her dilde olduğu gibi için bir çok yabancı kelime bulunan güzel anadilimiz. türkçe yi koruyalım arkadaşlar, çünkü bir milletin en önemli unsurlarından biride dildir.
dillerin en güzeli olmakla itaaf edilen, yeni nesil türk gençliğinin katledip, kimisinin diriltmek için uğraştığı fakat ısrarla katledilmeye devam edilen dildir.
hakkında pek az şey bilinen gizemleriyle insanı büyüleyen bir dildir.
mesela;
- türkçenin moğolca, tunguzca, korece ve japoncayla aynı kökten geldiğini savunan bilim dalı vardır ki adı altayistliktir.
- türkçe bin yıllar önce yaşayıp yok olmuş sümerce ile komşu bir dildir ve hala dimdik ayaktadır.
- türkçedeki çoğu kök aslında kök değildir. yani şöyle; a(mak) diye bir fiil var ve bu fiilin anlamı ayırmaktır. bu fiilden türetilen kelimeleri incelemek gerekirse; ad: bir insanı başkasından ayıran şey, ayak: insanı bulunduğu yerden ayıran organ, at(mak): bir şeyi bir yerden hızla ayırmak, ayır(mak): adı üstünde bildiğin ayırmak, al(mak): yine bir şeyi bir yerden ayırmak. gördüğünüz gibi hepsi a ile başlıyor yani a(mak) fiilinden bin yıllar önce türemiş ve ayırmak ile alakalı. bu örnek sadece "ayırmak" fiili ile sınırlı değil. sayılamayacak kadar çoktur.
- türkçe etkenlik edilgenlik yönüyle çok basit ve işlek bir dildir. mesela; sevmek, sevilmek, sevdirilmek, sevdirtmek, sevdirtilmek... hepsi ayrı anlamda ve anlamın değişmesi için bir ek yeterli. bazen sadece bir "t" sesi bile anlamı değiştirebilir.
müftüoğlu ahmed hikmet tarafından, tek heceli fiil köklerinin zenginliği sebebi ile, askerlik için elverişli olduğu iddia edilmiş bulunan dil. tek heceli fiil köklerinin kesin ve keskin oluşlarının yanında, türkçe'de fiilin en yalın halinin emir kipine tahsis edilmiş bulunması da bu dille komut vermeyi kolaylaştırmaktadır. halbuki sözgelimi arapça'da fiilin en yalın şekli, tekil erkek 3. şahıs geçmiş zaman haber bildirimini ifade eder. misal verecek olursak yazmak manasına gelen fiilin en yalın hali arapça'da "o erkek yazdı" demeye gelirken türkçe'de 2. şahsa yazma emri vermek için kullanılır. yaşadıkları hırçın iklim kadar, yoğun nüfusları ile kendilerini kuşatan düşmanları tarafından da zorlanan ve teşkilatlı bir hayat sürdürmek mecburiyetinde kalan orta asya türkleri için, böyle "askerî" bir dil muhtemelen bir nimet olmuştur. bununla birlikte güzel dilimiz aynı noktada çakılıp kalmamış ve milletimiz yerleşik hayat düzenine geçerken onu, münasebette bulunduğu medeniyetlerin dillerinden aldığı mefhum ve kelimelerle zenginleştirmiştir. yine de yabancı dillerden alınan isimlerin aynen kullanılabilmesine mukabil, türkçe'de yabancı kökenli fiillerin daima bir yardımcı fiil ile veya -la/ -le eki ile birlikte kullanılmasının kesin bir kaide oluşu, türkçe'nin fiiller bakımından hassas olduğu şeklinde yorumlanabilecek, dikkate değer bir husustur.
binlerce yıllık geçmişi olan, dünyada lehçe ve dil ailesi uzantıları ile 200 milyondan fazla konuşulan, oktay sinanoğlu'nun da dediği gibi dandirik ingilizceden daha büyük geçmişi olan ve bilim, tıp alanında en kullanısı dildir.
bu yüzden bu güzel dili 300-500 yıllık geçmişi olan ingilizce veya hiçbir geçmişi olmayan kürtçe denen dilimsi ile kıyas etmek en büyük adiliktir, nankörlüktür.
ekleme: lan zavallı insan bunun nesini eksiliyorsun. sana batan ne. hem türkiyede yaşa, hem türkçe konuş; türkçe hakkında birşey yazılınca kudur eksi at.
allah sizin belanızı versin, ne diyim ki.
+ türkçe konuşan ingiliz gazeteci
- türkçe konuşan türk vatandaşı
+ merhabalar efendim, günaydın .
- aleyküm selam buyur .
+ arzu ederseniz, sizinle röportaj yapmak istiyoruz. bi kaç soru soracağız türkçe ile ilgili .
- tabi buyur ne demek .
+ türkçede 'şey' diye bir kelime olmsaydı hangi kelimeyi kullanırdınız .
- eee kemm kümm .. başka 'birşey' bulurduk herhalde .
Yazılı metinleri,sözlü ürünleri,deyim ve atasözü varlığıyla göz kamaştıran muazzam dil.
Fakat böyle demekle olmuyor işte Türkçenin yaşaması,gelişmesi,güzelleşmesi!
Dil bir milletin ortak varlığı ve kültür mirası olduğuna ve o dil kimsenin babasının malı olmadığına göre hiç kimse anadilini bozmamalıdır,onu doğru-düzgün kullanmalıdır değil mi! Buna cevabımız "evet" olsa da yazarken,konuşurken nasıl bir Türkçe kullanıyoruz? işte sorun burda!
Türkçemiz göz göre göre yozlaşıyor,onu kullananların umrunda olmadan kan kaybediyor her geçen gün! Kazılmış mezarına doğru sitemli adımlarla ilerliyor,onu def(n) etmek için bekleşiyor dil bezirganları!
Kısa mesajlarla,msn iletileriyle birer çivi daha çakılıyor Türkçenin tabutuna!
Aynı kentin köylerinde bile değişik ağızlarla Türkçe konuşulmasına kimsenin bir şey dediği yok,dil jandarmalığı yapmak değil Türkçe sevdalılarının amacı.
Ortak yazı dilimizi ne kadar koruyabiliyoruz sorun bu!...Bu kadar kayıtsız kalmaya mecbur değiliz,Türkçesi varken yabancı kökenli bir sözcükleri kullanmamaya çabalayarak işe başlayabiliriz.
Ne dersiniz?
biricik güzel dilimizdir öncelikle. özellikle de deyim ve atasözlerine hasta olmamak mümkün değil. lakin merakımı celbeden bir konu var öteden beri ki, şöyle bir durumdur: ingilizcedeki miss - mrs ,fransızcadaki madam -matmazel, almancadaki frau - fraulein ayrımı bizde yok. peki niye onlarda var, ya da niçin bizde yok? muhtemelen gerek de yoktur veya toplumların kültürleriyle ilgili olarak evrilmiş bir durumdur. ne bileyim, bir dilbilimciye danışmak gerek galiba.