sen de sözlük müsün be uludağ dedirtecek olaydır. Kaldı ki okunacak entry var mıdır uludağda? * açıyorsun dünya kupasında oynanan maçın başlığını saat kaçta başladığını yazan bir tane adam yok.* Neyini okuyacaksın entrylerin? Hadi bi aptallık yaptın okudun, "vuvuzela'yla ilgili en fazla kaç tane iğrenç espri üretilir?" sorusunun cevabından başka bir bok öğrenemezsin. Diyeceğim şu, bizden bir sik olmaz.
yanlıştır efenim. entryler okunur ama oylanmaz. inanmayan bir entrysine bu entryi okuyan eh işte oyuna bassın ki okunduğunu anlayayım diye bir not koysun ve görsün sonucu.
3-4 satırdan uzunsa yazdığınız şey okunmaz. bi yerinizi yırtarsınız, özenirsiniz, imla hatası yapmamak için kasarsınız, aman düzgün olsun anlatım bozukluğu olmasın uzun yazıyorum sonuçta dersiniz. bi boka yaramaz ama. eksi bile oylanmaz. mal gibi kalırsınız yazdığınız şeyle. bi tane eksi ya da artı oy gelir ''oha okunmuş'' dersiniz o oy bile mutlu olmanıza yeter.
uludağ sözlük sayesinde küçük şeylerle delicesine mutlu olmayı öğrendim.
uludağsözlük e özgü bir durum olmayan problemdir. insanlar bir şeyleri yaparken umursanmak isterler. iyi veya kötü bi tepki beklerler. hani derler ya nefret ettiğin insana yapabileceğin en güzel şey görmezden gelmektir, adam yerine konmamak onu deli edecektir, işte aynen öyle, sözlükdaşlarımızı düşman görmeyelim efendiler, yorum oy yarak kürek... ama bir şekilde var olduğumuzu ve yazanların da var olduğunu gördüğümüzü belli edecek bir şeyler yapalım!
ha uzun yazılar hakkında keskin bir tezim var paylaşmak istiyorum: genelde daha akıcı daha dolu dizgin ve daha anlamlı oluyorlar. onları okumak daha eğlenceli, okurken harcayacağınız enerjiden korkmayalım anadınmı. dağılın şimdi!...
üstünde bir saate yakın çalışma yapıp yazdığınız entrynin, sol frame den yavaş yavaş aşağı süzülüşünü izlemek, entrylerin okunmuyor olduğunun, en büyük kanıtıdır. ya da belki okunuyordur da yorum yapılmıyordur.
türk kızlarıyla evlenmeyelim nesilleri tükensin başlığında ciddi anlamda anladığım durumdur. arkadaş bir okuyun ilk önce, bir farkına varın ne yazılmış. ama yok "ayarcı baba" geldi deyip hop entry girmeler falan acınacak şeyler bunlar.
kesinlikle doğrudur. illa ki atatürk'e laf sallamak, ırkçılık yapmak, ak parti karşıtı ya da yandaşı başlıklar açmak, kısacası trollük yapmak gerekmektedir. sözlüğün amacı okumak ve okutmak değil midir? yoksa ben mi yanlış yerdeyim?
o zaman eksi oy veren ibneler (sözlükçüler öyle diyor, alınmayın bana) okumadan mı oyluyorlar yazılarımı diye düşündürür insanı. umrumda olmadığını dile getirip bu konu hakkında yorum yapıyor olmam can sıkıntısından.
çok çok çok bariz bir şekilde ortaya çıkan olay.
baktığınızda hakikaten her kişinin dikkatini çekecek bir entry yazıyorum. yani hangi saftan olursanız olun dikkat çekecek ve bir şekilde tepkinizi göstereceksiniz. lakin atıyorum 3 sayfa entry girilmişse 2. sayfadaysa entry niz güme gidiyor.
yani kolay ulaşabilecekleri bir yerde olmadıkları sürece entry dikkat çekmiyor.
ekşi sözlük ile kıyaslanmış bu durum. orada daha fazla entry okunmasının sebebini söyleyim size.
şimdi uludağ sözlük'te yazar sayısı çok. haliyle yazanda çok. sol frame o kadar hızlı ilerliyor ki, o hızı takip etmek göz yoruyor ve açılan abuk subuk başlıklardan dolayı pek değer kazanmıyor takip etmek. gerek duymuyor çoğu insan.
sadece mesele bu değil. ekşi sözlük'ün daha fazla okunmasının sebebi, adamlar bir sistem geliştirmişler. mesela giriyorsunuz ekşiye, bugün butonuna bir kaç kez basınca, sol taraftaki başlıklar uzun süre orda kalıyor. yani bizim sözlüğümüzde diyelim en son başlık şuydu;
3 entry den birinin cinsel içerikli olması durumunda okuma işleminin baygınlık getirmesi sonucu kişinin bu eylemden vazgeçmesini takiben ortaya çıkan durum.
- ne diyorum ben ya. bu nasıl entry.
okuma özürlü sözlük yazarları. özellikle uzun ve bilimsel yazılara karşı allerjisi olan yazarların tutumu denilebilir. okuduğu her entry den bir kelime öğrenerek kelime hazinesini zenginleştireceğinin bilincide olmayan yazarlardır.