komiğime gidiyor işin aslı.
giriş faslı damarlarınıza bassın ve okumaya devam edin diye biraz vurucu oldu. kabul!
türkiye'de 1 mayıs diyince aklımıza neler geliyor?
kaldırım taşları geliyor benim aklıma, parçalanmış otobüs durakları, kepenkleri indirilmiş dükkanlar,
camları indirilmiş bankalar, korku, dehşet, kan geliyor aklıma.
polisin adeta ağzından salyalar saçan bir köpek gibi insanlara saldırdığı geliyor,
provakatörler geliyor aklıma.
- ama onlar provakatör zaten senin de dediğin gibi.
evet benim dediğim gibi. oraya giderken sen de biliyorsun ki, biraz önce söylediklerim olacak.
sen de biliyorsun ki, kaldırım söken insanların arasına karışmaya, onların gücüne güç katmaya gidiyorsun.
meydanlara akmak işcilerin işi değildir, meydanlar kimsenin değildir.
"gövde gösterisi yapacaz, bizim gücümüzü devlet görecek işte" dersen ki bana,
sana gülerim. devlet biliyor kaç işci olduğunu sen merak etme. ayrıca devlet kaldırım taşlarından korkmaz.
devlet akıllı insanlardan korkar.
- akıllı derken?
bazılarımızda olmayan gerçek düşünme yetisi demek. akıllı insanları ancak daha akıllı insanlar yönetebilir. aptalları ise orta zekalılar.
devlet seçmenden korkar. kendisini seçmeyecek olan seçmenlerden korkar. yakın tarihten bir örnek; onlar kaç kişiydi hatırlıyor musun. şimdi içerde olan yağız delikanlı var ya, vatanımı sevmekten içerdeyim diye usulca haykırmıştı. kaç kişiydi onlar, milyonlardı.
meydandalardı. haykırıyorlardı. kimseye zarar vermediler, provokelere gelmediler.
lakin,
onlar da silinip gitti, sessizliğe karıştı.
bu ülkenin demokrasiyle yönetildiğine inanmıyorum; ama böyle kabul edersek, tepki sandıkta konur.
bugün meydanda bir milyon insan olursan,
sadece çevreye vereceğin zarar artar. tabi türkiye için konuşuyorum.
bazıları 2009 değil 2509 olsa yine ineriz meydanlara diye konuşuyor. nasıl bir aklın ürünüdür anlamak mümkün değil, ekonominin günden gine iyiye gittiğini düşünürsek, bugün rahatı keyfi yerinde olan hangi bir kişi adımını dışarı atar? parası cebinde, yakasında gözlüğüyle fink atan refah insanları,
meydandakileri sadece televizyondan izler ve onları aşağılar.
türkiyede 1 mayıs bireysel fakat toplu orgasm günüdür. işçiler bir gün de olsa,
kendilerinin de sesinin çıkabildiğini göstererek, bir yılın birikimini boşaltırlar.
2 mayıs günü işlerine gitip, "tamam patron" diye devam ederler.
isyan meydanlarda değil, isyan işçilerde olmalıdır. sendikaları kurmuşsanız,
-ki türkiyede sendikalar bile güdümlü kurulmuştur-
arkasında duracak, hakkınızı arayacaksınız.
meydanlar savaşlar için vardır, meydanlar korku imparatorluklarının detayıdır,
meydanalar politikacıların şakşakçıları içindir.
gerçekten türkiyede işci kesimi güçlüdür, ve bu güçten gerçekten devlet korkmaktadır.
zaten onun için meydanlara salar gariban işcileri, ve çok afedersin ama otlamalarını seyreder.
işleri bitince de onları toplar, etinden sütünden faydalanır,
köle gibi 11 saat sigortasız çalıştırılmasına göz yumar.
öğrencileri görüyorum, üniversite öğrencileri, canla başla çalışıyorlar bu gün için.
bazı aklıeksikleri saymazsak, diğerleri çok fazla boşvakitleri oldukları için uğraşır 1 mayısla.
ellerinde kağıtlar, avazları çıktıkları kadar bağırırlar:
Parasız Eğitim Parasız Sağlık için 1 Mayıs Meydanına
Barınma Hakkı için 1 Mayıs Meydanına
insanca Yaşam için 1 Mayıs Meydanına.
ve alternatif sloganlar. bunlar vatanseverler, bunlar ülkeleri için canlarını verirler;
ama ülkelerine zarar vererek koruma anlayışı başgöstermiştir bunlarda.
dediğim gibi demokrasiye daha alışamamış insanlar, meydan sakinleridir.
hiçbir seçimde görmedim ki, "tam bağımsız türkiye için sandıklara" diye bağırsınlar.
devletin işine geliyor böyle olması,
biliyor meydanlardan birşey çıkmayacağını ve hedef şaşırtıyor.
kışkırtıyor, ve sandık zamanında yorgun devrimciler uykuda oluyorlar.
az biraz ekonomiden, devlet bütçesinden haberdar olsalar,
"parasız eğitim, parasız sucuk!" diye bağıramazlar.
diyor ya üstat bernard shaw,
"bilmeyince ne kadar da kolaydır konuşmak." işte aynen öyle.
sucuk isteyen?
çok fazla konuştum galiba, dinlediğin için sağol.
anlatacak daha çok şeyim var; ama şimdi gidip 1 mayıs günü ne yapacağımı düşünmeliyim.
ya evde oturup "300.000 taksimli"yi izleyeceğim,
ya da hala neden böylesi bir ülkede yaşadığımı kendime tekrardan açıklamaya çalışacağım.
hoşcakal.
türkiye'de 3 mayıs denince faşistlik akla geliyor kimse ağzına almıyor türkçülük bayramını ama 1 mayıs deyince birilerinin ayakları götüne vura vura koşuyor birde taksimde olacak diye böğürüyor provakasyon değilde nedir.