oyuncu kalitesi olarak baktığında kaliteli gibi gözüken, ama genellikle içinde emekliliğe bir adım uzakta olan isimleri barındıran bir lige sahiptir.
taraftarların kalitesi de ayrı vasattır. tribünde öküz gibi böğürüp sahaya eline ne geliyorsa atmayı marifet sanan tipler taraftar profilini oluşturmaktadır.
son dönemde yabancı kuralının kalkmasıyla gelişim gösteren futbol.
dikkatinizi çekerim ; türk futbolu gelişti. türk futbolcular değil. altyapılar gelişmediği sürece beşiktaş gibi her yıl avrupaya katılan takımlarda oynayan türk oyuncu sayısı 2'yi 3'ü geçmeyecek. belki de önümüzdeki yıllarda tek bir türk oyuncu dahi kadroda olmayacak.
elbette ingiliz , italyan kulüplerde yabancı futbolcularla oynuyor. fakat bu ülkelerin milli takımlarına baktığımızda ; oynayan bir futbolcunun 5-6 hatta 10 tane yedeği olduğunu görüyoruz. adamlar altyapıyı zaten kurmuş. milli takıma oyuncu pompalıyorlar. önlerindeki 10 seneyi garantiye almış biçimde ilerliyorlar.
bir de bizim milli takıma bakın. cenk tosunun kaç yedeği var? 3 veya 4 yedeği var adamın. geri kalan forvetlerde ilk 11 kalitesinde bile değil.
ha tabi arada bir altyapıdan çıkıp harika performans gösteren oyuncular oluyor.
ama 1 2 sene içinde adamı öldürüyoruz resmen. en güzel örneği (bkz: ozan tufan).
güzel şeyler yapıyoruz. ama bu güzel şeyler yaptığımız işlerin %20 si falan. geri kalan %80 hüsran..
biz hep %20 ye baktık şimdiye kadar.
biraz da o %80 i eritsek hiç de fena olmaz.
bu ülkede en büyük sorun hakemler diyorlar ya. ben de şunu söylüyorum: bu ülkede çözülecek en son sorun hakemlerdir.
hobi olarak bile takip edilmemesi gereken ülke futboludur.
yukarıda da denildiği gibi, her yönüyle leştir. verilen demeçler, basının olaylara yaklaşımı, taraftar profili gibi birçok sebepten insanı futboldan soğutur.
başarılı olamadığımız bir "alan" daha.
spordan ve sportif faaliyetlerden anlamıyoruz; gençlik ve spor bakanından mhk'ye kadar, takım yöneticilerinden spor yorumcularına kadar.
bazı eski sevgililerim hatta eski karımdan da duyduğum bir cümle vardır; "sen futbol cahili, futbol kültürsüzü bir insansın".
ilginçtir hayatıma giren kadınlar bana "futbol cahili" derken kendilerinin "ofsayt" kuralını bilmemesi nasıl bir ironi acaba? (habire futbol delisi kadınların karşıma çıkmasını ise değerlendirmek bile istemiyorum)
bu mevzu şuradan açıldı; biri sözlük içinde mesaj atmış bana diyor ki: "sen ne ukela dömbeleği bir insansın, gidip hemcinslerin gibi futbol goygoyu yapsana" diye... kişinin ismini vermem (işkenceye maruz kalırsam verebilirim), mesajına da cevap vermeye tenezzül etmedim ama sırf gönlü olsun ve "carlamasın" diye futbol hakkında da yazayım bir şeyler...
Bendeniz bu "Süperlig" deyimi gibi görmemişlik kokan "upgrade" çabalarına uyuz oluyorum efendim... Seyirci tarafından rakip takımla dalga geçmek için "kümeye, kümeye" sloganıyla küçümsenen bildiğimiz babadan kalma ikinci küme, "birinci lig" yapıldı... Oldu olacak bildiğimiz eski birinci ligi "Megalig" yapsınlar, ikinci küme Süper olsun, üçüncü küme de Jumbo...
