yazı dilinde 1 tane "a" harfi görürüz ama telaffuzda 3 farklı "a" sesi vardır.
ince a harfine örnek: kağıt (kæğıt) kalın a harfine örnek: araba (araba) uzun a harfine örnek: nane (na:ne-->naane)
bu kelimelerdeki "a" harfleri aslında birbirinden farklı.
yabancı dillerde de bu şekilde bazı harfler telaffuz edilirken farklı sesler çıkarabilir ve biz bir dili konuşurken bu ayrımların farkına varırsak o dili ana dil gibi konuşabiliriz kesinlikle.
mesela ingilizcede yaygın olarak kullanılan a hangisi sizce? kağıt'taki æ sesi gibi mi, arabadaki a sesi gibi mi yoksa nanedeki gibi a: sesi gibi mi?
gençler boş milliyetçilik yapmayın, isterseniz kendiniz de araştırıp aynı gerçeği görebilirsiniz.
karar aldım bundan sonra eğer üşenmezsem her gün kelimelerin etimolojisini kökenini yazacağım. ama bu gün hazır yapılmışı var olanı paylaşacağım; sadece 15 meyve için yapılan tablo. kürtçe kısmını dikkate almayın, kürt olduğumdan dolayı kendi okuduğum -kürtçe- bir kaynaktan aldım görseli.
ilk olarak ingilizceyle karşılaştıran ve Türkçede çok fazla yabancı kökenli kelime olduğunu söyleyenler kişilerin ingilizcede sadece %20'sinin kendi kökenli olduğunu gerisinin yabancı kökenli olduğunu bilmediğine eminim ki Türkçedeki kelimelerin en az %70' i öztürkçedir. Bu konu ingilizler tarafından ve ingiliz hayranları tarafından görmezden gelinirken, bütün asyayı dolaşmış Avrupanın büyük bir kısmını almış Türkçenin tabikide yabancı dillerden kelime alacağını düşünmezler, bu bir yetersizlik olarak görülemez, bilimsel terimler için ise çoğu bilimsel teriminTürkçesi var olsada azına tükürdüğüm profösörleri daha bilgili gözükmek için yabancı terim kullanıp duruyor.
gün geçtikçe yozlaşan ve içerisine bir çok ingilizce kelime yerleşen dilimiz. Yani bugünün 17'li yaşlarında ki insanları 75 li yaşlara geldiğinde bir hikaye anlatırken "inanılmaz up oldum 17'li yaşlarımda" cümlesi çok olağan karlışalanacak.
"Ünlü bir Alman dilbilimci, Max Muller, 1861 yılında yayımlanan, üç yıl sonra da fransızcaya çevrilen Dil bilimi dersleri adlı yapıtında, türkçenin açıklığını ve düzenliliğini vurguladıktan sonra, gözlemine dayanak olarak “ünlü bir doğu bilimci”nin sözlerini anar: “Türkçe öyle düzenli, öyle uyumludur ki insanda bir seçkin bilginler kurulunun yaratımıymış gibi bir izlenim uyandırır”. Arkasından da bu gözleme küçük bir eleştiri getirir: “Hiçbir kurul böylesine güzel bir dil yaratamazdı”. Muller’in adını vermeden görüşünü aktardığı “ünlü doğabilimci”, çok büyük olasılıkla, 1790 yılında, Elements de la langue turque adıyla yayımlanan hayranlık verici bir türkçe dil bilgisi kitabı yayımlamış olan Pierre-François Viguier’dir. O değilse, türkçe konusunda aynı görüşe varmış “ünlü bir doğabilimci” daha yaşamış demektir."
Sözlükdeki Türkçe'yi küçümseyen etnik döküntüler kudurabilir.
Bilerek mi yapılmış bilmiyorum ama kökü arapçadan geldiği söylenen bir çok kelime Arapçadan da eski türk soyları tarafından kullanılan yahut ispanyolcadan gelen kelimeler var. Tdk çalışma prensibi; bu kelimenin kökeni nereydi ya? Aman neyse yapıştır arapçayı.
Dünyanın en güzel dilidir. Her dil yaşanmışlıklardan etkilenip, o doğrultuda gelişmiştir. Türk’ün örfü, adetleri, kültürü o kadar temizdir ki, Türk diline görseldeki gibi kelimeler Ortadoğu’ya gelip farklı ırklarla haşır neşir olduktan sonra girmiştir.
Türkçe ya da Türk dili, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya'da konuşulan, Türk dilleri dil ailesine ait sondan eklemeli bir dil. Türk dilleri ailesinin Oğuz dilleri grubundan Osmanlı Türkçesinin devamını oluşturur.