Akan saatlerden ve çıplak kadın vücudundan öte sürrealizm tanımı yapamayan, belgesel jeneriklerinden klasik müzik takip eden, pos bıyıklı bir felsefeciden okuduğu iki satır aforizma ile nihilist tespitler kasan bir takım türk erkeği başlıkları.
Hişt!!! rahatsız etmeyelim hepsi rossini oratoryosu dinliyor cumartesi kahvaltılarında çünkü.
Bu konuda ailenin kız çocuklarına tutumu gerçekten önemli.
13 14 yaşlarının basında içimde bitmek bilmeyen bi öğrenme hevesi vardı
söyleyemesem de gitar öğrenmek istiyordum.
Tekvando öğrenip kendimi savunabilmeyi istiyordum.
Resim yapmaktan aşırı zevk aldıgım için kendimi geliştirmek istiyordum.
Peki bunları aileme söyleyince noldu??
Okulunu okudun da bi onlar eksikti.
cinsiyet ayırt etmeksizin söylemek gerekir ki, türk gençleri kültürsüzdür.
kızı erkeği farketmez.
oturup da iki kelime siyasetten konuşamazsınız mesela, ya da konuşursunuz ama çoğunun fikri yoktur, papağan gibi sadece milliyet siyaset haberlerinden duyduklarını söylerler.
iş hayatı ile ilgili konuşamazsınız, çünkü çoğu sadece önlerine konulanı yapmak, hatta kimse farketmeyecekse yapmamakla mesguldür, ilave bir şey öğrenme gereği duymazlar.
sosyal hayatla ilgili konuşamazsınız, çünkü çoğunun sosyal hayatı bir kafeye gidip dedikodu yapmaktan, sağı solu kesmekten ibarettir.
rousseau veya schopenhauer kadınların sanat ve estetiği kavrayacak genişlikte akılları olmadığını savunurlar. Buna rağmen avrupa'daki kadın sanatçıların sayı ve becerileri malumdur.
bizimkiler ise tam leş. sanat yok, kültür yok. ancak kahraman tazeoğlu gibi şiirsel arabesk kitapları ve çay edebiyatı. bunun dışında bomboş diziler, filmler, dedikodu, entrika...
Mevzu sadece Türk kızlarının veya erkeklerinin değil koca bir halkın kültürsüzlüğü ile alakalı ancak son jenerasyonda özellikle göze çarpıyor.
En basit örnekle kütüphanelerde kitap okumaktan ziyade ders çalışan güruh...
Bu onların suçu değil elbette, sistemin, aile ve toplumun dayattığı meslek, okul, yaşam şartları, maaş vesaire...
Gençleri hatta çocukları kitap okumayan ama kafası soru bankasından kalkmayan bir hale getirmekte.
Ben buna: '' soru çözebilen ancak sorun çözemeyenler'' diyorum.
Nitekim yansımaları sırf bu sebeple olmamakla birlikte sorunların çözümünde şiddet kullanmak, antidepresan tüketiminin artışı, intihara olan yönelimin artışı gibi sorunları doğurmanın bir parçası olmakta.
Bir kitap bile okumadan onlarca soru bankası bitiren bireyler; yaratıcılıktan, analitik düşünceden, farklı bakış açıları ile dünyayı kavramaktan uzak oluyorlar. Başarılı olmayı, ahlaklı olmaktan daha fazla önemseyen bir nesil var artık.