--spoiler--
Altay Türklerine göre, insanın ruhu (kut), doğmadan önce gökte bulunur. Teleütler, çocuğa ruh veren Enem Yayuçının göğün dördüncü katında yaşadığını söylerler. Denildiğine göre, çocuğun ruhu, kırmızı bir kurt biçiminde annenin bedenine girer. Doğum tanrıçası çocuğun ne kadar yaşayacağını da saptar. Onlarca üçüncü kat gökte bulunan ve hayvanlara can veren Ermen Kan adında başka bir tanrısal varlık daha vardır.
Radloff Altaylıların doğumla ilgili inanışları hakkında oldukça geniş bilgi verir. Altaylılara göre Ülgen, çocuğun doğması için, oğlu Yayıka emir verir. Bu da göğün beşinci katında bulunan ve dişi olarak düşünülen Yayuçıya yaratıcı babasının emrini aktarır. Nihayet Yayuçı da gökteki süt ak köl süt akı gölden canı alarak çocuğu doğurtur ve yaşamı boyunca ona yardım eder. Yakutlara göre, çocuğun ruhu bir kuş şeklinde gökten gelir.Onlar, gökte oturan ve Ayısıt Hoton denilen bir doğum tanrıçasından da sözederler. Yakutların inanışına göre, doğumundan 3 gün sonra çocuk, Eyehsıt denilen başka bir koruyucu ruhun korumasında büyür.
Orhon yazıtlarında anlatılan Umay da çocukları koruyan dişi bir ruhtur. Divan lugat al-Turkte geçtiğine göre, Umayı hoşnut edenler, çok çocuk doğurur.
Teleüt kadınları doğum sırasında kendi koruyucu ruhlarının yardımına güvenirler. Onların emegender ya da enekeler diye andığı bu ruhlar, ölmüş büyükana ve büyükbabaların ruhlarından ibarettir. Bunları simgeleyen bebeklere süt ve undan yapılmış bir bulamaç sunulur. Eskiden bu ruhlara koyun da kurban edilmiştir. Çocuğun dünyaya gelmesi, Sibirya halklarında özel şenlikler yapılarak kutlanır.
--spoiler--