türkiye her açıdan kendine yeten bir ülkedir.
zora geldiğinde bir bütün olup vatanını savunur.
doğal kaynakları açısından da yeterlidir.
türkiye kendini mahfedebilmek için bile kendine yeten bir ülkedir. kendi sisteminden kendi asilerini çıkarır. onlarla kendi kolluk kuvvetleriyle savaşır. kendi mafyasını yaratır. onları yok etmeye çalışır.
kendi cumhuriyetine kendisi elleriyle verdiği oylarla zarar bile verebilir.
ve zamanı geldiğinde yine tek vücut olup kendini kurtarır. türkiye gerçek anlamda kendine yeter bir ülkedir. birincisidir be birincisidir.
yeten yerine yetebilecek denilmesi daha makul olan önermedir. efendim hemen uzak diyarlara gidiyoruz: taa japonya'ya... adamlarda ekim yapacak toprak yok. ama azim var, çaba var... taşı kırıp metrelerce kazıyorlar, toprağa ulaşıyorlar(ki kalitesiz ve verimsiz bir yapısı var toprağın), tarım yapıp ihraç bile ediyorlar ürettiklerinin az da olsa bir kısmını... sonra o kırdıkları taşları da ayrıca satıyorlar dünyanın bir çok yerine. hemen dönüyoruz "tohumu atsan ağaç veren" yurdum topraklarına... ekiyoruz, biçiyoruz ve çürütüp çöpe atıyoruz. metan gazı üretimi açısından anlamlı ama işimize yaramıyor o da çok fazla... velhasıl 3 tarafı denizlerle çevrili olan, toprak kalitesi yüksek, iklim olarak tarıma elverişli bu toprakları kullanabilmek mühim mesele. bunu yapabilirsek bir çok şeyi becereceğiz diye düşünmekteyim. ama japonya'dan bahsederken dediğimiz gibi biraz azim, ve biraz da çaba lazım...
ilk söylendiği günden beri kocaman bir palavra olan sözdür. kendi kendine yeten ülke tek kalem mal ithal etmez. ithalatımızın sıfır olduğu bir tek yıl olmuş mu?
bir zamanlar ilk ilkokul müfredatındaki kitaplarda yer alan bir önermedir.
bu cümleyi gören bütün arkadaşlar koltuk kabartıp birbirimize ''vay bea coğrafyaya bak'' , ''kimde var olum böyle ülke'' der dururduk. o dönemler ülkemizle ilgili övünebileceğimiz birkaç şeyden biriydi bu.
o yüzden, şimdi müfredattan çıkartılmış olsa da unutmam.
verimli topraklarımız ve müthiş iklimimiz sayesinde yalnızca tarımla uğraşsak bile kendimizi besleyebilecek düzeye sahiptik, öyle diyordu kitaplar. bir zaman sonra bozulan ekoloji yüzünden tarımsal ürünlerimizin azaldığı ve artık kendi kendimize yetemeyeceğimiz söylenmeye başladı. daha sonra daha da acısı... aslında hiçbir zaman kendi kendimize yeten bir ülke olmamışız.
bu fiyaskodan sonra kitaplardan bu ibare kaldırıldı. övünülecek bir özellik daha azaldı. hayallerimiz yıkıldı.
elveda kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olma hikayesi, yalan da olsan güzeldin.