us

    32.
  1. get out ile büyük bir başarı yakalayan ve oscar kazanan yönetmen jordan peele nin ikinci uzun metraj filmi. Bir filmi izleyince ya çok seven ya da yaşattığı zaman kaybından dolayı nefret eden, bu yüzden izlediği filmlerin toplam sayısı az olan biri olarak bu filme biraz nötr kaldım. Filmdeki Verilmek istenen fikri sevdim ancak bunun işleniş şekli karışıktı. Zümre farklılığı, alt-üst tabaka ilişkisi, aynı imkanlara sahip olan alt tabakadan bir insanın kolaylıkla üst tabakada yer bulabileceğine değinen iyi bir filmdi. Ayrıca filmde jeremiah 11:11 sürekli göze çarpıyordu ve bu incilde kiyametle ilgili bir kısım. Buradan insanın sonunu yine kendisinin getirdiği yorumu yapılabilir. Kapitalizmin yürüyen merdiven metaforuyla ele alındığını düşünüyorum. Ezilenlerin üzerine kurulmuş ve üsttekilerin sürekli birbirini kıskandığı(gabe ile josh ın çekişmeleri örneğin) ve daha fazlasını istediği bir dünya. Salt gerilim arayanların istediğini bulamayacağı ve somut olarak değil soyut anlamda degerlendirilmesini gereken film. müzikleri ve sinematografi muhteşem.

    https://youtu.be/1idEVy_qH8c

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1836132/+
    4 ...
  2. 6.
  3. 500 days of summer filminin soundtrackinde de mevcut güzel şarkı.
    3 ...
  4. 1.
  5. 34.
  6. Lupita Nyong'o, Winston Duke , Elisabeth Moss ve Tim Heidecker'ın başrollerini paylaştığı Jordan Peele filmi. Get Out ile büyük bir çıkış yapan yönetmen yine çok karışık bir film yapmış. Jordan Peele, komedi çıkışlı biri olduğu için sıklıkla komediye yer vermiş filmde. Bazen eğlenceli olsa da filmin ciddiyeti kalmıyor çoğu zaman.
    1 ...
  7. 35.
  8. 1.30 saat izleyip sonunda dayanamayıp kapattığım film. buna bu puanı verenin amk.
    1 ...
  9. 14.
  10. uludağ sözlüğün kısaltılmasıdır aynı zaman united states'in kısaltmasıdır.
    (bkz: amerika nın oyunu bunlar)
    1 ...
  11. 3.
  12. 2.
  13. iddia ediyorum, athenanın bugüne dek çıkardığı en iyi albümdür.

    1)d.i.h.o-ölü diriltir nitelikte, huzurevinde son ses açıp klip çekmek isteyeceğim cinsten
    2)I'st -kafasını alsan yeter, seni senden alır gider.favorilerimden.
    3)son defa-nasıl güzel nasıl, en zor anımda hep yanımda olsun denilesi,favorilerin favorisi.
    4)değmez- çekilen kulaklar sürtülen burunlar var,favori şarkılarımdan.
    5)sakla beni-esrarlı güzel yalnızlığım, bir tek sen varsın,dinle-dinlettir-dinlemeyeni uyar!
    6)taklası güzel-hook it up! dertsiz sefada cevap bulunmaz diyen kafası güzel şarkı.
    7)satılmış dünya-günde 65465454 kez dinlense de sıkmaz.evde yoklar paranoya normal.
    8)yalan-yazılırken çok içilmiş dedirten cinsten,zaman ötesi bir şarkı.
    9)easy man-one and one that brings you none, inanmıycaksınız ama bu da harikulade!
    10)i love mud on my face-eurovision için düşünülen şarkı.
    11)for real-eurovision şarkısı, 4. olmuştu.

    Albümü ilk aldığımda evdekiler artık başka bir şey dinleyelim yalvarırım diyorlardı, uzun süre başka bir şey dinlememekle beraber o dönem alt komşumuzun da hayır dualarını çok aldığımı belirtmek isterim.**
    Geçenlerde, annemin azıcık kız gibi ol uyarısını dikkate alıp hayatıma 458782. kez düzen getirmeyi karar verdiğim ve işe çok yıllık cd-kaset çöplüğümü düzenlemekle başladığım zaman ele geçirdim bu albümü, o zamandan beri bayıla bayıla dinliyoruz, değil mi perihan teyzecim?

    özet geç piç: olm çok güzel albüm dinleyin, unutmayın unutturmayın.

    harp ediyoruz, anla ölüyoruz, aslında son defa, bu son defa*
    1 ...
  14. 8.
  15. regina spektor ın kalite şarkısı.

    they made a statue of us
    and it put it on a mountain top
    now tourists come and stare at us
    blow bubbles with their gum
    take photographs for fun, for fun
    they'll name a city after us
    and later say it's all our fault
    then they'll give us a talking to
    then they'll give us a talking to
    because they've got years of experience
    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    we're living in a den of thieves
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    we wear our scarves just like a noose
    but not 'cause we want eternal sleep
    and though our parts are slightly used
    new ones are slave labor you can keep
    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    we're living in a den of thieves
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    they made a statue of us
    they made a statue of us
    the tourists come and stare at us
    the sculptor's marble sends regards
    they made a statue of us
    they made a statue of us
    our noses have begun to rust
    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    were living in a den of thieves
    and it's contagious.
    1 ...
  16. 9.
  17. akıl. aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşımın soyadı. us denildiğinde aklıma direkt o geliyor. 2010 yılının başında, usu "as" diye okurdum. isteyerek değil tabi.. nerede bir us görsem, boğazımda bir şeyler düğümleniyor.. her zaman fotoğraflarına bakıyorum. her fotoğrafı bana ayrı hissettiriyor.. gözlerim doluyor bazen. bazen eski fotoğraflarına kadar gidemiyorum çünkü anılarım canlanıyor. bazen profiline bakmaya korkuyorum. geçen gün, "niye lan, aşık mısın bana" dedi. güldüm. "geçmişe aşığım" dedim. arkadaşına aşığım. hala aşığım. maalesef..
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük