çok sıkışmıştı. ilk bulduğu çalının arkasına çöktü. tam da o esnada rıfatın uyandığını gördü ve sessizce onu izlemeye başladı. sabahın 4'ünde ne diye kalkmıştı ki rıfat?. sanki bir şeyler arıyor gibiydi. brendin rıfatın bu davranışlarından kıllanmaya başlamıştı...
...brendın geceyi gözleri açık geçirdi. sabahın 4 ünde kalktı. yanında yatan rıfat'ın iki büklüm uyuduğunu gördü. sonra göbeğinin altına düşen mickey mouse'lu boxer'ini çekiştirerek çalılara doğru yürüdü...
brendın duman'ı ciğerine çekerken bir yandanda gözleriyle rıfat'ı süzüyordu....rıfat ın çok hoş dolgun kalçaları vardı.. brendın zihnini kontrol edemiyor şuursuzca rıfata dokunmak, dokunmak, dokunmak istiyordu.
rıfat kendini manalı bakışlarla süzen brendın a dönüp
-noldu yiğenim.. ağır mı geldi sigara.. hele gel soluklan şöyle dedi. bunu söylerken haifce brendının omzuna dokunmuştu.. brendın artık kendini iyiden iyiye kaybetmş kamçılanamaz şehvet duygusuyla dolup taşmıştı..
aq bu daltarakalar niye geldi lan şimdi adaya, bi kapçıkağızlılık var bu işte ama hayırlısı diye geçirdi içinden.
- abi memleket nere, diye sordu aniden. muhabbeti derinleştirip gerçek maksatlarını çözmeye karar vermişti.
brendın mickey mouse'lu boxer'ını götüne geçirdikten sonra, sözde halay ekibi'nin halay başısı olan rıfat'tan sigara istedi. sigarasızlık başına vurmuştu brendın'ın. rıfat cebinden samsun 216'yı çıkardı ve brendın'a içerisinden bir dal verdi. brendın duman'ı ciğerine çekerken bir yandanda gözleriyle rıfat'ı süzüyordu.
brendın ın aklına birden sementa geldi. hasktirdi, unutmuştu hatunu. hemen arkaya dönüp eve doğru bir bakış attı. sementa 'nın gelen kadınlarla geyiğe başlamış olduğunu görünce biraz rahatladı ama bi parça da ürperdi. ne konuşuyolar acaba diye düşündü. birden adamlardan birinin;
- bilader yalnızken bööle daldaşak gezebilirsin dabii de şimdi biraz ayıb oluyo, kıçına bişey giysen ii olcak, sesiyle irkildi. o an sementa nın üzerine birşeyler giymiş olduğunu farketti ve birden içine bir sıcaklık doldu. "namuslu karıymış aq aferim" diye geçirdi içinden.
- pardon babuş haklısın, dedi adama ve daha önce ağacın dalına asmış olduğu donunu kıçına geçirdi.
ancak adada, halay ekibi'nin bu tavırlarının dayanağı olan bir ortam yoktu.
brendın kanmadı tabii...''ben oyunlara aldanacak kadar aptal bir adam değilim'' dedi.
brendın'a sarıldı. korkma yigenim, şaka yaptık dedi. biz halay ekibiyiz, buralarda bir düğün varmış, ona geldik dedi. brendın adamın kolları arasında what the fuck is that diyerek iç geçiriyordu...
brendın kabus gördüğünü sandı. neredeyse ağlayacaktı. başını kaldırıp adamın yüzüne baktı. dudaklarını oynatıyor ama hiçbir şey söylemiyordu. sonunda ''ne oluyor, burası neresi ?'' dedi.
en etkileyici horatio caine bakışını gözlerine yerleştirdi. bıçağını havada sallayıp tutmaya başladı. sandaldan inenler yanından geçip gidince şaşırıp kaldı. sandaldan en son inen sordu: ' bu adada bir askeri kamp varmış, doğru mu? '
brendın'in aklına sahilde bulduğu şişenin içindeki not geldi. gözleri sevinçle parladı. sahile doğru koşarken, ''artık çektiğim acılar son bulacak '' diye düşündü. başını kaldırıp denize baktı...brendın beyninden vurulmuşa döndü: sahile yaklaşan saldaki erkeklerin tümü silahlıydı. kadınlarda ise türlü kesici aletler vardı...
hafta'da bir, bir takım ipnelerin sürdüğü uçan daireden bozma helikopterle tuvalet kağıdı'da dahil bütün ihtiyaçlar ada'ya atılıyordu. brendın kapağı sağlam yere atmıştı.
oldukça iri aynalı sazanlar cirit atıyordu coşkun akan derede. ardından levrekler arası yüksek atlama müsabakaları yapılacaktı. bu arada güneş batmaya yüz tutmuştu; ay doğmaya astar...
msn ini açtı, ne dinliyorum özelliğini etkinleştirdi ve ardından winamp'a bir şarkı yükledi. msn listesindeki kişiler brendın'ın ruh halini ilk bakışta anlamışlardı. brendın'ın bulunduğu evde müslüm baba'nın benzersiz sesi yankılanıyordu...
brendın sahilden eve döndüğünde şişe'deki mesajı düşünüyordu hala. 1 hafta nasıl geçicekti? adaya kim gelicekti? merak ediyordu. pc'nin başına oturdu sayıları girdi. sonra lan facebook'a da girilmiyor ne sikik bir pc bu dedi. kim bilir facebookta neler dönüyor kim kimin götünü parmaklıyor diye meraklandı.
yine de durumun gizemi, macerayı sonuna dek götürme isteği veriyordu ona. nereye kadar giderse gitsin, ucu kime dokunursa dokunsun mına koyayım dedi. kaçmayacaktı...
brendın istediği cevabı alamadığından olsa gerek. sahile gitti. sahilde mal mal yürürken yerde bir şişe buldu. şişe'nin içinden bir not çıktı her zamanki gibi. not da aynen şunlar yazıyordu. "rakı sofrasını kur haftaya piiz yapmaya geliyoruz adacak!" oha dedi brendın birileri benimle fena daşşak geçiyor. peki haftaya adaya gelecek olan kimlerdi? brendın ın beyninde bir sürü soru işareti oluşmuştu. sahile geldiğine de pişman olmuştu.