bir malın ham halinden paketlemeye kadar olan ömrünü geçirdiği hattır. mal üreten fabrikada ya da işletmede olur. gerek yürüyen bandlar gerek vinçlerle bölüm bölüm ayrılır. *
Sen hiç üretim bandı gördün mü ? Görmüşsündür tabiî ki. Ne de olsa fabrikan var. Bazen ortak noktalarımız olduğunu bilmek, hatırlamak; yazları nemden yapış, yapış olduğunda, küvetle göz göze gelmek gibidir. Sevgilim.
O bantlarda ne üretildiğine, pek takılmıyorum. Üretenlerin mutluluğu beni cezbeden. Asgari maaşla çalışıp mesaiye kalan, çalışırken birbirlerine, kitaplara inat, hitapları, uzun cümlelere inat, kısa, idari kadrodaki gereksiz resmiyete protest, neşe.
Ben idari kadrodayım, hayatım da hep kasvet, resmiyet, kitaplar, yazarlar, filmler, birde filmlerde ki başrol oyuncuları. Şehirde iki adam' dan biri benim biliyor musun ? Şiddet, drama, idam. Dostluk var.
Sen de durum nasıl bilmiyorum. Dün çok sevdiğim bir ağabeyimle, beğenmemenin, şikayet edebilmenin artistliği, kendine has havasını konuştuk. Beğenmemek güzel şey, ben beğenmedim dediğinde daha güzel şeyler görmüş havası katıyorsun kendine. Takdir etmiyorsun, çünkü tüm takdirleri sen hak ediyorsun. Şikayet edebilme yetisi; ne muhterem bir olgudur. Şikayet ettikçe bilen konumuna geliyorsun. Bildiğin için şikayet edebiliyor, sanılıyorsun. Sanırım.
Neyse konu üretim bandıydı değil mi ? Tamam. Biliyorum. En çok seninle konuşmak anlamlıyken, seninle anlamlı şeyler konuşamıyorum. Anladığını farz ediyorum, vacip ediyorum, sünnet' le aram pek iyi değil. Allah' ın peygamberi belki beni affetmesi için; araya girer.
Allah' ım böyle şeyleri düşünmek için, çok gençsin, demesi için; kapıdan birini göndersen, nasıl olur ? Bende gençliğin neşesiyle, evet diyebileyim. Neden bu kadar yazma meraklısı olduğumu düşüneyim. Yarım bırakayım yazdıklarımı, çalıştıklarımı. Aşağıya üretim bandına iniyim, oradakilerle beraber eğleneyim ama esaslı eğleneyim. En yakın arkadaşını uzun zaman göremedikten sonra muhabbetin dibine vururken, eğlenirsin ya, mesela öyle. Çok komik şeyler anlatmana gerek yok. Ya da kahkahalara da. Güzel şeyler olmak zorunda değil. Ona dair bir şeylere vakıf olmanın, ve içinde biriktirdiklerini, onun koşu yoluna bırakabilmenin eğlenmesi-mutluluğu.
Hiçte azımsayabileceğin, bir şey değildir mutluluk. Çok mutlu ol emi.
Üretim bandında bu neşeyi yaşarsam, garanti kovulurum. Daha öncede birkaç yerden kovuldum. Hayatta sandığımdan daha tecrübeli daha mı narsistim ? (iç sesim giriyor burada lafa müsadesiz, dur şurada iki dakika bir şeyler yazıyorum, dememe bile fırsat bırakmadan, Hayır diyor. Bunun için miydi ? Bu kadar yaygara. iyi, sende haklısın. Değilim, ama sandığımdan daha deli olduğum ortada, kendimle konuşmuyorum artık bildiğin muhabbet ediyoruz yahu) Bu arada bana bak iç ses, adını neden iç ses koyduğumu bilmiyorum.( Ne kadar çok şey bilmiyorum) Bizim muhabbetlerimiz boyunca her zaman ben, haklı olacağım ve muhabbetin sonunda sen, bana teslim olacak, hak vereceksin.
Hakkımı ver gideyim adalet. Dünya adaletli bir yer değil ki. Öyle olsaydı ben Afrika' da açlıktan ölüyor olurdum.
Öğlen paydosları oluyor banttakilerin de, bizim gibi. Onlar için çok önemli bir zaman dilimi çünkü istedikleri zaman dinlenemiyorlar. Onlarında dinlenmekten anladığı benim gibi, senin gibi, bir sigara bir çay. Öğlen yemeklerini, biz gök gürültüsü makamında yerken, onlar çoktan şimşek olup, dinlenmeye gidiyorlar. Bahsi artırıyorum, bence pas deyin. Elim iyi rest çekerim, edasında değilim. Görsünler bahsimi istiyorum. Çok kazanmak konusunda azimliyimdir. Bu azmi kaybetme konusunda da sürdürürüm. Birşeyi sonuna kadar kaybetmek demek; kendini kaybetmek demek, bir yerde. Seni kaybettiğimden beri kendimi kaybetmiş olmam bundandır. Bahsimi görüyorlar. Rest diyorum hepsine, siz şimşek görmemişsiniz, göremezsiniz. Şimşek stop. Şuradayım, sana ihtiyacım var. Stop. Dediğin anda çakar ancak. Gökyüzünü delen ışıklar, yeryüzünden çakar. Elim iyi demiştim. Potu ben kaldırdım. Herkes hasret kaldığına, şimşek olur. (Beylik laf ettim yine hay aksi). Aynı özeni mesai bittiğinde de gösteriyorlar. Dışarı çıktıklarında gidiyor tabi bu azim. Servise binmek bilmiyorlar. Heyhat yoksa evinizde banttaki kadar mutlu değil misiniz ? Kadınlarınızın, çocuklarınızın yanına gidin. Mutfak masasında oturun, yemekten sonra çay için. Eşlerinizin, başınızı ütülemesine izin verin. Çocuklarınıza kitap okuyor musun ? diye sorun.
Sonra sabah, dün hiç olmamış, ben bu kadar şeyi boşuna yazmışım gibi, bantınızın başına geçin.