türk olmak, büyük bir onur, şeref ve gururdur. türklerin hünerlerini, türklerin çabalarını, türklerin azizliklerini anlatmakla türklüğün tanımı yetersiz kalır. ulu önder mustafa kemal atatürk'ün de dediği gibi, "türk milleti zekidir!", "türk milleti cesurdur" sözleri türklük'ün, türk olmanın ne kadar gurur verici bir hadise olduğunu anlatmaktadır. türk olmak yanlızca türkiye cumhuriyeti'nde yaşamak ve t.c. nüfus cüzdanına sahip olmak değildir. başka ülkelerde yaşayan kardeşlerimizde türklüğü benimsiyor, gurur duyuyorsa, türk olmanın gereklerinin fakındalar ise onlarda türk'türler.
tarihte ezilen milletlere yardım eden nesillerin yine bu milletlere yardım eden torunları olmaktır. bu açıdan kendini medeni olarak lanse ettirenlerden daha medeni olmaktır.
nerde ''31'' görse içten içe sevinip, mutlu olmaktır. kemal kilicdaroglu (31) (tsısısısı)
Edit: Şahsa hakaret olarak algılanmış. Ne diyeceksin ki şimdi buna?
pratik olmaktır..şaka maka ama gerçekten böyledir. bir amerikalı yaptığı keke biraz fazla un koydu diye sinir krizine girerek çöpe atar(görülmüştür), ama bir türk "hmm dur lan ben bundan kurabiye yaparım o zaman.." diyecektir..böyle değişiktir yani.
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde…
Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir. Tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.
Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; Truva'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, istanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir.
Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövül düğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine 'Nasip', vermediklerine 'Kısmet' demektir. Her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir.
Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir. “
--spoiler--
öyle kanım şöyle akar, altaylardan koptuk, heeytt oğuz'un oğullarıyız filan düşüncelerinden azade olarak bir defa daha dünyaya gelsem yine üyesi olmak istediğim herşeye rağmen güzel insanların topluluğu...
her zaman başın dik dolaşmaktır. bosna'ya gittiğinde herkesin hayranlıkla bakması, iran'da halkınızın ve imparatorluklarınız mücadelelerinin destansı bir şekilde anlatılması, malta'ya gittiğinizde insanların nefret, korku ve hayranlıkla sizlerden sözetmesi, * kısacası bütün dünya'da saygı görmektir.
ister barbar deyin, ister cahil deyin; gecen hafta ev arkadasim olan kolombiyali ve alman tartisiyorlardi yatak uzerine aldigimiz 3 yataktan 2sinin daha yumusak oldugunu fark ettigimiz icin ha oyle alevli bir tartismada degil saka ile karisik; sonunda alman isyan etti abi robterk'in yatagida yumusak onla degis arada, kolombiyali arkadasimin cevabi: ben turk ile tartismaya girecek kadar gerizekali degilim ..allah'im yarabbim o ne buyuk hazdir,o ne garip bir duygudur. hayir biliyorum ki sevinilecek birsey degil ama iste boyle garip bir haz aliyorum..
tamamen rastlantısal olan bir durum. zira kişinin doğumuyla birlikte getirmiş olduğu kimlikler vardır,türk olmakta bu kimliklerden sadece birisi. tarihsel spontanelik çerçevesinde değerlendirildiğinde ermeni olmaktan,yunan olmaktan,meksikalı olmaktan,norvaçli olmaktan farklı olmayan tamamen spontaneliğin ürünü olan bir durumu yüce bir kavram olarak algılamak,bu yüce kavramı dünyanın varlık nedeni olarak ifade etmek gibi saçma sapan kabullenişleri kabullenme yönünde oldukça başarılıdır bu ırka mensup olanlar. halbuki bir yunan ya da ermeni olmaktan hiçbir farkı yoktur.
Amerika'dan bir vatandaşımızın Türkiye'nin Abd Seattle Fahri Konsolosu olan Sn. J.Ufuk Gökçen) "Türk olmak nasil bir duygudur?" konulu yazısı.
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Turk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma ugrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Turk olmak fasist olmaktir, vatanina, milletine, tarihine sahip ciktiginda.
