çıktıkları her erkekle evlenecekmiş gözüyle bakmaları,ciddi düşünmeleri ve karşısında ki erkekten sevgiliden çok kocasıymış gibi hareketler beklemesi,flört çıkma gibi kavramlara uzak olan anneler tarafından büyütüldüklerinden olsa gerek
ilgi beklemesi, lakin ilgiyi 1.85'lik Colin Farrell tipli bir arkadaştan görmedikçe kendini 8 amlı 14 memeli zannederek havalanması, reddetmesi, bağırıp çağırması. Doğal olarak bizim yeniliklere ve eğlenceye açık, gollum olmadığınız sürece dış görünüşe önem vermediklerini hissettiren polonyalı hatunlara (bak düşününce bile içim bir hoş oldu) yönelmemiz.
Mutluluğu kendinden başka yerlerde aramasındandır, herkesin mutluluğu kendi içindedir, başkasında bulacağın mutluluk aradığın mutluluk değildirde ondandır.
erkeği mutlu olursa mutlu olabilecek, erkeğini mutlu ettiginde(sadece sevişerek mutlu olunmaz aklı çünkünde olanlar böyle düşünmesin) kendisinde mutlu olabilecektir, aksi halde ataerkil toplumumuzda büyük çoğunlugu tabiki mutsuzdur. evli olup cicim aylarının geçmesiyle mutlu olan kadın tanımadım daha, erkek eline bakan kadın ne kadar mutlu olucak allasen.
kendini tanıyıp isteklerini beklentilerini nasıl şekillendireceklerini bilmemelerinden; ellerindekinin değerini bilmeyip adriana ablanın isteklerine, sahip olduklarına göz dikmelerindendir.
ne açıklama yaparmışım.
Kendilerini ispatlamak adına ota boka her şeye atlamaları ve tek başlarına halletmeye çalışmaları ilk sırada gelir... ikincisi ise trip atmaları insan bu kadar trip atıp mutlu olabilir mi? hiç!..
onlari insan degil de uzerine atlanacak et olarak goren erkekler,
evlenme ve cocuk yapma zorunlulugunu asilayan aileler,
surekli yargilayan cevre,
hayat sartlari, tacizler vs.
sadece turk kizlari degil herkes mutsuz bana gore.