son temsilcisi ve geliştiricisi olan atsız'dan sonra başka temsilcisi gelmemiş olan düşünce akımıdır.
asil bir görüştür türkçülük. türk şuuruna sahip olabilmektir türkçülük.
Türkiyemiz, birçok fikirlerin ve inançların birbirleriyle kıyasıya çarpıştığı bir meydan haline gelmiş bulunuyor. Birbirleriyle mücadele eden bu kuvvetler arasında vatanımızın bir parçasını devletimizden koparmak veya Türkiyeyi bütünü ile en büyük düşmanımızın pençesine teslim etmek isteyenler bulunduğu gibi, şahsi temeller üzerine oturtulmuş bir nevi menfaat ortaklıkları şeklindeki, siyasi veya siyasi olmayan, teşekküllerde vardır. Maddi ve manevi güçleri birbirlerinden bu çeşitli yıkıcı veya zararlı kuvvetler karşısında ise, Türklüğü ayakta tutacak tek bir fikir olarak sadece Türkçülük bulunuyor.
Türkçülük, bütün bu yıkıcı ve zararlı kuvvetlere karşı bulunduğu için, o kuvvetler de - derece derece Türkçülüğe karşı veya düşmandır. Birisi kendi kendine, öteki milli irade ile devletin kaderine hakim olmuş iki siyasi teşekkülün, 1944te ve 1953te, Türkçülüğün üzerinden silindir geçirme teşebbüslerinde bu kuvvetlerin büyük rol oynaması bundandır.
Soyumuza ve devletimize karşı çevrilmiş bulunan bu çeşitli silahlar karşısında, Büyük Türklük Ülküsü nün siz bu günkü genç ve ateşli çocuklarına büyük vazifeler düşmektedir. Bu vazifeler, sizin, mensup bulunduğunuz Türk ırkına karşı tabii bir borcunuzdur. Bunu aynı zamanda bir şeref ve namus borcu da sayabilirsiniz.
Bu vazifeyi tam olarak yapabilmek için, önce karşı kuvvetleri ve onlar karşısında kendi gücünüzü bilmek şarttır. Yıkıcı ve zararlı kuvvetlerin hemen hepsinin, sahip bulundukları imkanlar bakımından, Türkçülükten çok daha güçlü durumda bulundukları muhakkaktır.
Mesela komünistlik Komünistler, Türkiyenin nüfusuna göre çok küçük bir topluluk da olsalar, sırtlarını dayadıkları dış kuvvetler tarafından kendilerine sağlanan büyük imkanlar, devlet ve milletimizi tehdit eden iç düşmanın en tehlikelisi durumundadırlar. Kızılların, bu derece korkunç bir kuvvet haline gelmelerinde, çeyrek yüzyılı aşan bir zamandan beri, Türkiyenin kaderine hakim olan siyasi zümrelerin bilgisizlik, şuursuzluk, ahmaklık ve hatta bazen de ihanet sayılabilecek davranışlarının rolü büyüktür. Bugün, Türkiyenin en mühim meselesinin bu kızıl tehlike olduğunu bir an aklınızdan çıkarmamalısınız.
Sonra Kürtçülük Cumhuriyetin ilk yıllarında, başka bir devletin kışkırtmalarının neticesi ve eseri olarak karşımıza çıkan Kürtçülük hareketi, yakın yıllarda kuzey devinin oyunları arasına girmiş bulunuyor. Günümüzde bir Doğu Anadolu meselesi şekline büründürülen ve bu haliyle, memleketin doğu topraklarındaki milyonları tesiri altına almaya çalışan - ve kısmen de alan bu ihanet hareketi de, gelişmesine bu hızla devam ettiği takdirde, pek uzak olmayan bir gelecekte, Türkiye için çok büyük tehlike olacaktır.
Bu arada dini çalışmalar şekline sokulan çeşitli hareketleri de unutmamak lazım. Çünkü, dinlerine bağlı saf ve temiz Türklere islamiyet yolunda çalışmalar şeklinde gösterilmeye çalışılan bu hareketlerde, Türklüğümüze karşı çevrilmiş zehirli hançerlerden başka şeyler değildir. Bu yolda, çalışanların, milliyeti inkar etmek ve Türklüğü horlamaya yeltenmek gibi hareketlerinin asıl manasını anlamak şarttır. Bunları zavallıca ahmaklıklar gibi görmek, asla doğru değildir. Aslında böyle bir düşünüştür ki, Türklük için bağışlanamaz bir ahmaklık olur.
Türkçülüğe gelince: Üzülerek kabul etmeye mecburuz ki, Türkiyede ki fikirler boğuşmasında, maddi imkanlar bakımından en zayıf kuvvet Türkçülüktür. Bunun en büyük sebeplerinden biri, devletimizin kaderini ellerinde bulundurmuş siyasi kuvvetlerin Türkçülüğe karşı olan tutum ve davranışlarıdır. ilgisizlik ve ihanet dereceleri arasında yer alabilecek bu tutum ve davranışlardır ki, soyumuzun yaşama felsefesi ve mutluluk kaynağı olan Türkçülüğü, bugünkü imkansızlıklarla dolu duruma itmiştir. Masonluk ve bir takım zümrelerin ortak çıkarları şeklindeki particilik gibi Türkçülüğe karşı kuvvetleri de yukarıdakilere eklersek, şu netice kendiliğinden ortaya çıkmaktadır: Sizler bugünkü fikirler mücadelesinde, maddi silah bakımından en güçsüz bir ordunun genç çerilerisiniz.
