Sevdiğinize hemen bağlanıyor ve kopamıyorsunuz. Günlerce, haftalarca, aylarca hatta bazen yıllarca sürüyor bu acı ve onu unutamıyorsunuz.
Aslında bir yanınız bu ilişkinin baştan sona yanlış olduğunu biliyor. Sizin için doğru kişi o değil ama yine de kendinize söz geçiremiyor ve onu aklınızdan bir türlü çıkaramıyorsunuz.
Bazen bunun için kendinize kızıyor, “O benden ayrıldı, keyfine bakıyor. Bunu ben neden yapamıyorum” diyorsunuz. Hatta “bu ilişkide fedakârlık yapan, hep veren benim. Yine de benden nasıl vazgeçer, neden yalan söyler” dediğiniz de oluyor. *
kendiliğinden olan, olmazsa olmayan. unutmalıyım bunu dedikçe dünya pencerene her gün bir kara perde daha çekilir, boşluğa gömülürsün. kimi zaman da unuttuğun güzel anılarını, hayallerini, rüyalarını merak edersin. beynini çıkarıp parça pinçik edesin gelir.
“küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.”
hayata devam edebilmek için bir savunma mekanizmasıdır. başına gelen kötü olayları unutmayı kastetmiyorum. başkalarının başına gelen kötü olayları kastediyorum. soma faciası gibi, gezide ölenler gibi, van depreminde evsiz kalan onca insan gibi. sürekli bu olayları hatırlayıp üzülmüyorum ben, yapan da var mı bilmiyorum. varsa helal olsun çünkü benim gözümde imkansız. unutuyorum çünkü unutmam gerekiyor. başka türlü nasıl devam edebilirim gündelik hayatıma? arkadaşlarımla stüdyoya giderken, akşamları birer bira içerken, kız arkadaşıma sarılırken bu olayları düşünemem. eğer sürekli bunları düşünürsem kendi hayatıma gerektiği gibi devam edemem maalesef. bu olaylar popülerliğini kaybedince birçok insan bunu yapıyor. yardım etmeye vakti ve maddi gücü olan yardım edip vicdanını rahatlatabiliyor belki ama benim uyguladığım tek şey unutmak. ama bunu kabullendiğim için mutluyum, en azından her faciada facebook resmimi siyah yapıp da ardından ironi gibi "hiç unutmayacağız" yazmıyorum. kendi çevremde bunu yapanların sosyal hayatlarına baktıkça böyle yazmaları çok ikiyüzlüce geliyor. gerçekten unutmayan, felaket mağdurları için ellerinden geleni yapan insanlara helal olsun. daha da yazardım da yazacağımı da unuttum hakikaten
Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
anıları kaybetmektir, yaşanılan anların boşlukta yokolmasını izlemektir, kimi zaman uçurumdan düşercesine korkunç gibi gözükse de yaşam denen yolda ilerletendir bazen...