Sinir guvenligini saglamakla gorevli oldugu ulke sinirlari icerisinde kendilerini PKK'dan korumak icin kalekol adi verilen guclendirilmis yapilar insa edilir.
Ayni ordu, 30 seneyi askin surede sayilari 5-10 bin arasinda degisen PKK ya karsi mucadelesini aslanlar gibi surdurmektedir.
Sinirlarimiz disinda da aslanlar gibi mucadelesine devam etmektedir. Savunmaya calistigi turbeyi savunamayacagi zaman onun yerini degistirerek problemi cozer.
Henuz nasil bir amaca hizmet ettigi anlasialmayan Firat Kalkani operasyonunu da cevval bir sekilde sonlandirilip mehter esliginde yurda donulmustur.
Isid tarafindan yakilarak olduruldugu iddia edilen 2 turk askerinin durumu hakkinda halki bilgilendirmis, geregini layikiyla yerine getirmis guven veren ordudur ayni zamanda.
Son zamanlarda Manisa da yaşanan zehirlenme vakalarına istinaden yazıyorum. büyük ihtimalle birilerinin bir yerlerden bir dostu veyahut yakını olan * adındaki bir yemek şirketinin şahısları gerekli önlemleri almayarak ve ucuz ürünler kullanıp askeriyeye * adını taşıyabilecek yemekleri sunuyor. bakın sayın sözlük yazarları bu oligarşinin tipik bir örneğidir. her yere kendi adamlarını, yakınını, eşini dostunu hiyerarşik bir yapıyla dizen hükümet yakını kişiler bizi sözleriyle askerleri yemekleriyle zehirliyor. ne yazık ki şunu da eklemek zorunda hissediyorum 15 Temmuz sonrası ve son yaşanan bu zehirlenme vakalarıyla türk ordusu son bir senede büyük bir aşağılanma yaşıyor. bize yansıtılan ise her şeyin iyi gittiği.
Araplaşma tehlikesiyle karşı karşıya olan en az 2000 yıllık tarihe sahip şanlı ordu. Ne yaparsanız yapın araplaşmayacak bu ordu. Arap emperyalizmine karşı sonuna kadar direnecez.
Kral Ferdinand'ın casus subayı ile baş vezir ibrahim paşa arasında geçen diyalogtan aktarılan, arşiv metninin tercümesi:
"
Alman imparatoru Şarlken’in Türkiye’deki elçisi tarafından “Dünyanın en güçlü ordusu" olarak tanımlanan Türk Ordusu, Birinci Viyana kuşatmasından önce Budapeşte önüne gelmiş, şehri kuşatmıştı.
Etrafta dolaşan şüpheli birini yakalayan askerler onu doğruca Baş vezir ibrahim Paşanın huzuruna çıkardılar.
ibrahim Paşa ile o adam arasında şöyle bir konuşma geçti:
Sen kimsin?”
Kral Ferdinand’ın subayıyım efendimiz!”
Demek casusluk niyetiyle geldin... Peki, ne öğrenmek istersin?”
Görevim, ordunuz hakkında bilgi toplamaktı!”
Anlaşıldı...
Şimdi var, istediğin bilgileri topla!”
ibrahim Paşa, sonra da ilgililere dönüp emir verdi:
Bu casusa istediği her şey gösterilsin, sorduğu her şeye doğru cevap verilsin!”
Söylenenler yapıldı ve Alman subayı adeta misafir olarak ağırlandı.
Osmanlı ordugâhını baştan başa dolaşan casus subay gördükleri karşısında hayretini gizleyemiyordu. işi bittikten sonra tekrar huzura çıkarılınca ibrahim Paşaya da durumu anlattı.
ibrahim Paşa gülerek elini uzattı ve onu yolcu etti:
Haydi git, gördüklerini kralına anlat!”
15 aylık askerlik hayatım boyunca gördüğüm en yüksek rütbe albaydı. onu da ancak 100 metre öteden makamına gidip gelirken görebiliyorduk. bilmeyenler için askerlik nedir kafada bir şeyler oluşsun diye yazdım.
Devlet seküler olmasına rağmen islamın son ordusu diye nitelenen ordu. Derin tenakuzlar yumağı... fakat genellikle gurur duyup bağrımıza bastığımız gerçek...
kozmik odaya girilip fetöcüler ordumuzun bütün sırlarını yabancı istihbaratlara verdiğinden beri dünyanın en güçlü ordularından biri değil.
nedenini atalarımız söylemiş: düşman içerde olduktan sonra kapı kilit tutmaz.
güzel şehirlerde, köylerde keyif yapmayı severiz ama hakkaten ve hakkaten, vatan söz konusu olunca bozkır genimiz harekete geçer. dağda, ovada, çölde, havada karada sanki o ortamda bin yıldır yaşıyormuşuz gibi savaşırız. ekmek, su , silah az olsa dahi.
yeterki vatanın hakkaten bize ihtiyacı olsun ama hakkaten.