türkiyenin gelişememe sebepleri

entry2 galeri0
    1.
  1. Neredeyse her dönem değişen sebeplerdir. bilhassa 90’larda terörizmdi, sonra dış güçler oldu: ancak temelde kendi içimizde var olan davranışsal sorunlar demek haksızlık olmaz. Tabii ki bu davranışsal sorunların da kaynağın, yani birincil ve temel sorunun eğitim'den ileri geldiğini net olarak söylebiliriz.

    toplumu oluşturan veya yönlendiren bireylerin potansiyellerinin rastgele değil de sistematik olarak doğru yönde kanalize edilebilmesi gerekiyor; böyle olmadığındaysa bu bireylerin yaptıkları işlerden ve hayatlarından memnun olamayıp, bu genel memnuniyetsizliklerin toplumda meydana getirdiği mutsuzluk ve kaos ortamı her Şeyi giderek daha da bir girdaba sürüklemektedir.

    en büyük görevi vatandaşlarını mutlu etmek olan devlet mekanizmasının Türkiye’de öteden beri varoluş nedeninden uzaklaşıp küresel bir takim çıkarları korumak ve dışsal dengeleri korumak adına iç dinamikleri yönlendiriyor olduğu gerçeği de en ufak bir adım atıp kıpırdanmamıza mani olmaktadır. Hulasa, ‘yerli ve milli olma’ tamamıyla bir palavradan ibarettir.

    Nihayetinde bu saik ile yönetilen bir mekanizmanın kaçınılmaz olarak eğitim alanında meydana getirdiği düzensiz, kopuk, üstün körü, öngörüsüz düzenlenmiş yanlış politikaların da sonucu olarak ülke sürekli yerinde sayıyor, her zaman saydı ve saymaya da devam edecek.

    bununla beraber, bir önceki paragrafta değinilen nokta ile başat olarak. ülkemizde var olan kaynakların doğru yönde ve yeterince kullanılamaması da gelişmemiz önündeki en büyük engeldir. Tabii öncelikle fiziki kaynakların verimli olabilmesi için evvela insani kaynakların doğru yönde kullanılması gerekiyor. zaten insanları doğru yönde eğitirseniz gelişme adına uygulanacak çeşitli dinamikler de tabii olarak rayına oturmaya başlayacaktır. nitekim doğal kaynak yönünden vasatın altında olan bir çok avrupa ülkelerinin ilerlemesindeki başlıca neden bireylerin bilinçli düşünebilmesi ve toplum çıkarına hizmet etme yönünde lanse edilen anlayıştır.

    çok basit bir örnek üzerinden gidersek ülkemizdeki futbol takımları her sene milyonlarca dolar harcayıp sürekli transferler yapıyorlar. örneğin 300.000 kişilik bir ada ülkesinden tomarla para vererek futbolcu getirtiyoruz. yahu 72 milyonluk ve genç nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir ülkede nasıl oluyor da dünyada büyük yankı uyandıracak oyuncular yetişemiyor. sonuçta buranın çocuklarının ne eksiği olabilir? bizim çocuklarımızın ne eksiği olabilir?

    güney doğuda sıradan bir köyde 7 yaşındaki bir kız çocuğunun belki baleye doğuştan bir yeteneği var ve keşfedildiğinde dünyanın en iyi balerinlerinden biri olacak. ama o çocuk kendinden ve yapabileceklerinden tamamen bihaber biçimde bale nin ne demek olduğunu bile bilemeden çeşitli baskılar altında okutulmayacak, tarlada çalıştırılacak ya da bi yere kadar okuyup sonra evlenecek ve tek işi çocuklarına ve kocasına bakmak zorunda olan basit bir insan haline gelecek. bunun gibi belki nice yetenek daha keşfedilmeden eriyip yok olacak..

    bunun da ötesinde belki daha kendi yapabileceklerimizden bile bihaber olarak hayatımızı dar kalıplar içinde idame ettiriyoruz. çünkü çocukluktan itibarenbize bize bu aşılanmadı. bir şeye girişiğimizde, merak duyduğumuzda bile ailelerimiz 'sen yapamazsın, o senin neyine' gibi baskılarla bizi kendilerine benzettiler. ruhumuzu özgür bırakmadılar. böyle bireylerden meydana gelen bir toplum huzur ve mutluluk içinde nasıl kaliteli bir yaşam formu içinde topluma faydalı olmak suretiyle toplumun gelişimini perçinleyecek adımlar atabilir...
    1 ...
  2. 2.
  3. oy alabilmek için ona buna yaslanan politikacılar. kibarca yazdım bak !..
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük