2011 fransa yapımı film. aşık çiftin, çocukları olduktan sonra ki yaşamlarını ve psikolojilerini ele alan güzel film. imdb de puanı 6.2 dir fakat çok güzel filmdi, adeta gerçek hayat gibiydi. fransız sinemasını zaten severdim bu filmle bir kez daha sevdim.
vizyon yılı 1 haziran 2012 olan filmdir.
eliette abecassis' in otobiyografik romanından uyarlanmış filmde, barbara rolünde louise bourgoin, nicolas rolünde ise pio marmai oynamaktadır.
yönetmeni de fransız romantik filmlerinde adı çokça geçen remi bezançon' dur.
fransız yapımı filmlerden zerre haz etmesem de bu film beni benden alıp, beni bana bırakmamıştır sonrasında.
filmi seyrederken ister istemez kafanızda türkiye uyarlamasını çekiyorsunuz.
bi bakışı ömre bedel nicolas ( pio marmai) peygamber sabrında bi erkektir. o sabrın ve sevecenliğin onda birini bir türk kadını görseydi yemin ederim kadınlar çocuklarını 9 ayda değil 16 ayda doğururlardı.
en ufak kaprisin saatler süren kavgalarla sonuçlandığı ilişkileri dünya üzerinde tek biz yaşıyoruz muhtemelen. her neyse.
barbara ( louise bourgoin) da akademisyen tarafı ağır basan ancak hamilelik hormonları ve psikolojisinden dolayı adama evde cehennem simülasyonu yaşatan hoş bi hatun.
hamilelik esnasında ve doğum sonrasında kadın delleniyor. nicolas yine sabrediyor. doğum sonrası psikolojisini hafife almayan erkeklerden ( yerim yerim).
kulağıma o esnada " bizim annelerimiz böyle miydi ne zorluklarla doğurdular? gık bile demediler, bu ne hal? habire yiyip yatıyorsun, zaten kiloluydun duba oldun iyice, nerde benim çoraplarım? temiz kazağım kalmadı mı hiç? " gibi cümleler geliyor.
derken hatun " benim biraz uzaklaşmaya ihtiyacım var" diyerek, ufaklığı da babaya bırakarak gidiyor. olaya aileler dahil olmuyor. enteresan.
" bizim gelin kudurdu, bırakıp gitti şuncağızı, ah garibiiiimmm" eşliğinde ağıtlarla adamın bilinçaltına sokulan " kötü eş" damgası olayı çıkmaza sokar.
adam da düşünmez hiç " tamam benim annem zorluklarla doğurdu bizi de annem normal değil ki. babam kadın ve hamilelik psikolojisinden anlasaydı şu an tansiyonu, panik atağı olmayan mutlu sağlıklı bir kadın olurdu benim annem. "
velhasıl barbara soluğu annesinin yanında almış, birden gelen annelik duygusunun ağırlığını annesinin kollarında ot ve şarap içerek hafifletip nicolas' a geri dönmüştür. nicolas da onu ilk aşık olduğu zamanki bakışlarla karşılamıştır.
haaa ayrı oldukları esnada nicolas karısının videolarını seyrederek ağlamış ve ufaklığa bi masal kahramanı kadar iyi bakmıştır.
çekmeyin kardeşim böyle filmler. çıtayı yükseltiyorsunuz.
neredeyse gollum kadar hayal ürünü bu ilişki.
ve filmden can alıcı bir cümle:
" felsefe... boşuna okumuşum. beni kavramlara hapsetti. gerçek hayat karşısında çaresiz bıraktı. "