hakkında aşağıdaki linklerde merak ettiğiniz her şeyi bulabileceğiniz ve çok ucuz fiyatlarla dünyayı gezip görmenize olanak sağlayan organizasyon. her yurdum genci bir kez denemeli. parayı pulu sorun edenler hiç dert etmesin çünkü birçok kampta günlük birkaç saatlik çalışmanız yemek ve yatacak yer olarak ödüllendiriliyor. yol parasını birikritin, sırtınıza çantanızı alın ve vurun kendinizi gurbet ellere.
rezaletten başka bir şey değildir. acayip ucuza , çok ucuza dediklerine kanmamak lazım en başta orda başlıyor kandırmaca. yurt dışına çıkıyorsanız eğer ucuz diye bir kavramdan bahsedemezsiniz. hadi para bir kenara buldunuz diyelim gerçekten ucuzluğu bu sefer de organizasyonları rezalet. çektiğiniz onca sıkıntı da cabası. değmez kısacası.
gönüllülük esasına dayanan kamplardır. bu kamplar hakkında unutulmaması gereken de budur, tatile gitmiyorsunuz kısacası. gittiğiniz kampta günlük 6 saat çalışmak zorundasınız, gerçi kampa göre değişir, bazısında daha az çalışabilirsiniz, daha çok çalıştığınız da olur. ''ben hiç çalışmam'' derseniz kamp liderinizin sizi kamptan atma yetkisi var. günde 3 öğün yemek, kalacak yer, duş gibi temel şeyleri sağlamak zorundalar. bu kalacak yer yurt olabilir, çadır da olabilir, misal fransa'daki kamplarda genelde çadırda kalınır. yani kampın açıklamasını iyi okumak lazım. ama iki kişilik oda, oda içinde duş, efendime söyleyeyim havuz gibi beklentileriniz olmasın, asıl amaç topluma hizmet etmek unutmayın.
dünyanın her yerinden kamp bulabilirsiniz, katılcağınız kampa da dünyanın her yerinden gönüllüler gelebilir. ingiltere'den fransa'ya, güney kore'den rusya'ya kadar pek çok ülkeden arkadaş edinebilir, ingilizce pratik yapabilir, delicesine eğlenebilirsiniz.
hemen hemen her konuda kamp bulabilirsiniz. çocuklarla çalışabilirsiziniz, okul boyayabilirsiniz, festival organizasyonunda görev alabilirsiniz, müzikle ilgili kamplara* katılabilirsiniz. ya da ne bileyim, ormanda yürüyüş yollları yapabilirsiniz, arkeoloji kampları bile var isterseniz. *
boş günleriniz olacaktır, bu boş günlerde arkadaşlarınızla çevredeki şehirleri gezin.
kamp lideriniz sizi ucuz iş gücü olarak görebilir, o tarz bir durumda arkadaşlarınızla ''biz gönüllüyüz, ucuz iş gücü değil'' diye isyan edin.
kamp süresi boyunca kalacak yer, yemek gibi şeylere para vermediğiniz için az paraya çok gezebilirsiniz. şahsen ben cebimde 395 euro'ya* roma, floransa, pisa, bologna , venedik ve milano'ya gittim.
gezmek istiyorsanız ülke içi interrail kullanın, bir bilet fiyatına 4-5 şehir gezebilirsiniz.
bu fırsatı iyi değerlendirin, hayatınız boyu hatırlyacağınız hatıralarla türkiye'ye dönün.
bir tanesinden iki hafta önce döndüğüm, hayatımın belki de en mükemmel 15 gününü geçirdiğim aktivite. yurtdışındaki non-profit organization*ların düzenlediği çalışmaktan ziyade tanışmak, eğlenmek ve en önemlisi öğrenmek amaçlı kamplardır bunlar. eğer ki yurtdışına gidip, sadece; japon turistler gibi en orta malı olmuş turistik mekanları gezip facebook profilinize eiffel kulesinin tepesinden sağ alt tarafında kişinin kafası olan paris manzaralı onlarca fotoğraftan birisini daha eklemek istemiyorsanız; kültürlerin salt mekanlarda değil daha çok bireylerde gizli olduğunu düşünüyorsanız, doğayı da seviyorsanız***bu kamplar ideal. yok hocam ben fotoğrafımı çeker hostelimde takılır 5 tanesi 1 'dan 10 tane eiffel kuleciğine 2 verip türkiye'de 9 tane arkadaşıma size yurtdışından hediye aldım demekle yetinebilecekseniz, müzeleri** gezip gezip bi de kültürlendim ohh'u kendinize yutturabilecek çok da eğlendik diyebilecekseniz gitmeye hiç gerek yok bu kamplara.
bu kampları yurtdışında organize eden vakıflara bildiğim iki örnek association concordia ve inex. türkiye'den istanbul'da gençtur ve ankara'da gsm aracılık yapıyor diye biliyorum. ben concordia'nın kampındaydım gençtur aracılığıyla gitmiştim. 2 hafta çadırda konaklamıştık. uyku tulumum ve matım gardaşım oldu ciğerim oldu. kamp alanı ve çevre mükemmeldi. çadır yaşamı için gayet yüksek standartlar vardı. mesela kampımızın hemen yanında tenis kortu basketbol ve futbol sahası vardı. yiyecek konusu düşündüğünüzden çok daha iyi oluyor genelde. ben kilo alarak döndüm. tuvalet banyo imkanları seyyar aletlerle sağlanıyor. o konuda da bir sıkıntı çekmedik.
çalışma meselesi de tabi genelleme yapamam ama benim kampım için 'güya çalışma' olarak nitelendirilebilir. günde 6 saat çalışın diye başınızda kırbaçla bekleyen birisi yok elbette. insanlar biliyor ki siz orada gönüllüsünüz. her biriniz şu an bir sahilde güneşleniyor denize giriyor olabilirdiniz fakat siz üstüne para verip bu şansı değerlendirmeye geldiniz. yöre halkı bizim üstümüze titremişti mesela, our precious modundalardı*. iki akşam kampı yaptığımız yörenin insanlarının evlerinde akşam yemeğine misafir oldum ben mesela. baya iyi ağırladılar. çok mutlulardı geldiğimize filan.
Lakin benim bu aşırı pozitif yorumlarıma rağmen gidersiniz isviçre dağlarında ormancıların yanında bir işe girersiniz o konuda sıkıntılar çıkabilir. bilemem onu.*. ama gidip de 'nalet ossun bu gampa yaau' diyenini de duymadım.
sonuç olarak denenmesini şiddetle tavsiye ederim iyi tecrübeler bunlar. bir de üstüne kaldığınız şehri filan gezersiniz 2-3 gün ohh tadından yenmeyen yurtdışı gezisi...