boş sınav kağıtlarımı dolduran, sinirlendiğimde sinirimi geçirebilen , her derdimi anlattığım tek insan. umursamaz da olsa beş parasız olup sürekli otlansa da biricik günah keçimdir.harbi adamdır.
varlığında yokluğunda bir mi senin ey umut denilen duygu. diye sorulası bir duygudur. vardır ama arada kaçar. kaçar ama arada vardır. yada hep vardır. yada hep yokktur. karışık bir duygudur.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken çöp kamyonları,
ölüleri toplar kaldırımlardan,
işsiz ölüleri, aç ölüleri.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken köylü aile,
erkek, kadın, eşek ve karasaban,
sabana koşulu eşekle kadın,
toprağı sürerler. toprak bir avuç...
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken ölür bir çocuk,
bir japon çocuğu hiroşima'da,
on iki yaşında ve numaralı
ve ne boğmacadan ne menenjitten,
ölür bin dokuz yüz elli sekizde.
ölür bir japoncuk hiroşima'da
dokuz yüz kırk beşte doğduğu için.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken tombul bir adam
yatağından çıkar, dalgın giyinir:
"bugün kimi kime gammazlamalı?
amirin gözüne nasıl girmeli?"
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken, zenci şoförü
ağaca asarlar yol kıyısında,
gazyağına bulayarak yakarlar,
sonra kimi kahve içmeye gider,
kimi saç tıraşı olur berberde,
kimi dükkanını açar erkenden,
kimi genç kızını öper alnından.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken mahpus kadını,
kolları masaya bağlı sırtüstü,
çıplak memeleri al kan içinde,
sorguya çekerler bir bodrumda.
sorguya çekenler cigara içer,
biri yirmisinde, altmışlık biri,
gömlekleri terli, kollar sıvalı
ve kum torbaları, elektrodlar.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken gülyaprağına,
uçak alanında sessiz pilotlar
"h" bombası yükler tepkililere.
ve güneş doğarken, güneş doğarken
otomatik silahlarla biçilir
üniversitelilerle işçiler
ve akasya ağaçları bulvarın,
pencereler, balkondaki saksılar.
ve güneş doğarken devlet adamı
konağına döner bir ziyafetten.
ve güneş doğarken kuşlar ötüşür.
ve güneş doğarken, güneş doğarken
genç bir ana bebesini emzirir.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken ben bir geceyi,
bir uzun geceyi gene uykusuz
ağrılar içinde geçirmişimdir.
düşünmüşüm hasretliği, ölümü,
seni, memleketi düşünmüşümdür,
seni, memleketi ve dünyamızı.
işler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken hiç umut yok mu?
umut, umut, umut,
umut insanda...
12 mart gecesi ve 13 - 14 mart 958
varşova - şvider
herseye ragmen dıye başlanan cumlelere hayat veren duygu.Hayat ne acı lan olsun be abi herseye ragmen güzel(işte umut böyle birşey bıraz belirsizlik biraz sarılmak,kabullenmemek,daha iyisini düsünmek....)
afyondur bir nevi, kötülüklerin anasıdır.
şiddetle uzak durmalıdır umutlanmaktan ama bir yandan da umutsuz yaşanmaz gibi bir gerçek vardır.
(bkz: biraz afyonun zararı olmaz)
adimi borclu oldugum 1970 yapimi yilmaz güney filmi, ayrica bayan ismide olabiliyor. anlami cok ama cok derinden, ümite pek benzemez, ümit ummaktir, umutsa hasretle, büyük bir istekle beklemek.