kitap okumaktan uzaklık yanında stres de en temel nedendir... örmeyen bilmez, odaklanıp kafayı dertten tasadan uzaklaştırmaktır örmek...dozuyla tabii ki...
cahil bir toplum olmamızla alakalıdır.
erkeklerimiz kahvede pinekler, kadınlarımız da örgü örerek gün gün gezerek vakit geçirirler.
tabi bu ebeveynlerin çocuklarından çok da birşey beklenmez...
merak değil, zorunluluktur. eskiden kızlar ördükleri dantelleri ve türevlerini sergileyerek becerikli olduklarını kanıtlamaya çalışırdı. hamamda dans, evde örgü-yemek, istenme günü kahve... kriterler bunlardı. daha sonra teknolojinin gelişmesi fakat insanımızın gelişmemesi sebebiyle, kadınların eve hapsedilmesi ve meşgale arayışlarının sonuçsuz kalmasıyla başladıkları zaman geçirme eylemlerine dönüştü. bu el becerisi, ilerleyen zamanlarda torun tombalağa kazak, atkı, patik vs olarak geri dönecektir. sonuç; örgü yeteneği olan kadın her işin altından kalkabilir. gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.
eskiden daha anlamlı olan bir uğrastır. yasam standartlarının değişmesiyle gerek kalmamıstır. ama örgüden kasıt nedir açıklamak lazım, kazakta örülebilir, eldiven, atkı ve çorapta. nitekim sevgilinin ya da annenin ördügü çorap, kazak, atkı vs, dünyanın en kaliteli ve pahalı markalarından daha kıymetlidir,çünkü en sevdiginin göz nuru vardır. kastedilen bu masa örtüsü vs ise, onlarda eskiden süs, gösteriş unsuruydu artık günümüzde pek yeri kalmadı hatta kullananlar garipsenir oldu. ama ynede otantik. ha bana sorarsan kullanmam evimde.
türk kadınının öyle bir merakı varsa bu merak ilk önce "zorunluluktan", daha sonra da "yaratmak" tan gelmektedir.
örgü de sanat kollarından biridir. dantel de, nakış da öyle.
kendi renginizi, kendi modelinizi seçmek sonra bunlara belki de kendinizden bir şeyler katarak hem işlevsel hem de görsel obje çıkarmak. sanat değil de nedir? *
-"örgü şişleri de hiç elinden düşmüyo hayriye teyze, ne bu hamaratlık böyle"
-"hazır konfeksiyon dünya kadar para a kızım, alırım 2 çile ip, çilemse çekerim kaderimse örerim der bizim beye ve çocuklara kazaklarını ben örer giydiririm,para da cebimizde kalır,mutfağa harcarız"
kışın ''sana kazak örüyorum kızım'' diye başlanılan iş genelde yaz aylarında biter, kışlıkların arasına atılır, unutulur, kışın da daha güzel bi kazak alınmış ve o artık umursanmamaktadır, mutlu başlayan hikayenin hüzünlü sonu.