Turk olmak demokrat ve cagdas olmaktir, vatanina, milletine, tarihine sovdugunde.
Turk olmak lisaninin Avrupa'da yasaklanmasidir ve yine Turk olmak kendini ve derdini anlatamamaktir.
Avrupa'da hor gorulmek Turk olmaktir, atalarin bir cok asir once Viyana'yi kusattigi icin ve hos gorulmemektir tabii ki sadece kusatip; Napolyon gibi butun Viyana'yi yakmadigin icin.
Turk olmak Selanik'te Pontus Aniti'nin, Viyana'da cignenen yeniceri minberinin ve Malta'da papazin uzerine bastigi Turk bayragi heykelinin onunden gecmektir.
Turk olmak zordur, cetindir ve eziyetlidir. Uc kitadan donup, bir kucuk yarimadada misafir muamelesi gormektir. Sayisiz imparatorluk kurmak Turk olmaktir, ayni zamanda sayisiz imparatorluk yikmak da Turk olmaktir.
Arabaya kosulan ilk atin vataninda, ilk yazili antlasmanin imzalandigi yurtta, yazinin bulundugu, paranin icat edildigi her metrekaresinden bereket fiskiran bu yurtta, kalkinmak icin yabanci sermaye beklemektir.
Turk olmak; Truva'dan bu yana, Sumer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, butun zamandan damitilarak gelen yuksek degerlerine ragmen, bir haftalik hafiza ile yasamaktir.
Dogu Roma'yi da Bati Roma'yi da yikip, yeni Roma olan AB'ye girmeye calismaktir Turk olmak.
Turk olmak, Mostar'da koprudur, Kerkuk'te kaledir, Istanbul'da Kizkulesi'dir, Anadolu'da bugdaydir, Cukurova'da pamuktur, Ege'de tutun, Karadeniz'de findik, Trakya'da aycicegidir.
Turk olmak Canakkale'de olmektir. Canakkale'de olmeden once dusmana su vermektir, onun yaralisini sirtinda kendi hastanesine tasimaktir.
Dusmanin ardindan rahmet okumak, kanlisindan helallik almaktir.
Sabahlari odana rahmet dolsun diye, cami acmaktir. Kar yagdiginda kayak yapmayi degil, evsizleri dusunmektir. Balkon kosesine kuslar icin, kisin ekmek kirintisi, yazin su koymaktir. Yagmura rahmet, kara bereket diye bakmaktir.
Turk olmak, harap bir ulkede, zengin ulkelerin mustemlekesini reddedip, tahtadan kilic ve ipten uzengi ile, paylasacak ve sahiplenecek tek varligi fakirlik olmasina ragmen, yedi duvele meydan okumaktir.
Turk olmak askere davul-zurna ile ugurlanmaktir, belki de donmeyecegini bilerek.
Turk olmak, annenin sehit oglunun ardindan 'Bir oglum daha olsun, onu da vatan icin gonderecegim. ' demesidir. Babanin gozyaslarini tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sag olsun!' demesidir.
Turk olmak 'Turk cayinda radyasyon olmaz!' yalanlari ile, 'Gusul abdesti alana AIDS bulasmaz!' dolanlari ile yasamaktir.
Her hukumetin enkaz devraldigi, ama asla ardinda enkaz birakmadigi ulkede olmaktir.
Turk olmak, ecdadin yasadigi kitliktan dolayi, cayin yaninda gelen sekerden fazla olani garsona geri vermektir. Ayni nedenle Turk olmak, yemegi ziyan etmekten korkmaktir. Goz hakkina, dis kirasina saygidir.
Turk olmak. Evindeki bir kap asin yarisini Tanri misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri dosekte yatirmaktir Turk olmak.
Turk olmak, milli macta aglamaktir. Ayhan IsIk'a, Belgin Doruk'a asIk olmaktir.
Turk olmak, askini olesiye sevmektir. Aski icin olmektir, oldurmektir. Sevdiceginin elini bir kez tutamadan, topraga girmektir.
