tüm devrimlerin ortak noktası bu devrimler içinde geçerlidir. fransız ihtilali'nden başlayarak diğer tüm devrimlerde ilk yapılan devrim halkın desteğini alarak monarşi'yi yıkmak olmuştur. fakat yerine kurulan rejimler asıl devrim amacından uzaklaşıp oligarşiye dönüşür. bu bizdeki burjuva demokrasisi meselesine benzer.
devrimi yapanlar asıl amaçlarını zamanı gelip ara ara hatırlasalar bile güç sarhoşluğu içinde oligarşik bir yönetim anlayışını, diktatörlüğü benimserler. yine de geldikleri yeri unutmazlar. sonraki devrimin yetiştirdiği nesiller ise daha katı şekilde bu oligarşiye sahip çıkarlar. halk zamanla başlangıçta birlikte olduğu bu ilk devrimi yapan, yeni burjuva ve oligarşik rejimi kuranlardan rejime sıkı sıkı sahip çıkan statükoculardan uzaklaşır. asıl istediği olmamıştır. ilk devrimi yaptığı günlere dönmek ve ordan farklı bir yöne gitmek için yeni bir devrim arayışına girmek ister.
türkiye için örnek vermek gerekirse cumhuriyet yıllarından 28 şubat'a kadar din ile büyük kavgalar etmeyen devrime sahip çıkan burjuvalar; devrimi başlatanların yapamadığını yapmaya çalışıp halkı karşısına almayı seçebilmiştir.
iran ise iran devrimi ile başlattığı değişim sonucu ilk zamanlar daha dinsel özgürlükçü olmasına rağmen yıllar içinde daha katı rejim yandaşlarının yetişmesi ile katı dindar bir rejime dönüşmüştür. bu ise dindar halkı dahi iran'da tepki vermeye zorlamıştır.
tüm devrimlerde olduğu gibi halkçı devrim her iki ülkede beklenen bir olgudur. demokrasi gelene kadar da bu değişim devam edecektir. zamanla halkın demokrasiyi öğrenmesi olarak açıklayabiliriz.
birbirinden farklı gerçekleşen devrim çeşitleridir.
iran'daki şah'a karşı yapılan devrim, reformist yanlılarına en büyük tokattı belki de. ayetullah humeyni, vaatleriyle iran'ı darusselam'a döndürebileceğini söylemiş ve şii mezhebine göre yasalar hazırlamıştı. bu devrimde; monarşiden, islam cumhuriyetine geçiş süreci yaşanmıştır. iran'daki devrimde sosyalistler, liberaller ve dini gruplar, rıza pehlevi şah hükümetini devirmek için tahran sokaklarını doldurmuş, devrim sonrasında humeyni kendisine muhalif olabilecek her kesimden insanı ortadan kaldırmıştır.
türk devrimi, insanlara kimi zaman oldukça ağır kayıplar vermiştir. uygulanan ambargolar, siyasi arenada üçüncü dünya ülke sınıfına sokulması gibi çeşitli elim neticelerle sonuçlanmıştır. modernliğe ulaşmak, çağdaşlık seviyesini yakalamak en büyük gayedir. 12 eylül döneminde; "biz taksimdeki solcuları taradık, cübbelisini, sakallısını, ülkücüsünü astık" gibi bir olgu yerleştirilmişti insanlara. zihniyete bakın(!)