ben de eski bir tıp öğrencisi olarak o günlerimi hatırlamak bile istemem. Kalın kitaplar ve herbiri en az 1000 sayfalık ders notları arasında şaşalayıp kalırdım, bi yandan gençliğimin getirdiği sorunlarla boğuşmak, bi yandan sorumluluklarım. bi gün 'eeh yeter beee' dediğimi hatırlıyorum. şimdi işletme yüksek lisansına sahip, hayata daha sağlıklı bakabilen orta yaşlı, mutlu bi adam oldum.
eski okullarının mezunlar gününe gelirken herkes gibi süslenip evinden cıkarak değil az süslenip elinde tıp kitaplarıyla çıkmak zorundadırlar mesela. *
1- Tatile geç girmek, üstüne bir de kısa tatil yapmaktır.
2- kliniğe geçmeyi başaramamış hocaların egolarını sizinle tatmin etmesidir.
(bkz: Allah muhafaza)
3- çan eğrisinin sizi inim inim terletmesidir.
4- stajınızın daha ilk gününde azar işitmektir.
5- 6 sene okumaktır. 3 sene bedava klinikte çalışmaktır.
6- uzmanlık yapamazsanız zor durumda kalacağınız meslektir.
bi tusu kazansan herşey bitecek mi sanırsın bre gafil...
asistanlık zurnanın son deliğidir.
bütün çilelerin sonu ise uzmanlık diplomanı aldığın andır. yalnız o vakit 30-35(yıl kaybın yoksa tabi) arası bir yaşa tekabül eder ki gençlik elden gitmiştir. herkesin gözünde kocaman uzman doktorsundur artık.
ama gençlik vardı. ona noldu.
yok artık yok o... gitti uzaklara...
görülen odur ki kişiler tıpçı olmaktan şikayet edildiğini düşünüyorlar.
şikayet falan eden yok efendim. bir dönemde 250 kişi var. 250 genç doktor adayı. birine sorsanız "pişman mısın? " diye alacağınız cevap koca bir nah olur.
isterse bir düzine eksisi olsun. hiçbir önemi yok. bu yola baş koyan insan zaten önüne çıkacak engelleri bilerek yola çıkmış olan insandır. önemli olan mesleğin getirdikleridir. evet çok sıkıntı çekersiniz, evet öss' de bir çok kişiyi geride bıraktığınız halde hayata onlardan daha sonra atılırsınız, evet sizden daha az okuyan biri daha çok para kazanıyor olabilir, evet evet evet... ama mesleğin öyle bir güzel yönü vardır ki. insanların sağlığına kavuşmasına vesile olmak.
buna itiraz edenler de olacaktır. sizler insan sağlığını değil parayı düşünürsünüz diyenler. ama artık tıp fakültelerinde halka hizmet öğretiliyor. parayı kırmak değil. böylece insanların hayır dualarının alınması öğütleniyor. sadece bu bile yeterince bir güzelliktir bu meslekte.
ve son bir evet, cennete girmek için önce ölmek lazım.
6 sene okuduktan sonra, uzmanlık sınavı belası çıkar, uzmanlığı alırsın, zorunlu hizmet belası çıkar, zorunlu hizmet biter, bu sefer de askerlik belası çıkar(tabi erkekler için).
yahu bu adam zaten zorunlu hizmet yaparken memleketine vatani borcunu ödemiyor mu? ödüyor, bir de sen bu adamın karşısına askerliği koyuyorsun, ne o vatan borcu imiş, ben böyle vatan borcunun teaaaaa.
bir arkadaşım var, doğu da zorunlu hizmeti bitirdi, ne çileler çekti, ne stresli günler yaşadı, şimdi karşısına askerlik problemi çıktı, 12 ay ve büyük ihtimal yine doğuya gidecek.
bizim memleklette bu "vatani borç" mantığı, "askerlik" mantığı böyle devam etsin, bu memelekette ne terör biter ne de ekonomik sıkıntılar biter. böyle devam eder gideriz.
şu sıcak havada herkes tatile giderken ağustos sonuna kadar sürecek sınavlara girecek öğrencidir. zaten eylülde okullar açılıyor. yoksa ağustos sonunda mı açılıyordu. tam bilemiyorum. yaz tatili ne zaman?
bitmek bilmeyen çilelerdir bunlar,altı yıl gözünün feri gidene kadar çalış,sonra tus belası ile uğraş. hadi diyelim kazandın uzmanlığı çilen bitti mi sandın? ohoo ömür biter tıp bitmez,düşününce yoruldum valla.
çeken bilir misali dert yanmayı geçip, * bu yola yeni başlayacakları korkutmamak gerekliliğine değinip, her çilenin bir bitişi olduğunu ve güzel günlerin yakında olacağını söyleyerek gidiyorum.
ama söylemeden edemeyeceğim ki bu çileler kimilerini sigaraya başlatır, sonra da tv lerde haber konusu olur. şok: her 3 tıp öğrencisinden 2si sigara içiyormuş. keyiften içiyorlar sananlara yazıklar olsun** şarkısı gelsin. arabeske de bağlatır bu çileler... ama öyle de sanıldığı gibi asosyal filan değillerdir, onu da söylemeliyim. mesela gidiyorum şimdi ama derse değil, kung fu ya. sonra fitness, bi ara da biniciliğe başlayacağım tekrardan. sonra dersimi çalışırım gün içinde bi ara. ama o çalışma esnası fazla çileli oluyor süresine bakmadan. susmalıyım, sustum. *