En guzel ask siirlerini yureginde hissetmektir. Eskiyaya turku yakmaktir, Turk olmak.
Milletine sovmektir, ama baskasina sovdurmemektir, Turk olmak.
Turk olmak Yunus'u bilmektir, AsIk Veysel'i sevmektir.
Mevlana'yi, Haci Bektas-i Veli'yi ve Hoca Yesev -tek bir satirini okumasa da yureginde tasimaktir.
Turk olmak, saz caldiginda, ney uflendiginde, kos dovuldugunde ve kaval caldiginda, yureginin derinlerinde bir sizi sezmektir, bir de Yemen Turkusu'nde. ..
Hayatin sana verdiklerine 'Nasip', vermediklerine 'Kismet' demektir. Her isin 'Hayirlisina' inanmaktir ve aglamamak icin cok gulmekten cekinmektir.
Turk olmak, Asya'da batili, Avrupa'da dogulu diye tepki gormektir.
Magazin programlari ile dizilerin arasina sIkissa da, silkinip uzerindeki olu topragini atabilmektir.
Turk olmak, mahalle maci icin ayni saatte, on kisi bulusamazken, milyon kisinin bir araya gelmesidir.
Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kisinin kavga etmeden gosteri yapabilmesidir.
Turk olmak, buhran zamaninda Arjantin'de de magazalar yagmalanirken, daha agir buhranda siraya girerek, sorumlusuna en agir cezayi tek bir cam kirmadan sandikta kesmektir.
Turk olmak en zayif gununde bile dunyaya meydan okumak, en dertli gununde bile her ufunetin bir safakta bitecegini bilerek tevekkul gostermektir.
Zor istir Turk olmak. Turk olmak Anadolu'da her dusen yagmur damlasina hamdetmek, her cikan basak icin sukretmektir.
Turk olmak, medeniyetler mezarligi Anadolu'da dik durabilmektir.
türk olmak. türk kültüründen ve çoğunlukla türk soyundan gelmek demektir.çoğu zaman da türkçe anadiline sahip olmaktır.kimi türkler vardır osmanlı zamanında kürtlerin arasına yerleştirilmiş ve zamanla anadilleri kürtçeleşmiş.kürtçe konuşan aleviler diye bildiğimiz kişilerin bir kısmı buna dahildir.aleviliğin türk inancı olduğu göz önüne alınınca da bu konu daha da somut bir anlam kazanmaktadır.
neyse gelelim asıl önemli kısma konuyu dağıtmadan.
türk,tarih boyunca her zaman savaşların ve mücadelenin göbeğindeki coğrafyalarda hüküm sürmüştür.kimi zaman gittiği yerlere savaşı ve mücadeleyi o götürmüş kimi zaman ise savaşa ve mücadeleye başkaları tarafından sürüklenmiştir.her zaman bir ülküsü vardır ve o ülkünün peşinden koşar.kimi zaman fetret devrine girer ama bu devirler hep kısa sürer.geçmiş ülküsü gidilmeyen yere gitmek,yapılamayanı yapmak,düzensiz topraklara ve halklara düzen vermek ve tanrıdan aldığı kudretle iktidarını pekiştirmektir.
bu onun geçmişteki büyüklük ülküsüdür.çünkü var olduğu topraklar büyük olmayana büyük olamayana her zaman mezar olmuştur.en basiti türk'ün değişmez vatanı anadoluyu ele alalım.yüzlerce halk millet gelmiş geçmiş ve yok olmuştur.hiçbirinin ne adı kalmıştır ne de başka bir şeyi.ama türk gelmiş ve büyüklük ülküsüyle anadoluyu 1000yılı aşkın süredir vatan yapmıştır.bu vatanda onlarca sefere saldırıya göğüs germiş ve daha da gelişmiştir. yani büyüklük ülküsüyle büyümüştür.
