uludağ günlük

    33.
  1. Yeniden geldim, sözlük. Bugün sabah hastaneden taburcu oldum ve şu anda evdeyim. Kaç gün sonra ilk kez pc karşısındayım. Bu sefer pc karşısına her zamanki siyah renkli sandalyemde değil, tekerlekli sandalyeme oturarak geçtim. Ne kadar üzücü, değil mi? Bir gün tekerlekli sandalyeye ihtiyaç duyacağımı nasıl bilebilirdim? Aslında bacaklarıma bir şey olacağını düşünmüştüm. Çünkü 3 haftadan daha kısa bir sürede iki kez merdivenden düşerek bacaklarımı yaraladım. Ama bu duruma düşeceğimi hiç düşünmezdim. 5 Mart sabahı geçirdiğim felç, aklıma gelmeyen her şeyi yaşattı bana. O günü her hatırladığımda tüylerim ürperiyor. Konuşmak istedim, konuşamadım, yürümek istedim, ayağa kalkmak istedim ama bacağım öylece kaldı yerinde. Korkunçtu. Yaşadıklarımı kabul edemiyorum. Hasta olduğumu ve bu lanet araca muhtaç kaldığımı kabul etmek istemiyorum. Ailem bile olsa birinin bana bakması zoruma gidiyor. içten içe çok kötü oluyorum, üzülüyorum. içimde kimseye anlatamadığım, anlatmak istesem de kelimelerin yetmeyeceği kadar büyük bir acı ve üzüntü var. Ayrıca kırgınım. Çoğunlukla "o"na. Ona ve onlara verdiğim değere, gösterdiğim ilgiye ve her şeye rağmen hala bu kadar çok sevdiğime üzülüyorum. Ancak ne kendisi ne de diğerleri bunları hak etmedi. Bazı insanlar sadece hayal kırıklığıdır. Bunu geç de olsa anladım. Yaptığım tüm hataların farkına vardım, bir daha tekrarlamamak üzerine..
    46 ...
  2. 41.
  3. Ben geldim, sözlük.
    Felç geçirdiğimde sağ bacağım yürüme yetisini kaybetmişti. Bu benim için büyük bir acıydı, asla iyileşemeyeceğim büyük bir travmaydı. Açıkçası ilk başlarda tüm beklentilerim, yeniden ayaklarımın üzerinde durabileceğime dair tüm umutlarım 0'a beraberdi. Psikolojik olarak olabildiğince çabuk toparlandım, her zaman olduğu gibi yine kendimin en büyük destekçisi oldum. Tüm bu süreçler elbette hâlâ zor, ağrılı ve sancılı. Ama yaşanan her şeyi kendim için bir sınav dönemi olarak adlandırmak istiyorum. En önemlisi de şu: Bu sınavı başarıyla geçtim. 11 haftanın sonunda tekrar ayağa kalktım, tekrar yürüyebiliyorum. Fakat, tekerlekli sandalye kullanmaya devam edeceğim, bastonumla kombine olarak. Evimde ve kısa mesafelerde bastonumla yürüyeceğim ama uzun ve yorucu yolculuklarda tekerlekli sandalyemde olacağım. Bunlar benim dikkatsizliğim ve sağlığıma önem vermemem nedeniyle yaşanan bir süreçti. Ancak yaptığım hataları tekrarlamayacağıma eminim. Larisa(primadonna) olmak bunu gerektirir çünkü...puajajajaja.
    41 ...
  4. 32.
  5. Hem ruhsal hem de fiziksel olarak birçok sorun yaşıyorum, sözlük. Sevdiğin birini kaybetmek çok acı. Depresif ruh halimden çıkamıyorum. Hatta bu duyguların, ruh halimin dışına çıkmaktan bile korkuyorum çünkü bana hissettirdiği son duygular. Kaç paket sigara tükettiğimi bilmiyorum ama içtiğim her sigarayla birlikte boğazım daha çok yanıyor, öksürüğüm artıyor. Yemek yemeyi pek sevmiyorum ama son zamanlarda yemek yeme konusunda daha isteksiz hale geldim. Ayrıca önce yemek yiyip sonra içmem gereken ilaçlarım var. Bazen iştahsızlıktan dolayı erteliyorum ya da hiç içmiyorum. Dünse merdivenlerden düşüp bacaklarımı yaraladım. Şişlik neredeyse geçti ama morluk hiç azalmadı. Hala yürümekte zorluk çekiyorum, desteksiz yürümeye çalıştığımda sanki tekrar düşecekmişim gibi hissediyorum. O kadar yoruldum ve yıprandım ki nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Sadece dinlenmek, tekrar mutlu ve sağlıklı olmak istiyorum.
    36 ...
  6. 42.
  7. insan, her türlü iyi özelliğine rağmen sonuçta hayal kırıklığı. Nihayetinde her şey gibi insan da aslına rücu ediyor.

    kaç kişi için hayal kırıklığı olduğumu bilmiyorum. Sadece, üzerine hayal kurulacak biri gibi davranmaya çalışmadığımı biliyorum.