Şu büyük gerçeği daima hatırlamalısınız : Türkçülük, Türklüğe karşı ve düşman yıkıcı ve zararlı fikir ve inançların hiç birisinde bulunmayan bir güce sahiptir. Bu güç Türkçülüğün bir ülkü oluşudur. Halbuki mücadele etmekte ve yenmek zorunda bulunduğumuz karşı kuvvetlerin hiç birisi ülkü değildir.
Komünizm, kendini maddeye ve mevkiye satanların şerefsizlik ve haysiyetsizlik yoludur. Kürtçülük, bininci yılına doğru yol almakta bulunan Türkiyenin yarı parçasını satmaya çalışan ihanettir. Din çalışmaları şekline sokulan hareketler de ötekilerden farklı şeyler değildir. islamiyetin, Hıristiyan batı dünyasına karşı tek başına ve yüzyıllarca koruyuculuğunu yapan Türkü inkara yeltenmenin, islam davası gütmekle ilgisi olabilir mi? Bu islamı koruyan tek kılıcın parçalanmak istenmesinden başka nedir? Evet Komünistlik, Kürtçülük, Arapçılık, nurculuk, masonluk ve diğerleri Bunların hangisinde ülkünün o ilahi gücü ülkücülüğün, insanı efsaneler çağlarının kahramanları haline getirecek o büyük kudreti var? Ülkücülük kendi varlığını, milli dava içinde eritebilme meziyeti olduğu için, bir cemiyette mefkurecilerin sayıları, elbette ki, denizlerin kumları kadar çok olamaz. Hele o cemiyet: Türkiye gibi, yakın yılları, bütün manevi değerlerin en hayasızca saldırılara uğradığı; milli ülküsü namert eller tarafından kahpece hançerlenmiş bir memleket olursa
Fakat şartlar ne olursa olsun, zafer bizim olacaktır. Çünkü karşımızdaki kuvvetlerin hepsi maddenin, adi çıkarların esiridir. Menfaat temeli üzerinde yükselen kuvvet, ebedi ve ilahi ülküyü nasıl yok edebilir?
Sizden önceki nesiller, yıllar boyu süren mücadelelerinde parlak başarılar elde etmiş değillerdir. Fakat, hiç de elverişli olmayan, hatta zaman zaman korkunç bir mahiyet alan şartlara rağmen, Türklük düşmanlarının Türklük Ülküsünün kökünü kazıma emellerini kursaklarında bırakmışlardır. Ancak, vazifemiz, sadece ülkümüzün kökünü kazıtmamak değildir. Asıl vazifemiz, Türk Ülküsünü zafere ulaştırmaktır. Yani Türkçülüğü, Türkün hayatına hakim kılarak, soyumuza düşmen bütün fikir maskaralıklarının çanlarına ot tıkamaktır. Ve şimdi bu vazife, artık, sizlerin omuzlarına yüklenmek üzeredir.
hüseyin nihal atsız ve atatürkün savunmuş olduğu ve sonuna kadar savunmaktan çekinmediğim gayet mühim bir davadır.
insan Atalarını neden savunmasındır ki?
ayrıca türkiyede ermeniyim, kürtüm, yunanım dendiğinde tepkilere yer verilmemesi fakat türküm dendiğinde faşist ırkçı seni lanet olası pislik gibi düşüncelere neden olan, bu ülke vatandaşlarının sonuna kadar savunması gereken akımdır.
türkçülük ve ırkçılık meselesinin savunulduğu döneme göre değerlendirilmediği ve bu vatanın asıl sahiplerinin 2. plana atıldığının kanıtı olan davadır; fakat bu dava bazı programlarda hakkını vererek de tartışılmıştır elbetteki ~http://www.youtube.com/watch?v=cbatKDlPhrQ ~. gayet açıktır bu ülkeyi bölenler ırkçılar değil, komünistlerdir. (bkz: kürt açılımı) cart curt. evet.
Deniz Gezmiş'in kurduğu thko ile thkp-c arasındaki ilişki anlaşıldığında kürdistan meselesi ve kimin hain kimin vatansever olduğu ortaya çıkmaktadır.
ve ayrıca 1 mayıs ile 3 mayısın farkı yani kutlama şekli anlaşıldığında bu ülkeyi kimin nereye sürüklediği ortaya çıkacaktır. bütün mesele bu davanın ne kadar haklı olduğunu tarafsız olarak değerlendirmektir ve evet bu dava anadolu ve çevresinde binlerce yıllık geçmişi olan bir ırkın yani türklerin anadoluda tek söz sahibi olması gerektiğini savunmaktan başka bir şey değildir, kürtler kürdistan kurma hayallerine kapılmadıkça hiçbir zaman kardeş gibi yaşayacak toplumların arasını açmayacak davadır.
bu da NE MUTLU TURKUM DiYENE diye bitirilmesi gereken yazıdır.
dikkat edilmelidir ki söz ne mutlu türk olana demez, türküm diyene der. bu demektir ki ırkçılık değil birlik kurmaktır.
türkiyede müebbetle cezalandırılacak suç kategorisine girmesine az kalandır. yazıklar olsundur bu vatanın asıl sahiplerinin soyunu sopunu savunmasını suç görenlere ve gösterenlere.
"davamız, mücadelemiz bu şerefli kanımızın son damlası toprak olana dek sürecektir."