bu seferlere saldırılara ve büyürken açtığı savaşlara rağmen ne savaşmaktan yılmış ne de gocunmuştur.çünkü bu bireylerinin doğuştan var olan mesleğidir,kişiliğidir kısacası genlerine biyolojik gen sözcüğünden kıllananlar için söylemek gerekirse eğer kültürel genlerine yazılmıştır.*
türk yüzyıllar boyunca savaşmış,savaşmış yaratılışının,mesleğinin gereğini yerine getirmiş, böylece yüzyılları geçirmiş.ama birgün büyüklük ülküsünü kaybetmiş..çünkü başlarına türk olmayanlar geçmiş*.büyüklük ülküsünün gereklerini yerine getirmemişler bu baştakiler.nasıl getirebilirler ki? o ülkü binlerce yıllık kültürle,kanla ve soyla yoğrulmuş ve gereklerini o soya ve kültüre mensup kişiler bilir ve hiç düşünmeden göğüs gererler.
oysaki nerden bilebilir avrupanın dağlarından gelen bir sırp,hırvat,boşnak?
oysaki nerden bilebilir arabistanın çöllerinden gelen bir eşari bedevi?
işte bu yüzden gerekler yerine getirilmemiş ve türk kendisiyle ülküsüyle hiç alakası olmayan şeyler yüzünden savaşmaya başlamış.savaşmış,savaşmış ama olmamış.nasıl olsun ki? tepedekiler gerekenleri türke verdiler mi?büyüklük hedefi ne kadar muhteşem olsa olsun kurşunu kalmamış bir silahla vurulabilir mi?
kurşunu kalmayan türk sonunda tanrısının önünde diz üstü çökmüş o kötü halini düşünmüş.çünkü biliyormuş büyük olmayanı bu topraklarda yaşatmayacağını,geçmişini düşünmüş utanmış daha da üzülmüş.geçmişindeki aydınları düşünmüş ona yol gösteren.ahmet yesevi gelmiş aklına bir de o zamankiler. "nerdee bize yol gösteren ahmet yesevi nerdee şimdiki freng hayranı, aydınlar" diye iç geçirmiş.ama bilmediği bir şey varmış ki sayıları az olsa da,birkaç ahmet yesevi gibi aydın daha var derinlerde bir yerlerde.
sonra tanrısının önünde düşünürken bir top mermisi patlamış kafasında.bir an dikilmiş,galiçyaya,trablusgarpa,yemene,hicaza ve anadolunun dört bir yanına tanrısının adına geçmişte onlarca kez koştuğu gibi koşmuş
ne yemen de ne hicaz da ne de trablusgarp da başarılı olabilmiş dikilişine rağmen.kahramanca savaşmış,ölmüş,sayısız şehit vermiş ama olmamış.nasıl olabilir ki?büyük iken kendisine tapan ve onun da bir tanrı gibi elinden gelen her şeyi verdiği halklar onun bu güçsüz halinde ruhlarını şeytana satmış ve onu sırtından vurmuş. hem güçsüz kalmak hem de ihanete uğramak.başarsızlık kaçınılmazdır haliyle.
yemen ellerinde güçsüzdü belki ihanete de uğramıştı ama çanakkalede kendi öz vatanındaydı.tanrısal kudretinin sesi her bir top bataryasının patlamasından,mevzilerden atılan her bir kurşunun sesinden ve her bir hucumdaki allah,allah nidalarıyla düşmanı binbir çeşit düşmanı paramparça etmişti.o tanrısal kudret,düşmanı paramparça olurken dünya tarihi eşine ancak yine türk tarihinde rastlanacak bir başbuğ doğruyordu. aydın sınıfın frengleşmesinden yakınan türk'ün pek tanımadığı zamanın ahmet yesevisi aydınlarından ziya gökalpten,namık kemalden ışık alan mustafa kemal.
türk'ün yıkılan büyüklük ülküsüne baktı mustafa kemal.her şeyi yeni baştan yaratmak lazımdı.yeniden büyümesine zemin hazırlayandeğil miydi osman gazi?yeniden büyümesine ve üstün olmasına zemin hazırlayan değil miydi ilteriş kaan.ama ilteriş kaanın öncesinde kürşad bu milleti yok olmaktan kurtarmıştı.işte mustafa kemal önce kürşad oldu bu milleti yok olmaktan kurtardı.sonra ilteriş oldu büyüyecek devleti kurdu. ama zamanı devletinin bilge kaan zamanı kadar kudretli olmasını göremeyecek kadar kısaydı ve tanrının yanına uçmağa vardı.
sonrası ne oldu peki? sonrası sadece aydınlardan ve yöneticilerden bahsetmek yeterli.aydınlar freng oldu yöneticiler ise yeniden gayri türk.
ama bir fark vardı ki osmanlı zamanından. türk ordusu sivil gayri türk yöneticilerin altında değildi.
