orospu kırmızı kitabının yazarı.
kitapçıyla nasıl bir diyaloga girilir:
-orospu kırmızı var mı?
-nee?
-kırmızı orospu diyorum.
-normal orospu var elimizde.
-yok ben kırmızı arıyorum.
'düşmedim daha' şarkısına bayıldığım sanatçı . şarkının bir bölümünü mete özgencil'le beraber söylemiş ve birlikte klibinde oynamıştır. ayrıca;
-hareket vakti
-naylon
-kalbim acıdı
şarkıları da dinlenilesi.ve cem adrian'la düetleri 'bana özel' üst üste bilmem kaç kere dinlediğim bıkmayacağım şarkıdır.
Alkış sesleri aramıyordum. Sadece gururlu ve mağrur bir perde indirsin yüzümü istiyordum. Meğer perdelerin yüzsüzlüğüymüş bulandıran suyu. Karanfiller sarayında ölü bir kedinin üfürüğü serinletiyor sol elimi. Ben buyum işte en kuru veda, çıkılmayan yolculuk..!
ikimizin tanıştığı koltuğa oturdum. Sesini silmeyi beceremedim. En iyisi aşktı... Onu bulduğum yerde beni götürecek bir ayna aradım. Sana dokunmak istedim. Fotoğrafını duvara asıp, sözcüklerini yok etme, var olma savaşı verdiği sayfaları yırtıp atıyorum. Kendine söyleyemediklerini dudaklarının kenarı anlatır bana. Korkularını, korktuklarını...
Ben sadece vaatlerle dolu bir kadınım. Uzaklarsa sahip olduğum tek şey. Hoşça kal demek için öpersen, gökyüzünün bana doğru düştüğünü hissedersin. Ve son bir düş için seni mahkum edebilirim sayfalarımda yaşamaya...
bu kadını ne zaman okusam, içim pırpırlanıyor ve geçmişten gelen bir acı bağdaş kurup oturuyor yüreğimin tam ortasına...gitmem diye mızmızlanıyor fütursuzca...
Önümde rengarenk şekerler duruyor. Bunlardan bir tanesini sana göndermeliyim. Ama aç bir gardiyanın dikkatini çekmemesi mümkün gözükmüyor. Sana çilek gönderebilir miyim? Bu nasıl olur? Şekerler eline geçerse onları saklama. Sadece parlak jelatinleri kitabının arasına koy. Böylece beni daha çok düşünürsün...
Ne zor,yazarak anlatmaya çalışmak sustuklarını. Demek takvim yapraklarıyla saçlarını keseceklermiş. Bir gün, ateşin onları iyileştirdiğini unutarak ellerini de yakacaklar. iyi ki unutacaklar, en iyi bunu becerirler. Hep unuturlar ve bu yüzden hiç utanmazlar. Şiir yok demiştim. Ama benim için haykırmak istediğim bir şiirsin. Yazamadığım, koklayamadığım, yetişemediğim bir şiir...
Sakın üşütme. Sakın yaşlanma. Sakın yıkılma. Sakın, sakın, o güzel ruhunu ayaza tutma. Tahtadan defterler yap, deniz kabuklarından kutular, şiirin yetişemediği müzikleri duymak için kalbini yastığın altına koy. Senden çalındıkça çoğalan hayatı, gözyaşlarından çıkardığın mutluluğu anlat. Gözlerindeki aşkı değdir parmaklarının biçimlendirdiği her rüyaya. Senden bana bulaşan rüzgarın da adı bu olsun. . . Bana içeriyi bilmiyorum diye daha çok kız, ama n'olur daha güzel kız.
düşmedim daha gibi muhteşem bir şarkıya imza atmış sanatçı. şimdi böyle şarkılar yapan böyle sanatçılar istesen de bulamıyorsun. herkes düşmüş ticaret derdine.
iri, güçlü, kimyasal yalanlar dökülüyor yürüdüğüm sokaklara... Amacı ne sevindirmek ne de üzmek olan yalanlar. Kimsenin sırtını ağrıtmayan, kimsenin mumlarını yatsıya kadar yakmayan yalanlar. Biraz önce bir falcıdan çıktım. Sol avucumda yalan, sağ avucumda seni gördü: Elimi ona uzatır uzatmaz, birkaç iyi dilek yuvarlandı yere. Hani şu "kendine iyi bak" , "lütfen mutlu ol" sözcükleri...