Görgüsüzlüğün dibi var mı?
isterseniz birinci ligi "Giga" yapın... Mahalle arasında top koşturan çocuklar için de, bakın bakalım, Yunanca sözlükte uygun bir terim var mı?
Bizim çocukluğumuzda yaptığımız mahalle maçına, televizyon spikeri havalı olsun diye şimdilerde "street ball" diyor bu görgüsüz ülkede... Bunların nesini ciddiye alayım?
Play-off demek, ittire kaktıra altı maç daha demek. Beşinci ile sekizinci sıralar arasında "haybeden" bir play-off daha (UEFA kupası içinmiş yada değil bilmiyorum), al sana toplam kırk altı maç.
Yani büyük kulüplerin ve maçları yayınlayacak televizyon kanalının biraz daha para kazanmaları demek. Öte yandan seyircinin de biraz daha zevklenmesi demek tabii. Öyle varsayılıyor.
Bu durumda hedef birinci olmak değil, ilk dörde girebilmek çünkü dördüncü takımın da şampiyon olma ihtimali var.
O zaman kim niçin uğraşsın birinci gelmeye? Didinmeye ne gerek var, dördüncü ol yeter, sonrası Allah kerim.
Diyelim ki birinci gelen takım ligi 75 puanla bitirdi, dördüncüyle arasında 20 puan fark var, onlar da 55 puan topladılar. Şampiyon olabilirler! O zaman niçin uğraşsınlar 20 puan daha almaya, açığı kapatmaya?
Beraberliğe yat, ara sıra yenilsen de aldırma, ilk dörde gir... Olmayan futbol kalitesi de büsbütün yerlere düşsün. Ağalar da para kazansınlar taraftarın sırtından.
Birinci bitiren takım playoff'ta kaybetsin de gene cam çerçeve kırılsın... Düşündünüz mü hiç bunları? Düşünmediniz.
şike olayları mesela... o konuda da UEFA'dan yiyeceğiniz tokadı düşünmediğiniz gibi.
Karar almaya korktunuz, bazı büyük takımları küme düşürtmeye maçanız sıkmadı o zamanlar. Türk futbolunun içine düştüğü çirkef temizlenmesin, halının altına süpürülsün yeterdi değil mi?
Kenan Evren bile daha dürüsttü, hiç utanmamış, küme düşen Ankaragücü'nü "Fener, Galatasaray ve Beşiktaş Ankara'ya gelsinler de seyredeyim" diye emirle tekrar birinci lige çıkarmıştı!
Pardon, Süperlig'e. Maxilig'e. Jumbolig'e. Giantlig'e. Ya da ne haltsa.
Ben uzun süredir Türkiye'de maç seyretmiyorum.
Zaten Barcelona-Real Madrid maçlarını gördükten sonra bizim maçlara bakmak, Erman Toroğlu'nun lumpen deyimiyle "şişme kadınla sevişmeye" benziyor.
Daha kibar olsun diye "halı sahada oynamaya" diyelim.
rıdvan dilmen veya fenerbahçe kongre üyesi servet yardımcı federasyon başkanı olur. aykut kocaman, nedeni belirsiz! bir öz güvenle söylediği üzere şampiyon olur.
aykut, milli takımın başına geçer. yanına fatih terim in indirilmesinde büyük rol oynayan oğuz çetin i yardımcı antrenör; rüştü yü de kaleci antrenörü olarak alır.
türk futbolu sadece çocuklukta güzeldir. çocukken yaptığımız maçlar gerçek futboldur. şimdilerde türkiye futbol ligi diye izlediğimiz saçmalığın adı futbol bile değildir.
kimsenin kimseye saygısı yok ki; en başta futbolcuların diğer futbolculara saygısı olması gerekir. ne bileyim çalım yediğinde çat diye ayağına geçirmemesi gerekir.
futboldan keyif almak ve seyircilere de keyif vermek geri plana atıldığından beridir bu böyle. önemli olanın; ne pahasına olursa olsun, ister yerde sakat numarası yaparak, ister önüne gelen topu şişirerek, ister adam sakatlayarak puan almak olduğu fikrini benimsedi herkes.
