bizim hiçbir zaman yazlığımız olmadı, memur çocuğuyduk ve 90 lı yılların başlarında ve ortalarında ailecek giderdik buraya, sağlık bakanlığının kampı vardı çünkü. memleketimizden 15 saat yol giderdik kamp için, bir gün kola bir gün dondurma yeme günümdü kampta. para geçmezdi ve fişle alırdık herşeyi, yemek sırasına kardeşimle beraber en erken girmeye çalışırdık, çekirgelerin sesleri hala kulağımdadır orda ki, sonra iki ağaç arasını kale yaptığımız,anne babalarımızı okey oynarken izlediğimiz, yeni yeni arkadaşlarla tanıştığım, kampın sonlarına doğru eğlence yapılan, özlenen-özleten çocukluğumun güzel ilçesi.
neden sonra 2006 da tekrar yolum düştü oraya, kamp yaptığımız yere özellikle gitmek istedim, her şey daha da netleşmişti, ada hastanesi, yürüdüğümüz iskele, çekirge sesleri. o kampta kapatılmış sanırım, içim burkulmuştu, sanki çocukluğuma ihanet edilmişti. her neyse işte severim urlayı, ve hala çocukluğumun o güzel günlerini özlerim.
izmir-çeşme yolu üzerinde, yakında şehir merkezine alınacak olan şirin bir ilçedir. gittikçe kalabalıklaşan, kirlenen, çirkinleşen çeşme'nin azgın televolecilerinden bıkmış izmir ahalisi için ideal tatil mekanıdır. denizini, merkezdeki kahvelerini, fırınlarını ve kuzu dönercilerini, taş evlerini, necati cumalı'nın evini uzun uzun gezmek gerekir.
urla anlatılmaz, yaşanır. insana huzur veren, sessiz sakin küçük bir kasabadır. hayat geç başlar erken biter. pazarı cuma günleri sabah 11'de ancak kurulur, restoranları akşam 6 dedin mi kapanır. tüm bunların aksine minibüsler, dolmuşlar 24 saate yakın çalışır. minibüsçüleri ayrı bir alemdir, en sevdikleri şey yolda arkanızda dakikalarca korna çaldıktan sonra sollayıp önünüzden hızını arttırmadan gitmektir. dakika başı yolcu indirip bindirdiği için sollama işlemi defalarca tekrarlanır.
eskiden çok çok ucuz bir yerdi urla ancak son yıllarda izmirli zenginlerin akın etmesiyle* fiyatlar da biraz tuzlandı. ama hâlâ yemek konusunda çok daha üstün kaliteli ürünler istanbuldakilerin dörtte biri, izmirin yarı fiyatınadır.
sonbaharda gidilmemesi gerekir. taksiciler ve cafe sahipleri dışında insan yoktur o tarihte.
(bkz: hayalet kasaba)
not:güzelliğinden ve tarihi dokusundan tam puan alır.
attığı onlarca hakaret mesajı yüzünen çaylak edilen.
bakalım 15 adet mesaja (sadece 2 sinde hakaret yok denilebilir) karşılık kaç gün ceza alacak. bu kadar mesaja sözlükten atılmadığına göre pek de umutlu değilim.
ya da sözlükte 1 hakaret mesajı atana 12 hakaret mesajı atma hakı bedava kampanyası mı var? bekleyip görücez.
gitgide kendini düşüren yazar, bir çok nick açıp beyazıt öztürk'ü devamlı savunup okan bayülgen'i yermeye çalışmak ne demektir. yazacakları bir tek bunlardan mı ibaret, başka ilgilendiği şey yok mu merak ettiğim yazar.
Kalk eğme başını delikanlı
Üzülme
Sar yükünü ne varsa
Türkülerini, hasretini, yoksul günlerini
Topla al bütün hüzünlerini
Bu akşam yola çıkacağız tutunup ay ışığına
Karanlıklar arkamızda kalacak delikanlı
Dönüp bakma
Sen özgürlük üstüne
Ben umuda dair türküler tutturacağız içimizden
Geceyi it havlamalarından
Çakal seslerinden geçeceğiz korkma
ilk molada öfkemizden yiyeceğiz,
Azığımız yok, ağzımız dolusu sövgüler olacak
Sonra, bir Adıyaman tütünü sarıp ikimiz içeceğiz,
Sakın unutma;
Ve şafak sökümünde yeniden düşeceğiz yollara
Gün düşecek üstümüze tepelerden delikanlı
Yıkanacağız ilk ışıklarında umudun
Dağlarda kekik,
Kıyılarda hayıt kokusu sinecek üstümüze
Geçerken Bademler;
ikinci molamız olmayacak.
Sıkacaksın dişini dayanacaksın
Vardık mı Urla Beleni; ne
Denize bakacağız doya doya
Masmavi düşlerimiz olacak.
Şarkılarını dinleyeceğiz uzaktan martıların
Zeytin ağaçları göreceğiz gözlerimizin dolusu
işçileri, köylüleri
Üveyikler kalkacak ellerimizden
Yeniden sevdaya düşeceğiz delikanlı Urla Beleni;nden
Hadi kalk
Hadi bekletme beni
diyelim bir masa var önümde
elimde bardak
oturmuş içiyorum
bardak mı urla mı tuttuğum?
bardağı masaya tak!
vurdum mu vurdum masaya dönüyorum
urla, uzak, uzak, uzak
diyelim oturmuş yazıyorum
birden duruyor kalem
bir görüntü ak kağıtlarda
ev ev sokak sokak
yine urla oluyor konum
bir ağız mızıkam var
üflüyorum
re mi fa sol la
bir es mi giriyor araya
ya urla?
bardak değil o baylar
tak!
masaya vurduğum
hak arıyorum
düpedüz hak!
bütün mahpus kasabalar
küçük ölü kentler
soyulan tarla tarla
onlardan biridir urla!
yavaş yavaş sarhoş oluyorum.
necati cumalı
necati cumalı'nın yaşadığı yer. öldükten sonra evi müze haline dönüştürülmüştür.