siye = sana
biye = bana
gelisen mı = geliyor musun
gidisen mı gidiyor musun
gelah = gelelim
gidah = gidelim
anê = anne
babo = baba
nene = nine
dedey = dede
bibi = hala
dayze = teyze
herif = koca
avrat = hanım bayan
güveg = damat
lo = erkek çağırılırken kullanılır
le = bayan çağrılırken kullanılır
deget = yürü git
güz = sonbahar
tez = çabuk
irak = uzak
suvak = sokak
mıhalle = mahalle
henek = şaka
afrit = şeytan yavrusu firlama kimselere denilir
hış oldum = döküldüm
öksedim = özledim
haho = yeter artık
kırtik = azıcık biraz
ağbati başiya = darısı başına
zerzur = sığırcık kuşu
kit = yabani güvercin
pısik = kedi
haket = gerçek
ğas = marul
bahtenis = maydanoz
pırpır = semiz otu
fırenk = domates
balcan = patlıcan
isot = urfa biberi
leymun = limon
pircikli = havuç
hıttı = bir salata çeşidi
bostana = bir çeşit salata (çok güzeldir)
savık = soğuk
ülbe = soğuk
tud = dut
ferik = taze, genç (aynı ben *)
payam = badem
kehke = simit
reçel = biber salçası
neçek = yazma
puşu = erkek baş örtüsü
haphap = takunya
kahke bezi = amerikan bezi
ezye = bayan elbisesi
sako = ceket
koyneg = gomlek
tuman = don, külot
kuşhana = tencere
teşt = leğen
sülahye = sürahi
koruk = olmamış üzüm
dürmük = dürüm
tike = nasil anlatsam bilmiyorum ama habbe deriz ya da lokma gibi bir şey.
şıllık = bir tatlı çeşididir.
germi = bulgur pilavi
tedirbe = sokak
heyat = evin geniş avlusu
mahle şenigi (şenik) = komşu, aynı çevrenin insanı
hâh = yabancı
hulh = bunu da nasil anlatacagimi bilmiyorum * hulhum dar demek içim sıkılıyor sabrım yok gibi
made = mide
urfa şivesi ile yazılmış bir mektup;
Oğlum Mahir!
Ana heyran nasılsan?
Ne haldasan?
Biz seni aramasah, sormasah,
Sen bizi ne arisan, ne de sorisan;
Sen ne hersiz bir evlatmışsan!
Bemırad olmıyasan,
Hahin kızınan gezisen dolaşisan?
Edemisen anana mektup yazasan
Heç Allah'tan korhmisan bizi merakta bırahisan
Dünegin arkadaşın Hüsen gelmisti Ankara'dan
Getmişem sağlık haberin ondan almışam
Seni belediye otobozunda görmiş bir kıznan
Sözlüm diye bahsetmişsen o kızdan
Birde yüzüg tahmişsan barmagan
Niye oglum sen anasiz kalmişsan
Sansahan evlenmaga kalhmişsan?
Hüsen'e dedim ki;
"-- Hüsen! Hele birez kızı anlat"
Dedi ki:
"-- Ne anlatayım diyaza, ay parçası bemırad
Gülende güller açi,
Agliyanda incinen mercan saçi.
Bele güzel ne görülmiş, ne duyulmış,
Hak teala öz nurundan yaratmış."
Mahir!
Niye sen hirif olmışsan,
Böyükleren danışmadan evlenmaga kahmışsan
Kardaşından da mi ibret almisan?
Getti bir tango kız getirdi.
Ne kendisi rehet etti,
Ne de bizi rehet ettirdi
Kız da kız olaydı üregim yanmazdı
Ele zaif ele zaifti ki
Ayni Çirtik Eso'ya benzidi
Çirpi gibi bacagi
Emin aganin ayagi gibi ayagi
Çamaşir tokaci gibi de elleri vardi
Ne aglidi agliyasan,
Ne gülidi gülesen.
Ne konuşmagimizi begenidi
Ne pişirdigimizi yeyidi
Zıkkımın köküni yiyeydi
Her bişede kusur buludi
Her bişeye yeni yeni adlar tahidi
Ben deyidim babakanuç,
O deyidi " patlican ezmesi"
Ben deyidim lebeni,
O deyidi " yogurt çorbasi"
Ben deyidim hilorik aşı
O deyidi "ekşili izmir köftesi"
Yoh! Carut degil faraşmış
Küçe degil sokahmış
Hebene degil destiymiş
Havuca pirçikli demah ayıpmış
Ben bele konuşayım diye benden utanimiş.
Niye kendi yaptigindan utanmidi
Gün evle olidi yatahtan kahidi
Benim elimden çaput
Onun elinden roman düşmidi
Gezmeye gidende de en öne o düşidi.
Birgün baban dükkanden geldi
Hanimin kızı yerinden bile teprenmedi
Baban çoh agrina getti
Bırahsam, alimallah saçını pirçigini yolacahtı.
Ben ne şanssız bir karıymışam anam!
Kaynanaların zalim zamanında gelin olmışam
Gelinlerin zalim zamanında da kaynana olmışam
Kime ne etmisem ki bulmışam.
Mahir! sen sen olasan
Aklı başında bir kız alasan
ister Urfali olsun
istersen yedi yabancıdan olsun
Yeter ki helal süt emmiş bir kız olsun
Istiyem ki sonradan peşman olmıyasan
Karı kısmı ayakkabı degil ki,
Sıhtı mı çıharasan atasan
Namusumdur diyecahsan
Ömrü billah çekecahsan
Mahir! Biliyem eyisen hoşsan
Her şeye çabuh kizisan
Kızanda da alalo gibi kabarisan
Oglum! Asebi erkegin kahrı çoh olur
Kahir çeken karı zor bulunur
Onun için, karilarin hamuri sabirnan yogrulmuştur
Onlar hanımdır
Onlar hatundur
Onlar sultandır
Onların mekânı Cennet-i A'lâ'dır
Onlar ışıhtır
Onlar nurdur
Onlar yüce Allah'ın erkeklere bir lütfudur.
bu şivede*, arapçadan ve farsçadan alınan kelimelerdeki uzun ünlüler kısaltılarak söylenir. örnek: normalde kâtil şeklinde ilk hecedeki a sesinin uzun olarak söylenmesi gerekirken, bu şivede katil şeklinde söylenir. yani â sesi a olur.
ikinci bir özellik de, bu şivedeki kelimelerdeki "ğ" sesi "g" sesiyle karşılanır. örnek: ağrı dağı, agrı dagı şeklinde söylenir.
tabi bu şivenin özellikleri bu kadar az değil. merak edenler bu özelliklerin devamını araştırıp bulabilirler.