    Madem bütün sürgünlükler o sürgünün süreği, beşerden umut etmeye teşne bu fıtrat niye?

    Kimseye yaslanmadan yaşamak ve öylece ölmek desen, o bile kendi elinde değil. Kime ne zaman muhtaç olacaksın, belli değil. Erdemli olmak bile büyük bir halüsinasyon, ne de olsa onurlu yaşayabilmek bile paraya bağlı.

    insana muhtaç olmamak yeter.
    12 ...
  8. 3.
  9. günün yarısından çoğu uykuyla geçti her gün aynı olduğundan ötürü günlük tutmaya gerek yok benim bu yıllık olsun.
    4 ...
  10. 4.
  11. Sevgili günlük: Lan ömrümde günlük tutamadım. ne zaman günlük tutmaya kalksam hep birileri okudu, ben de bıraktım, yaktım. seni de okuyacaklar günlük. o yüzden bu ilk ve son yazımdır sana. Ama en azından okuduklarını biliyorum.
    3 ...
  12. 13.
  13. sevgili günlük,
    ona ikinci kez inanmakla nasıl büyük bir hata yaptığımı bu saat itibari ile anlamış bulunmaktayım. Halbuki nasıl inandırmıştı sevdiğine, malesef o benim kadar temiz bir kalbe sahip değilmiş. Yaptığıyla övünsün, kırdığı kalbi, yitirdiği umutlarıyla hayatında başarılar diliyorum. Karşıma 3. kez çıktığında nelerle karşılaşacağını bilmeden ona elveda diyorum. Elveda yalancı yarim...
    3 ...
  14. 38.
  15. değişik bir başlık.

    bugün ikinci kez nikah masasına oturdum, üçüncü kez de oturacağım tabii şahit olarak * üçüncü de son olacak ve ömrüm kadar sonsuz yalnızlık yolculuğum resmen de başlamış olacak. çok daha huzurluyum. kimseye mecbur değilim ama vicdanım hiç ulan be demeyecek. sevgili kendim, kendine hoşgeldin.
    3 ...
  16. 27.
  17. ilginç gündü vesselam.

    sabah karga bokunu yemeden düştük yollara. ne o, hastaneye gidiyoruz, benim sol böbreği araştırıyoruz. hani şu hiç varolmama ihtimali olan. bugün için nükleer tıp bölümünde randevumuz vardı, sintigrafi çekilecek. sıraya girdik çağırdılar, kana radyoaktif madde enjekte ettiler. bekleme salonuna oturdum, hemen ardından gözüm kararmaya başladı. "şu verdikleri zıkkımdandır geçer birazdan" dedim ses etmedim.

    bi süre sonra gözler hepten gitti, etrafı nesneleri seçebilecek kadar göremiyordum, sonrasında tamamen karardı zaten. nefes almakta zorlanmaya başladım, kulaklarımda basınç hissediyordum, duymakta zorlanıyordum. bu sefer ses etmek istedim ama konuşamadım, sadece yanımdaki kardeşimin "iyi misin" sorusunu güç bela duyabildim ve "cık" yapabildim.

    sonra öyle bir terlemedir ki bastırdı. uzun süre basketbol oynayıp atmadığım teri o bir iki dakika içinde atmışımdır. bu arada gözler gitti, göremiyordum bildiğin, kulaklar daki basınç hissi iyice arttı. sonra film koptu. bilincimi kaybettim desem, değildir muhtemelen, ama öyle bişey oldu yani. etraftan tamamen kopmuşum, kardeşim o sırada cebimden telefonumu almış, o sırada başka bi yerde olan anneme haber vermeye çalışmış, "bakiye yetersiz" uyarısıyla dumur olmuş, haberim yok. evet çulsuzum.

    bu sırada benim rengim beyaz sarı arası gidip gidip gelmiş, ter içinde kalmışım, ama bekleme salonundaki hiç bir allahın kulu kalkıp hemşire çağırmamış arkadaş. kardeşim küçük hadi telaşlandı, koca koca adamlar var orda.