taraftarlara bakıyorsun hakem hatasıyla maç kazandığı bariz bile olsa rakip takım taraftarına kudurun diyebiliyor; çünkü her yol mübahtır bu yolda düşüncesi hakim. zaten takımların taraftarları da yönetimleri de birbirine düşman. öyle iğrenç bir futbol ortamı var. rekabeti bile beceremiyoruz.
sporcusuna bakıyorsun milyonları cebine indiriyor ama isteksiz, koşmuyor. keyif çatmayı ihmal etmiyorlar ama o götlerini kaldırmak arada sırada akıllarına geliyor. sporcunun kendi işine saygısı yok.
futbolu yorumlayanlara bakıyorsun, allah belalarını vermiş. bu ahmet çakar'ın değil futbol ile insanlıkla uzaktan yakından bir alakası yok ki... futbolun dışındaki etkenler bitti mi peki, hayır. hükümetin beşiktaş'ı desteklemesi, fetö'nün galatasaray'ı desteklemesi, fenerin şike yapması iddiaları. yalan ya da gerçek. trabzon'un hakemi alıkoyması, çomarspor'un sahaya çakı fırlatması,maç bitmeden sahaya girmesi... say say bitmez bunlar.
bizimkiler de kalkmış hala galatasaray vs beşiktaş diye başlık açmışlar. ikisi de takım değil. ikisi de futbol takımı değil kardeşim neylerini kıyaslıyorsun?? kalitesiz, çapsız, vizyonsuz, misyonsuz öylesine varlığını sürdüren, bizim gibi mallar sayesinde de zenginliklerine zenginlik katmaya devam eden insanların sürdürdüğü bir masal.
bakın türkler futbolu sever, türk futbolu diye bir şey vardır ama eskide kalmıştır o. kapitalizmin futbolu da egemenliği altına alması en çok bizim futbolumuza yaramamıştır. avrupa futbolunda rekabet de kalite de artarken biz de gerilemiştir.
dün gece brezilya ligi maçını izledim yahu yok böyle güzel, keyifli bir maç. adamların hepsi oynuyor. güzel paslaşmalar, şık dokunuşlar, koşuyor hepsi koşuyor, vuruyor... bizim ligimizin gerçekten beş para etmez olduğunu çok iyi anladım. colin kazım oynuyor yahu bizim yıllar önceki kazım kazım. mis gibi de oynuyor corinthians'ta. bunun bitmiş olması lazımdı halbuki. dirk kuyt'un da bitmiş olması lazımdı mesela ama hollanda liginde akıyor maşallah.
demem o ki şu aptal fanatikliğimizi artık bir kenara bırakalım, takımların her maçını o gün ve ertesi gün boyu gündeme oturtup, boş laflar etmeyi bir kenara bırakalım. biri kalkıp tinerci diyor beriki kalkıp vardar bir hayır diyor. aptal aptal kin besliyorsunuz birbirinize. bundan sonra kendi takımımı da savunmayı bırakacağım hepsinin canı cehenneme.
içler acısı durumunu kimse anlamıyormuş gibi yaptığı türk futbolu. gelsin yıldızlar, sömürsün bizi anca. cebinde iki kuruş olmayan heriflerde, milyon dolar alan herifleri sırtına almaya gitsin havaalanına. galatasaray ve fenerin uefa avrupa ligi gruplarına kalamadan elenmesinin açıklaması olamaz abi. mesela şunu söyleyebilirim; cl'de, başakşehir sevilla'ya kötü olduğu için elenmedi. sadece o topun o direğe, kader tarafından çarpması gerekiyormuş olduğu için elendi.
Türk futbolunun şuanki durumuna bakınca artık ciddi ciddi futbol üzerinden toplumda kaos, anarşi ve kalkışmalar hedeflendiğini düşünmeye başladım. ısrarla düşünmek istemiyordum bir kaç yıldır ancak fenerin otobüsünün kurşunlandığı vakadan bu güne olaylar başka bir noktaya gelmiş bulunmakta.
