteyen çizerlerin dergisi.mükemmeldir.ugur gürsoy un yarattığı fırat karakteri insanı bitirir.sandık içi artık bir ekoldür zaten okumadan asladır.yiğit özgür yine döktürür.bir de erdil yaşaroğlu (komikaze) olsaydı tam süper olacaktı.çarşambayı iple cekmenizi saglayan etmenlerden birisidir.neşe kaynagıdır.