    birden film tekrar geldi, en azından etrafımı algılamaya başladım, biraz sonra da annem geldi, o çağırdı doktoru hemşireyi. hemşire gelip durumu anlayıp serum takılması gerektiğine karar verip hazırlayıp getirip takıp tansiyonumu ölçene kadar ben tekrar görmeye duymaya başlamıştım toparlanmıştım. toparlanmış halimde bile 13 olması gereken tansiyon 7 çıktı, kim bilir ne kadar düşmüştü. eller ayaklar uyuştu hareket ettirmekte zorlanıyordum.

    neyse sonuçta serumla toparladım. toparlandıktan sonra da amcanın teki geldi "şu saçlarını kestir yeğenim, uzun saç gücünü kuvvetini engeller gücün oraya gider. ne zamandır söyleyecem söyleyemiyorum" dedi. içimden "tebrik ederim amca bunu söylemek için mükemmel bi zaman bulmuşsun" dedim. aslında insanımıza o hemşire çağırmama meselesinden dolayı biraz kızmıştım ama sonradan anladım ki o an sorun olduğunu anlayamamış olabilirler çünkü zaten tenim soluktur benim, inlemedim ya da bağırmadım ne bileyim yardım istemedim. ordaki insanlar da hastaneye gelmiş kendi derdinde, dolayısıyla fark etmemiş falan olabilirler. ağzımdan hafif bi "yardım edin" çıksa eminim ki seferber olurlardı. iyi niyetli insanlar olduklarını fark ettim toparlandıktan sonra, herkes ömürlerinde ilk defa gördükleri ben için endişelenmiş, çantasındaki şekerini çikolatasını suyunu uzatıyor, korkup ağlamaya başlayan kardeşimi sakinleştirmeye çalışıyordu. allah razı olsun demek düşer. hatta bu olaydan iki-üç saat sonra karşılaştığımız teyze hemen nası oldun iyi misin falan diye sordu.

    el nihayet, böyle de bir git-gel yaşadım bugün. tecrübe oldu macera oldu, olmayaydı iyiydi ama oldu ne yapalım. burada da paylaşayım aklınızın bir köşesinde bulunsun. yukarıda bahsettiklerim tansiyon düşmesinin sonuçları, eğer çevrenizde bunları gördüğünüz bir insan olursa yapmanız gerekenler, tabi ki ilk önce tıbbi yardım istemelisiniz ama onlar gelene kadar kişiyi sırtüstü uzandırın ve ayaklarını yukarı kaldırın, kollarını da kaldırın gerekirse. buradaki amaç kol ve bacaklardaki kanın beyne gitmesini sağlamak. tuzlu ayran yanılgısından uzak durun. eğer kişinin bilinci açıksa ve açlıktan dolayı bu sıkıntılar oluşmuşsa şeker verebilirsiniz. kişinin farklı rahatsızlıkları varsa bunları tetikleyebileceği için tuzlu ayran ya da bilimum farklı müdahalelerden kaçının ve uzmanların gelmesini bekleyin.

    bir de benden kişisel tavsiye, "geçer az sonra" demeyin olum, az sonra geçecek olsa bile koparın velveleyi. ne olur ne olmaz. can bu, kıymetli.

    edit: sol böbreğin mahiyetini henüz öğrenmedim. ama bu dakkadan sonra olsa bile yok sayacam şerefsizi. onun yüzünden yediğim inelerin haddi hesabı yok lan keş koluna döndü kollarım. kaç günümü hastanede yedim.
    3 ...
  18. 31.
  19. Sevgili günlük;
    Bugün okula gittim baya bi aradan sonra. Okuldaki platonik aşkımı özlemiştim çünkü. Bi güzel süslendim. Sonra tüm gün ona yakın sıralara oturdum kantinde de gittim onun olduğu masaya oturdum salak salak muhabbete dahil olmaya çalıştım böyle. O da bir badboy olduğu için hafif umursamaz ters cevaplar verdi. Neyse herşey çok güzeldi. Sonra boyu 135 olan kıvırcık saçlı babası zengin kızla bi baktım sarmaş dolaşlar. Oğlan diyo ki buna sen geçen beni eve bırakmıştın ya bi baktım anahtar yok arabada kalmış heralde! Kulaklarıma inanamadım! Sonra ağlaya ağlaya durağa koştum. Aşırı üzüldüm ve eziklendim. Bana badboyluk yapıyodun o kızın arabasının döşemesini yalıyosun. Arabası var diye bi de babası zengin diye işte. of artık ben de sevmiyorum onu. Ben badboy diyodum resmen jigolo çıktı.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük