Unutmak bilinçli bir eylem değildir. istemsizdir, adı üstünde unutuverirsin. Aklından da kalbinden de çıkıvermiştir. Unutmaya çalışmak ise acılı bir süreçtir.
Önce parçalara ayırırsın zihninde, hayali kutulara koyarsın sevgini ve sevginle beraber birer parçanı. Denizin derinliklerine bırakırsın ilk kutunu, Suyun karanlığında kayboloşunu, dibe çöküşünü izlersin. Yavaş yavaş koyuverir kendini karanlığa ilk kutu. Sonra toprağa gömersin bir ölüyü gömer gibi, ardından bir dua okur rahmet diler, bir damla göz yaşı dökersin ikinci kutunun ardından. Yakarsın üçüncü kutuyu, küllerini savurursun rüzgara. Bir poyraz eser, alır götürür ne varsa. Sonra en önemli kutuya gelir sıra. Yaşanmışlıkları bir kutuya koyar, zihninde hafızanın olduğu bölüme kaldırırsın. Anılar anı olmaktan çıkar, zihninde geçmişin derinliklerinde yer bulur kendine. işte unutmaya çalışmanın anotomisidir bu.
mikroskobik boyutta başlar..hücreden başlarsın , tüm hücrelerin ile unutmaya karar verirsin..akşam olur , kendi kendine konuşursun..artık makroanatomi zamanıdır..beyin hücrelerinden değil , karaciğerinden böbreğinden atacaksındır onu..uyursun , sabah gece düşündüklerin çok saçma gelir..böyle bi anatomidir..insan anatomi aksine , çemberdir unutmanın anatomisi..nerden başlasan , oraya dönersin..
unutmaya çalışan kişilerinkiyle, benzeşen anatomidir. başka şeylerle meşgul olmaya çalışmak, uyumak ve sürekli aklından çıkarmaya çalışmak. en zararlısıdır bu. aklından atmaya çalıştıkça, daha çok aklına takılır. o kişinin kötü taraflarını aklınıza getirmek ve "bugün birlikte olsak, aynı şeyleri yaşayacağım. yine anamdan emdiğim süt burnumdan gelecek." düşüncesi, en büyük yardımcıdır. aklınıza çok fazla takılmaz o zaman. zaten, takmayacaksın, tak açacaksın.
efendim cogu ayrilmis bünyede farkedilen bulgulardir. nelerdir peki bunlar? eğer bir bakacak olursak * listemizin en basinda yemek yeme hadisesinin abartilmasi ile dogru orantili olarak gittikce yumurtaya * benzer bir vücut seklinize bürünmenizdir. sevdiceginizi unutayim derken bedeninize yasattiginiz bu iskencenin bir de zitti vardir ki o daha da vahim bir durumdur. nedir? *yemekten kesilmek! evet, sevdiceginizin yarattigi boslukta günler size adeta zulüm gibi gelirken, nasil olsunda boğazinizdan gecsin ki lokmalar? tüm bunlarin disinda bir de uyku problemi vardir ki o da hic cekilmez. ya hic uyuyamazsiniz adeta yasama bir zombi gibi pörtlemis gözlerle bakarsiniz yada aksi olur yataktan cikamazsiniz, uykunun unutmaya yardimci olacagi gecer aklinizdan.
ama ne derler "unutmak ihanettir" kimbilir belki de böyle düsünmek gerekir. ve tabi birde olmazsa olmaz lafimizda gelir tam bu noktada pesi sira. zaman herseyin ilacidir.
komplex isimli salya sümük. solucanı nerden bükersen bük yine solucan. unutmaya çalışmak beyhude en başta. al sana ilaç: yenisini bul. anatomi filan hikaye. belden aşağısı ise kastın canımsın.
seni daha çok hatırlamak için unutmaya çalışıyorum. [ geber cezmi ersöz, bunlar senin eserin ]
arifesi vardır, olay anı vardır, sonrası vardır ve uzak hali vardır.
ama en zoru olay anı sanan yanılır, yaşayınca da görür zaten. en zoru uzak halidir çünkü unuttuğunu ve gittiğini zannedersin ama giden falan da yoktur aslında.