her ne kadar fetih adlı sinema filminde polat alemdar veya rambo ile bir tutulsa da aslında peygamberin hadisini yerine getirmek için 40 ok yemeyi göze alan bir türk yiğididir.
tarih sahnesine 16. yüzyılda yani istanbul'un osmanlı tarafından ele geçirilmesinden 50-100 sene sonra çıkmıştır.
yalanlarıyla ünlü bizanslı tarihçi Francis'in Melissinos tarafından düzenlenmiş kitabında ismi geçmektedir. kitabın orijinalinde bu isim geçmezken daha sonra orijinal kitaba göre 4-5 kat bilgi(?) içeren düzenlenmiş eserde bu Ulubatlı hasan ismi geçmektedir.
olay bir kahraman yaratma ihtiyacıysa tamam lakin arşivleri hala daha birçok devlet tarafından kullanılan osmanlı'ya yapılan bir ayıptır bu yalan şahıs zira herhangi bir osmanlı ya da türk kaynağında bu isim geçmemektedir. tabi ortaokul tarih kitapları haricinde.
tarih bir kere değiştirilmeye başlandığı zaman bunun önüne geçilemez. buna dikkat etmek gerekir.
varolmamış tarihi şahsiyet. surlara bayrağı ilk dikenin balaban çavuş olduğu yazılı kaynaklarda vardır. ulubatlı hasan ise fetihten yaklaşık 150 yıl sonra hikayelere türkler tarafından değil hristiyanlar tarafından eklenmiştir. spartacus roma'nın tarih kayıtlarında adı geçen bir isimdir. ayırca ittihat ve terakki döneminde istanbul'un fethi kutlamaları yapılmıştır ve o kutlamalarda da balaban çavuş'un ismi geçmiştir.
süpermen, orümcek adam, gibi fantastik karakterlerle kıyaslanmasını şaşkınla karşılanacak osmanlı tarihi kahramandır. surlara ilk türk bayrağını dikmiştir. avucundan ağ fırlatan ya da başka gezegenden gelen hayali kahramanlarla kıyaslanması anlamsız ve komiktir.
yer yer abartılı haberlere de yer veren bizanslı bir tarihçinin anlattığı kişidir. biri surlara bayrağı dikti ulubatlı hasan diyorlardı gibi hikayemsi bir rivayettir. neyse sonuçta o surlara ilk bayrağı diken bir türk vardı ve o türk olsun ya da olmasın ulubatlı hasan denen bir yiğit ile özdeşleşmiştir. üstelik bizanslı tarihçinin her yazdığı yalan olacak gibi bir durum yok.
tarihte yaşadığı tartışmalı bir adam olduğu için istanbul fethedilmemiştir. surlara osmanlı bayrağı dikilmemiştir...
ne kadar salak adamlar var yahu! birisi bu surlardan içeri girmiş demek ki... ismi hasan olmuş muzaffer olmuş berke olmuş ne farkeder? fetihin kıymetinden ne kaybettirir?
evet ulubatlı hasan diye birisinin olduğuna dair elimizde güçlü bir delil yok ve kendisi uydurulmuş bir karakter olabilir. ama şu gerçek ki istanbul fethedildi ve o surların üzerine bir cengaver sancağı dikti. isminin ne olduğunun o kadar önemi yok. önemli olan şudur ki istanbul bir türk islam şehridir. 1453'ten beri. ve allahın izniyle sonsuza kadar öyle kalacaktır.
Ulubatlı Hasan nasıl bir adammmış arkadaş. Her yanına, böğrüne, dalağına, götüne oklar saplancak ama sen elindeki bayrağı bırakmayıp ,inatla öylece tutacaksın. Bir yandan da taşların tepesindesin ,eğer bir kovuk ya da gedik bulamazsan bayrağı saplayacağın bir yer de yok, illa elinde tutman gerekiyor. Nasıl bir denyoluktur bu ya. Ne içtiyse ya da ne çektiyse oraya çıkmadan önce bilmiyorum. Ne düşünüyordur acaba o sırada ölmeye yüz tutarken "- Yarın bütün gazeteler ,televizyonlar beni yazacak" falan diye düşünmediği kesin. En fazla iyi bir cenaze töreni ve bulurlarsa ailesine bir, iki kese altın o kadar. E be güzel kardeşi, yeniçerim değer mi bu kadar şey için orada şişlenmeye. Hani onu gaza getirecek başka ne olmuş olabilir diye düşünüyorum, biraz saf bir şeyse bir gece önce arkadaşları onu doldurup "- Oğlum Bizans Kralı Jüstinyen senin için top demiş. O pala bıyıklarını çevirip bir yerine sokarım" demiş olabilirler, yoksa amcam niye dellensin öyle..
istanbul alındıktan sonra savaş meydanında dolaşan fatih, çocukluk arkadaşı ulubatlı'nın cansız, ok ve mızrak yaralarıyla delik deşik olmuş bedenini görür. gözleri uzaklara bakıyordur ulubatlı'nın.. tek cümle dökülür fatih'in ağzından arkadaşının kulağına;