Bir kaç şey yazasim var bu konu hakkında.
2009-2010 sezonu ile başlamak istiyorum tahmin edildiği gibi Bursaspor'un şampiyonluğu ile bitmiştir. Gerçek bir başarı hikayesi var burda ve bu tarihten sonra Türk futbol Tarihinin En kötü zamanları başlamıştır.
2010-2011 sezonu tam bir kaos ortamı yaratır. Aziz Yıldırım'ın da dediği gibi "şike yaptıysam fenerbahçe için yaptım." Bunlara uefa ceza verdi ama bizim TFF yönetimi bunları akladi.
Gelelim milli takıma bir milli takım düşünün arkadaşına silah çeksin ? Bir milli takım düşünün hocası futbolcuları ile kanlı bıçaklı olsun ? Su ana kadar arda Turan Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yetenek bence ama bizim basın adamı öyle bir hale soktu ki adam kendini ne hale soktu. Aynı olayı emre mor üzerinde görebiliriz. Bana göre emre bu ülkede bir şeyleri değiştirmeye en yakın oyuncuyu oldu. Ama adamı Dortmund bile eğitemedi amk. Saldı başından yine burda medya ve Türk futbolcu anlayışı öne çıktı.
Gelelim fatih Terime...
Tam bir egoist ve bencil biri. Galatasaray dışında hiç bir yerde olmaması gereken biri. Basın ile ilişkileri, hakemlerle ilişkileri ve son olaylar nasıl bir karakter olduğunu ortaya koydu. Mekan basmak ne amk sen bir ülkenin en büyük değerlerinden birini temsil ediyorsun ? Söylenecek çok şey var bu konuda ama gereksiz kalır.
Son olarak Yıldırım Demirören ve çomarlari bu futbolun amina koydular. Türk teknik direktörlere gram güvenmeyen bir oluşum yarattıkları için onları tebrik ediyorum. 76 yaşında 13 14 sene önce bu ülkede bulunan birini ülke futbolunun başına koydular. Bu adam Lucescu bana göre çok başarılı biri ama milli takımda bu adamın işi ne arkadaş ? Kimi tanıyor ne oynatacak. Dünya kupası için ölüm kalım maçı sayılan Hırvatistan, izlanda ve Ukrayna maçları var ve sen gavurun birine emanet ediyorsun. Şimdiden geçmiş olsun en iyi ihtimalle 4. Oluruz. Benim burda en büyük adayım mustafa reşit Akçayti.
Bu adamlara şans verin arkadaşım bu adamlar ekol yaratıyor. Kemal özdeş olsun Rıza Çalımbay olsun verin şans.
Şimdi kısaca bakın Türk futboluna Beşiktaş iyi diyorsunuz adamlar alt yapıdan bu ülkeye ne kazandırdı ? Bi bakın.
Alt yapı gelişmesi lazım yoksa bi cacık olmaz. Galatasaray ligler başladığı zaman istiklal Marşı okuyacak oyuncusu olmayacak. Bu ülkenin en büyük değerlerinden biri bu takım ve haline bi bakın.
14 yabancı kuralından sonra kıpırdanma yaşamaya başlamıştır.
son 2 senedir avrupaya futbolcu gitmeye başladı.
enes ünal, cengiz ünder, Çağlar Söyüncü, emre çolak gibi oyuncular avrupa ya transfer oldu. cengiz hariç hepsi başarılı.
bu ülkeden yurt dışına kaleci gitti. boru değil cenk gönen malaga ya transfer oldu. milli takım oyuncusu bile değil.
beğenilmeyen semih kaya sparta prag takımına transfer oldu.
yabancı sınırı varken türk futbolcular para için oynuyordu. takımlar yerli futbolcuya muhtaç olduğu için istediği parayı veriyordu.
şimdi aynı paraya yabancı alınıyor. vergiyi kulüpler ödüyor.
yedek veya takımsız kalacaklarına avrupaya gitsinler eğitim alsınlar.
teknik anlamda futbolun başında olanların futbol eğitimi ne ki bir şey bekleyelim.