"hayatım boyunca kendimi bir yazar, bir şarkıcı, bir düşünür, ne bileyim bir sanatçıyla özdeşleştirmek istedim. kendisini her televizyonda gördüğümde, eserleriyle 'hah tam benim kafamdan birisi...' diyebileceğim biriyle karşılaşmak istedim. ama kısmet değilmiş. böyle birisi şimdiye kadar karşıma hiç çıkmadı. aslında yalan söyledim. hiç bir zaman kendimi özdeşleştireceğim birisini aramadım. o zaten her zaman yanıbaşımdaydı. ama ne yazık ki bu durumdan çok utanıyordum. bir süre ona uğramamaya, yanına yaklaşmamaya, ondan kaçmaya çalıştım ama olmadı. en sonunda gerçeği kabul etmeye karar verdim. ben insanlar gibi bakış açımı jim morrison, john lennon ya da dostoyevskiyle özdeşleştirmiyor, kendimi onlar gibi göremiyordum. ben ne yazık ki sokaktaki bim marketiydim. sattığı ürünleri bir reyona koymak yerine kolilere istiflemesiye dağınık, özensiz ama samimi yapısıyla tıpkı bana benziyordu. bauhaus ya da migros gibi müzik yayını yaparak müşterilerin daha çok alışveriş yapmasını sağlayacak kadar kurnaz değildi. olması gibi sessiz, durağan ve ucuzdu. evet belki bir migros değildi, ama bir aydınlar bakkaliye de değildi. ne tam şehirli ne tam köylüydü, arada sıkışmış acı çeken bir hali vardı bim'in."
Söz verdiği üzere dünya klasiklerini topladığı o kitabı çıkarmazsa kendisini bulup biraz hırpalamayı düşünüyorum. Yazar çizer tayfasından olduğu için de bu hareketime karşı koyup bohemliğinden ödün vermez herhalde. Yoksa normal şartlarda o beni döver tabi ki. kalıp gibi adam lan!
Umut efendi, lütfen. Ben ne uykusuz'daki köşeni, ne yeni çıkacak kitabını ne de naber'in yeni sayısını böyle beklemedim. ister yedi yıl, ister dokuz yıl isterse on dokuz yılda (oha!) Çıkar o kitabı ama çıkar lütfen.
(bkz: araya saklanmalı oyun)
umut senin amk, bıktım senden.
gece gece aklıma nerden geldi bu karikatür ya, yatakta kendi kendime gülüyorum. ellerimle yüzünü tutup "nasıl düşünüp çiziyorsun! nasıl!" diye topaz etmek istiyorum adamı. ayrıca ben de çok korkarım araya saklanmalı tiyatrodan.
beynine nitro taktırmış tespit da vincisi. adamın bütün tespitleri şaheser. ailecek takip edemiyoruz ailemde başka tanıyan yok. * ama ben bütün sülalem adına takip ediyorum.
her çizgisinde türkiye'yi, çocukluk anılarımızı anlatan ve detaylarıyla birkaç neslin aklını alan karikatürist.
benim de söyleyeceklerim var isimli çalışmalarıyla kelimelerin hayatımıza girmesine vesile oldu.
uzun seneler şahitlik etmek dileğiyle.
üstat.
Hakkında yazacak çok düşüncem var, hayatıma girdiği andan itibaren nüfuz etmediği nokta yok. Türkiye'deki underrated insanların bayrak taşıyanı bana kalırsa. Kendisi hakkında daha geniş bir entry giricem daha sonra ama bugün gördüğüm şu görsel beni gerçekten bitirdi. Sen müthiş güzellikte bir insansın Umut, bunu bil oğlum.
(img:#1185790)
tespit yapma konusunda üstüne kimseyi tanımadığım, Türkiye'nin tartışmasız en iyi karikatüristidir. karikatürlerini anlamak için normalin üstü bir algılama zekası gerekir. çoğu arkadaşıma gösteririm de mal Mal bakar suratıma.
ciğerini bilirim ciğerini! yazarı-çizeri.
ah umut ah, yaktın beni.
o zeka sence de bir Sivaslı için fazla değil mi? hele o çizgiler, o gözlemler.. 2008'den beri ömrümü yedin. senin yazıları karikatürleri senden daha iyi biliyorum abisini, evlençez senle.
banane.
ben ayı dobraya bağlamadan hallet şu işi, NASA'dan bile gözükebilen parlak simli kız arkadaşlarım ve topuzları hazırda bekliyor.
hmmfss..
Sık sık ve başarılı bir şekilde orta sınıf ve kapitalizm eleştirisi yapan yazar, çizer. naberin 5. Sayısındaki yeryüzünün lanetlileri başlıklı yazısından bir paragrafla örnekleyeyim:
"Ama alt sınıf, her zaman cebinde taşıdığı bir kozdur orta sınıfın, işler yolunda gitmediğinde, her yenildiklerinde çıkarıp 'asıl mutlu olanlar, asıl güzel insanlar onlar lan. keşke bu kadar her şeyin farkında olmasaydık da biz de mutlu olsaydık' diye kendini kandırdıkları, sonra tekrar cebine koydukları bir kozdur ve cebine koyar koymaz unuturlar alt sınıfı. Arada bir yine cebinden çıkarıp döverler alt sınıfı. 'Yaşam çok güzel olacaktı ama sizin yüzünüzden olmuyor' diye onlara kızarlar. Ve bu dövmeleri de sövmeleri de alt sınıfın umrunda mıdır, tabii ki değildir. Onlar da g.tü kurtarmış yavşaklar olarak bakarlar orta sınıfa. Hepsini zengin sanarlar. Kendi aralarındaki bitmeyen kavgadan tepede olan bitenden habersiz yaşar bu iki grup."
karikatürleri her okunduğunda arka planda 2. ve 3. bir espriyi barındırtan efsanevi şahsiyet. mühendislik geçmişi de olduğu için mühendislik öğrencileriyle ilgili başarılı esprileri iyidir, hoştur.