kisa sureli unutkanligin baska bir adi var mi bilmiyorum ama bugunlerde cok canimi sikandir. okadar ki bardaga demi koyup su eklemeden elimde yarim bardak demle ofise girdim pat diye durdum birden su koymadigim aklima geldi. yemek yapmak için tezgahin uzerine cikarttigim sogani unutup yemegi de yapmayi unuttum. masadan bos tabaklari toplayip kalanlar için 2. sefer geri donmeyi unutuyorum. gun icinde halletmem gereken isleri atmam gereken mailleri unutuyorum. sebebini bilmiyorum ama cok can siktigini sikildikca da arttigini farkediyorum.
Ramazan ayinda zirve yapan hede. Cogu insanda ki sebebi strestir, o yuzden lys ,ygs ogrencilerinde cok gorulur, b12 onemli faktördür, Aclik ve susuzlugun etkisi de buyuktur, ornegin ramazanda 17 saat ac ve susuz kalan beyin belli bir zamandan sonra kafanizi elinize veriyor ve her seyi unutmaya basliyorsunuz. Ornegin 7 gun icerisinde arabanin anahtarını, sevdigim bir bilekligi kaybettim.
hayatı kolaylaştırma amaçlı her yapılması gerekenin hatırlatıcılara bağlandığı bir zamanda, insanı unutmaya sevk eden bu nedenlerin zamanla aldığı boyuttur unutkanlık. ne yapılacağı, nereye gidileceği, en son bir aletin nereye konduğu gibi şekillerle karşımıza çıkar.
boktan bir histir. kısa zamanlı hafıza kayıpları yaşıyorum. cumartesi beni aramışsın hayır ne alakası var sabah beni aradın mı? aramışım hatırlamıyorum.
başa beladır. insanı bir çok konuda alı koyar.
gerçi bende hep vardı ama bu aralar üzerimde acayip derecede bulunuyor.
bir kaç gündür çay suyu koyup unutuyorum, çayımı doldurup nerede bıraktığımı unutuyorum, önümde ki bardağı unutup tekrar doldurmaya niyetleniyorum, terliklerimi bile bulamıyorum.
ama en son olaydan sonra annemi uyardım bana dikkat et diye.
benim hatırladığım;
çayı ısıtmak için mutfağa gittim, ocağı yaktım odama geldim.
oturdum oturdum dedim su kaynamıştır bakayım.
ocak kapalı olunca anneme kızacakdım madem kapattın söyle diye ki bardağımı tezgah da dolu buldum.
sonra da dedim ki he len ben doldurup, ocağı kapattım ya ne manyağım.
anneme durumu anlatmaya gittim,
meğer olay şöyleymiş. suyu doldurmuşum, ocağı yakmadan bardağa çayı doldurup onu da almayıp gitmişim.
annem de fark edip çayın altını yakmış, su kaynayınca da kapatmış.
- Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile, demiş.
- Tabii, hatırlıyorum, demiş adam da.
Adam çıkmış, gitmiş. Öğleye doğru evin kapısı çalınmış. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bırakmış. Az sonra kapı tekrar çalınmış, bu defa köşedeki pastahanenin çırağıymış gelen. Kocaman bir çikolata kutusu bırakıp gitmiş. Öğleden sonra gelen kutudan da olağanüstü şık ve pahalı bir elbise çıkmış. Kadın kocasının dönmesini zor beklemiş ve daha kapıda boynuna sarılıvermiş.
- Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise. Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı!
Milletimizin genlerine işlemiş en belirgin özelliğidir.
Dün meydanlardaki kişiler, meydanlarda olmayan bordo klavyeliler olanları unutmuş ve şu an deli gibi avm lerde mağaza gezmelerindeler.
kalıbınızdan utanın.
sürekti yaptığımdır. mesela gelmeden önce şarj aletimi unuttum yurtta. yine yurtta şampuanı banyoda unuttuğum için 1 senede 10 kere şampuan aldım. fakülteye gitmeden önce sigaramı alırdım çakmağı unuturdum, çakmağı alırdım sigarayı unuturdum. 1 sene içinde çakmak koleksiyonum oldu. tabi sağa sola dağıttım. az önce çarşıya çıktım hayret dedim ilk defa bişey unutmadan eve geliyorum. eve geldikten sonra aklıma geldi ki uğramam gereken bir yere uğramayı unutmuşum. 1 sene içinde 2 defa montumu bi yerde unuttuğum için kayboldu. yani 2 tane mont aldım birini 2 ay kullandım birinin ilk taksitini yatırmadan kaybettim. bu küçüklükten başlıyor. mesela küçükken beslenme çantamı hep sıranın altında unuturdum. sınıftan çocuğun biri sürekli getiriyodu. artık kendisi de bıkmıştı her gün her gün yolunu uzatmaktan. ama artık sistemli yapmaya çalışıyorum. mesela benim 3 cebim dolu olur. birinde sigaramla çakmağım birinde telefonum arka cebimde ise cüzdanım olur. bunları dışarken çıkarken sürekli kontrol ederim. ama yine de her zaman mutlaka bi eksiklik yaparım. galiba benim de lanetim bu.