------------------------------
işte türk olmak büyük olmaktır,büyük olmamanın cezalarını çekmiş olmaktır ama yeniden dirilmiş olmaktır,kürşadı,ilterişi,bilge kaanı ruhunda ve bedeninde bütünleştiren mustafa kemal'e sahip olmaktır,tarihten ders çıkarmaktır.bu yüzden de gelecekte de büyük olmayı hedeflemektir.10000 yıllık kesintisiz bağımsızlığı bir 10000 yıla daha taşımaktır
kısacası türk olmak dünyanın en zor ama en asil zanaatidir.bu yüzden de küçük olmaya mahkum,yönetilmeye ve kandırılmaya mahkum her insan türk olmayı kabul edemez.
çok milliyetçi bir milletizdir mesela... ama bu bizi üretime, bilime, birbirimize karşı sevgi ve saygıya değil de nedense saldırganlık ve cehalete götüren bir değer olarak kalmıştır.
birbirimize ve toplumsal kurallara saygımız yoktur. çaktırmadan kuyruğun başına geçmek, kırmızı ışığı falan sallamamak doğal davranışlardandır.
duygusal bir milletizdir ama birbirimize düşman olma konusunda bir numarayızdır. en ufak tahrikle birbirimize girer sonra da "türk'ün türk'ten başka dostu yok be abi.." deriz.
türk milleti zekidir. ama dolandırıcılık konusunda... hepimiz sahip olduğumuz imkanlar doğrultusunda yolsuzluklara yatkınlık gösteririz. kısa yoldan zengin olmak hayattaki en büyük idealimizdir.
"sen benim kim olduğumu biliyor musun", "yaa bunun bir kolayı yok mu?" , "idare et be abi!" , "hamili kart yakınımdır..." larla falan işlerimizi yürütmekteyiz.
üniversitelerimizde bilimsel faaliyetler dışında ne ararsanız bulmak mümkündür. dedikodu, makam hırsı, ideolojik çekişmeler yüzünden laboratuarlarımızın kapısından içeri giremeyiz. bu sebeple insanlık tarihinde kayda değer bir başarımız olamamıştır.
misafirperver bir millet olmakla övünür turist kadınlara sarkıntılık ederiz.
müslüman olduğumuzu iddia eder alabildiğine yobaz oluruz.
şimdi bana çok kızıyorsunuz ve eksileme yarışına gireceksiniz biliyorum. ama hastalıklarımızı teşhis etmeden tedaviye geçemeyiz. hep mükemmel bir millet olduğumuz masalıyla yaşamaya devam ederiz. türk olmak sizler için, bizler için gerçekten önemliyse, o zaman hakkını verelim.
kıyamete kadar hep osmanlı imparatorluğu ve kurtuluş savaşımızla mı övüneceğiz? çocuklarımıza daha güzel bir türkiye bırakmak için nerede hatalı olduğumuzu bilelim. ve tedaviye geçelim.
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Onlar ki uyup hainin iğvasına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice mürtede hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Demir,
kömür
ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir sabah vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.
En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için:
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.
--spoiler--
Türkiye'de Türk olmak ama lisanen değil hakikaten ruhuyla, beyniyle Türk olmak çok zordur. Çünkü Türk'ün ülkenin mevcut durumundan memnuniyetsizliği had safhadadır. Büyük bedeller ödeyerek kazandıklarının, insafsızca yabancılara terki müthiş bir ızdırap kaynağıdır Türk için.
Her seçimde sandığa gitmesine rağmen iktidarın yurtdışından belirlendiğinin düşünülmesi utanç vericidir.
işte bunun için Türk olmak çile çekmek demektir. *
--spoiler--